sacmalamada sinir tanimadiginiz alan

1.

bir iş görüşmesinde form doldurulurken en öndeki formda ki sorudur.

   olurmulanacaba   12.03.2009 18:29 ~ 18:32
   #1246984
2.

şeylere karşı çok idealist bir beşiktaşlı duruşum olsaydı, o duruşumdan kanun olacak hipotezler üretebilirdim. yaratıcılıkta sınır tanımamanın verdiği gazla yüzleri gözleri carbon dolmuş sefil çocuklara süpermenlik yapardım. o çocuklar ki neşesiz, bitkin, bezik, süzük, çoktan seçmeli yaşam formunun en alt basamağında çaresizce sallandırılıyorlar. çürümüş nesiller, sitemkar, fakat yine de itaatkar. zamanı bükebildiklerinden şüpheliyim. ya da zamansızlıkları...

sadece öldüklerinde değerleri anlaşılacak insanların bir anlık gafletle değerlerini küçültme istemlerini görüyorum. fütursuzca edilen küfürlerin havada çılgınca dans edişleri ana haber bültenlerinde unidentified flying objects başlığıyla yayınlanıyor. bunu niye yaptıklarını anlamak zor değil. toprağın altında kendini değerli hissetmek.. iyi bi' şey mi bu? sanmam. peki niye bir anlık gaflet?
-ölüm tortusu-

"almanya'dan oğlumuz gelecek, lütfen çıkın" yalanının arkasına sığınan gaddar ev sahibiyle, eli mahkum hayatı boyunca kabuk değiştirmek zorunda kalan/bırakılan lordum insanı, ezikselliği yüzünden okunan, ya da yüzü aşağıya 60 derecelik dik! bir açıyla eğilmiş olduğundan okuma gerektirmeyen. köleliği matah bir şey sanmaları değil, köleliğe mecbur bırakılmaları. algıları yarı kapalı, gözleri yarı açık, en nihayetinde mahkumlar. onların da değerleri öldüklerinde anlaşılacak...
x'e değer ver! x=0

küçük bir çocuk, ağlamaksız, başı dik, dengesizlik çukurundan yeni çıkmış bir hal, fakat yine de yaşına göre bir hayli olgun.

profil bilgileri inceleniyor.
(-baloncuk-) göze çarpan bi' gariplik teşhis edilemedi.

ruhsal bilgilerine ulaşılmaya çalışılıyor.
(-baloncuk-) ulaşılamadı!!

"bana bak adam! beni kimse dövemez, ben kimseden dayak yemem ki! beni yere yatırıp tekmeyelebileceğini sanma, ağzım yüzüm dağılır mı sanıyorsun benim? kollarım morarır mı? ha?

-savaş meydanında görkemli görünmeye çalışmak-

geçmişini silebilme çabası sonuçsuz/

bir sebeple yıkılan 5 katlı binanın 3. katındayım. yıkılma anını çok net hatırlıyorum. 3 gün enkazın altında hareketsiz kaldım. bir adam belli aralıklarla gelip sek rakı içirdi. susuzluğu daha da hissetmemi sağlıyordu ipnetör. 3. günün sonunda öldüğümü hatırlıyorum.

"bari biraz da meze getirseydin be götveren"

   yazamaz   10.09.2009 22:59 ~ 23:28
   #1595026
3.

yolun sonunda köşeye sıkışmış duran bir trafik lambasının araçların içerisindeki loş insan görüntülerini gözlemlemesini hayaletmek. burnunu karıştırdığı o harika zamanlarda, -o keyifle- kendinden geçmiş damperli tır operatör asistan yardımcısı mı dersin, daha birkaç saat önce seri üretim yaptığı her halindan belli olan nuri alço tipli tipsiz su samuru mu dersin, yılların eskitemediği bir fahişeyi yan koltuğa hapsedercesine bağlamış emniyet sübabı mı dersin, turpun domatesle oluşturduğu marul kardeşliğinin en zayıf halkasını halka arz etmekle yükümlü rasyonalist pazarcı mı dersin, renk renk insan manzarası, deli bir koşuşturma.

lambada!!! o köşeye sıkışmışlık, o devinimsizlik, o değersizlik hissi, o görev bilinci, o dik duruş, o manasız yanış, o manalı sönüş, insanların gün içerisinde en çok küfür ettiği şeylerden biri olmak.

"yan artık mınakoyım"
"yine yetişemedik anasınıs kim"

tembelligin fakirlikle buluştuğu köşe başında.. her kırmızı ışıkta arabaların önüne atlayan, dua satıp üç beş kuruş kazanmak isteyen seyyar yalancılar, her kırmızı ışıkta üç beş lira kazanmak için yalvar yakar cam silen/sakız satan yapışkan ve karaktersiz dilenciler, yüzlerindeki anlatılmaz buruk sevinç ile akşam vereceği hesabı düşünen uykusuz piç damgası yemiş bi nebze dürüst daha çok hakir insanlar. hazır yiyiciliğe alışma korkusu, sesini duyurmaya korkarak çevre tarafından dışlanan insan olarak büyüme telaşı, büyüdüğünü sanmanın neticesinde oluşan -x kişisine göre fikirlerin- fakat daha çok fikirsizliklerin karşı taarruza geçtği beyni ele geçirmeye yönelik, cephanesi bir avuç umuttan ziyade bir avuç nefret olan, simsarı belirsiz ölüm kalım savaşı.

gündüzleri mac donalds'ta whopper menü sipariş edip, starbucks'ta buzlu caramel macchiato içmek. geceleri gidilen barlarda düşürülen hatun/adam larla sabuha! kadar dans edip, zil zurna eve geldikten sonra fare misali başını! sokacak delik aramak.

-bu anahtar bu kapıyı açmıyor ağbi yanlış eve mi geldik acaba-

beri yandan her kırmızı ışıkta o lambaya bakan bir sevimsiz var. bir aşkın enkazını kaldırmakla meşgul hala, ve hala birtakım sesler geldiğini iddia ediyor o enkazdan.

"enkazın altında kalan hayalleri olunca, daha da akutlaşıyor insan"

ps: insanın kendisine özgürce saçmalayabileceği bir hava sahası yaratması ne hoş.

   yazamaz   11.09.2009 13:55 ~ 16:49
   #1596543
4.

<bkz: evrim teorisi>

   ecelin olurum   11.09.2009 13:56
   #1596544
5.

<bkz: aşk-ı memnu>

   penceremden gir iceri   11.09.2009 14:34
   #1596624
6.

ve bir gün, köşe başından çıka geldi. onca zaman sonra, hiçbir şey olmamış gibi. az önce ayrılmıştı sanki yanımdan, bi eşyasını untumuştu da almak için geri dönmüştü. çok ani oldu gelişi ve ben buna hazır değilim.. bunu çok iyi biliyordu.. darmadağın olacağımı çok iyi biliyordu..

bir evde tek yaşamanın en zor yanı, bir ikinci şahsın size: 'kalksana yavrum geç oldu, sevgilim uyan artık, hayatım işe geç kalacaksın' benzeri seslenişleri olmadan uyanmaktır.

efendim ayıptır söylemesi ben bir yalancıyım. adına 'felek' denen zat-ı muhteremden bizim payımıza da bu çıktı. sakın yanlış anlamayın haa şikayetçi falan değilim. bilakis memnunum halimden.
- bizim meslek iyidir, güzeldir ama ters bi yanı var.
- nedir o?
- anlatamazsın ortalıkta ne iş yaptığını, sorarlar 'ne iş yapıyorsun?' diye.. işte o zaman içine oturuverir..

   zelooo   11.09.2009 20:50
   #1597528
7.

<bkz: meditasyon>

   perilousness   11.09.2009 21:11
   #1597585
8.

ortak bir geleceklerinin olmadığını baştan bilen çiftler daha az sakıngandır sevişirken. biz böyleyiz işte, ortak bir geleceğimizin olmadığını bilmenin verdiği gevşeklikten sıyrılamadan yaşıyoruz. belki de sıyrılmaya çalışmak yine bize tezat bir gerçekle geri dönüyor: umutsuzluk.. birlikte yapamayız çünkü birlikte olabilmeye dair umudumuz yok.. biz başka başka tellerden çalan başka başka insanlarız. ama söz dönüp dolaşıp 'sevişmek' fiiline gelince, biz kesin suretle birbiri için yaratılan insanlar gûrûhundayız. aslında en iyisi hayatımızı kontrol edemediğimizi bir an önce itiraf etmek kendimize. yaptıklarımızdan sorumlu tutulabiliriz belki ama; yolaçtıklarımızdan, sanmam..

   zelooo   11.09.2009 22:41
   #1597862
9.

süt kazanında yüzerken süt kokusu alınmazmış ya, benimki de o misal. ya da kaybettikten sonra anlaşılan değerler silsilesinden bir parça. yok aslında ben biliyordum kıymetini de yokluğuyla daha bir anlaşılır oldu. gerçi varlığına alışkın olmadığın birinin yokluğuna alışmak çok daha kabullenebilir oluyor orası ayrı.
ben böyleyim akıliçi unsurları devre dışı bırakıp zihnimde saçmalıklar peyda ediyorum. böyleyim ben, birine haddinden fazla değer verip, kazıklandığım halde 'hırsızın hiç mi suçu yok?' cümlesinden nasibimi almadan kendime girişiveriyorum. karşımdaki pek bi mükemmelmiş de tüm yanlışların kaynağı benmişim gibi kabulleniveriyorum her sersemliği.. yaşanılanları infaz ya da imha etmeye çalışsam da yüksek başarısızlığım burda da ele veriyor kendini, üstüne gitmeyip unutmak için biriktiriyorum diğerlerinin barındığı kumbaramda. muayyen bir coğrafik alanda zikrettiğim davranışlarla devam ediyorum depresif modlarıma.

   zelooo   11.09.2009 23:00 ~ 23:01
   #1597931
10.

hayatımın her bir yerine serpiştirilmiş olarak o'nu yaşamak istemiyorum. sadece istediğim zamanlarda zihnimi yoklaması yetiyor bana. o'na garip bir hayranlık besliyorum. benim o'na hayranlığım o'ndan bağımsız bir devlet gibi, var olmak için dış yardıma ihtiyacı yok.. bazı zamanlar sevmediğim hisler uyandırsa da, hala o'nu düşünüyor olmam da bu yüzden.

   zelooo   11.09.2009 23:07
   #1597951
11.

sıcak benzin kokan, kapalı ve yağmurlu havalarda, saç-baş dağıtan cinsten bir sıkıntı duymamın sebebini yıllardır anlayabilmiş değilim..

elimde on mafsal ile karter sökerken, başımdan aşağı şıp-şıp diye damlayan yağmur damlalarına bakarak, newton'a ana-avrat küfretmeye başlıyorum bazen..

bijonlar diş kapıyo ya hani bir de, bak o zaman dinden-imandan çıkmama ramak kalıyor. evet ulan! deliriyorum..!!

   dieu   11.09.2009 23:13 ~ 23:15
   #1597962
12.

yaptığı hatanın farkındalığıyla terden utanç içinde kaldı. boğazı yanıyordu. film şeridi gibi bir bir geçiyordu hayalinden yaşanmışlıklar. kah sahte bir gülüşün arkasında, kah çattığı kaşlarının gölgesinde anlatmaya çalışıyordu yaptığının aslında kurtarılabilir bir hata olduğunu.. anlattıklarının kafi gelmeyeceğini anladığında gitmek arzusu vardı içinde.
peki bu gitmeler neyin nesi?
peki ya bana bırakacağın bu taşınması zor hasretler?
gidemezsin! beni bırakıp hiçbir yere gidemezsin!..

   zelooo   11.09.2009 23:15
   #1597969
13.

hayat bu, yaşıyoruz işte. kimi dik, kimi boynu bükük. hayatın saçmalardan seçmeler bir kolaj olmadığını kim, nasıl iddia edebilir ki?

   slaw   11.09.2009 23:16
   #1597972
14.

.. baktım öyle arkasından..

film şeridi gibi geçen dramatik anlarda, beraber rol kestiğim insanın mavi-kırmızı çizgili kazağını ilk defa arkadan görüyordum. saçları da beline kadar ve siyahtı. arkasından koşup, son bir kez oynamamı salık veriyordu içimdeki adam. ellerim cebimde biraz daha ısınır gibi yapmıştı bu sefer, çıkarıp hohlamama ise hiç gerek yoktu..

''frank sinatra gibi adamsın lan'' dedim bir ara. kendi kendime gülerken, gözlerim karşıdaki şişman ve orta yaşlı kadına takıldı. acaba bana deli gözüyle mi bakmıştı? gidip neden güldüğünü sormalıydım. zira, bu saatten deli olmaya veya öyle gözükmeye hiç niyetim yoktu..

gidelim lan burdan dedim.. neden diye sormadan yürümeye başladı bacaklarım...

   dieu   11.09.2009 23:23 ~ 23:24
   #1597993
15.

#1731863

   zelooo   07.01.2010 22:05
   #1840409
16.

<bkz: sözlük>

   ciglipafmispehh   07.01.2010 22:06
   #1840413
17.

soru çözdüğümde çok saçmaladığımı hatırlarım mesela.resmen soruyla atışıyordum.
-yeter artık allahın belası çık ortaya
-anasının da çocuğunun da yaşının da ha
-öl geber öl öl öl
-tamam kabul tam hocalıksın
böyle devam eden saçmalıklar silsilesidir.

   degetya   07.01.2010 22:13
   #1840424
18.

konuşacak bir şey yoktu. konuşmadık bizde. başımı çevirmedim. ondan yana bakmadım. gidişini görmeyi kaldırmadı yüreğim.

   zelooo   31.03.2010 21:02
   #2003408
19.

----- spoiler -----
gitmek ama nereye? önemi yok. gitmek ama niye? cevabı yok. aslında varılacak yer dahi o kadar mühim değil, zira aslolan gitmek, gidebilmek. zaman zaman... her zaman.
----- spoiler -----

   zelooo   27.12.2010 08:59
   #2263717
20.

----- spoiler -----
şimdi sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi gerekiyor mu? diye sormuş nazım hikmet. o muazzam ve duru üslubuyla.

bir yandan şarkılar çıkıyor piyasaya, ardı ardına. hepsi de aşk üzerine. sözler benzer, iddialı. diziler çekiliyor peş peşe. gene hepsinin ana teması 'büyük aşk'. ama televizyonu kapatıp kendi hayatlarımıza döndüğümüz anda, ne yazık ki 'büyük aşk'tan anladığımız 'büyük ego'.biz elmanında muhakkak bizi sevmesini bekliyoruz. yetmiyor. elmanın hayat boyu sadece ve sadece bizi sevmesini, varlığını bize adamasını, biz ne dersek harfiyen yapmasını istiyoruz. biz aşkı egomuza hizmet etmekle yükümlü bir kâhya bellemişiz adeta. ve bu yüzden işte, aşktan nefrete bu kadar çabuk, bu kadar kolay savruluyoruz.
----- spoiler -----

   zelooo   27.12.2010 09:06
   #2263724

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır