sehir yasaminda kadinin yeri

1.

sehir dedigimiz olgu tarih oncesi caglarda gocebelikten bikarak tarim ile gecimini saglamaya baslayan insanlar ile birlikte olusmus olgudur bununla birlikte sehir yasami; uygarlik denilen kavramin gelismesinde de onemli rol oynamistir. antik caglardan gunumuze uygarliklari inceledigimizde ise kadin hakkinda onemli bulgulara ulasabilmekteyiz. ornegin; antik yunan’da sehir hayatinin temel diregi olanlar; köleler, kadınlar ve yabancılar disinda kalan özgür erkekleri kapsamaktaydi. demokrasiden soz edilebilen bir ortamda demokratik olmayan kurallarin simgesiydi kadinlar. ticaret ile daha da uygarlassa da toplumlar, feodalizm kentlerin içine kapanarak önemsizleştiği ve şato merkezli, kırsal yerleşimlerin yaygınlaştigi bir manzarayı uzun bir zamana yayan bir etmen olmus, daha sonradan ortaya cikan burjuvazi kesimi ise uygar olmanin citalarindan biri sayilmistir. fransız devrimi ve sanayileşme süreci ile birlikte ise somurgelesme basladigindan ticaret burjuvasi damgasini vurdu modern sehir yasamina. burjuvazi, fransız devrimi ile kral ve aristokrasinin siyasi gucunu yiprattiysa da, tam bir egemenlik kurması için daha zaman vardi. kapitalist üretim sekliyle birlikte üretimin merkezileştiği mekanlara, kirsal alandan yogun göç hareketleri basladi ve sonuçta da işçi kentleri oluşmuştu. avrupa’da sosyo-ekonomik, sınıfsal, siyasal ve ekolojik pek çok alan köklü değişimler gecirdi sanayileşme süreci sayesinde ve modern kent yaşamı şekillendi. batıda geleneksel toplum yapısından modern, kentleşmiş toplum yapısına doğru degisim yasanirken kadının kentsel yaşamdaki konumu da değişime uğrar. kadınların 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak, kısmen de olsa, sosyo-ekonomik alanda yer aldığı ve konumunu geliştirmeye calistigi gozlemlenmisti. batı kapitalizminin iş yaşamına etkisi ve imalatin hızla gelişmesi; kadınları da etkilemişti. savas sonrasinda azalan erkek nufusu ile birlikte kadina daha cok is dusmeye baslamistir. ekonomik liberalizm bunyesindeki bu degisimler; hukuk, laiklik, demokrasi gibi siyasal liberalizmin unsurlarıyla bütünlesmis, kadınların siyasal yaşama katılımina destek olmustu.

dagilan osmanli devleti ve kurulan turkiye'de de durum farksizdi. kadinlar siyasi, hukuki ve ekonomik ozgurluklerini kazanma yolunda ilk adimlari ataturk yardimiyla da olsa atmislardi. cumhuriyet rejimiyle birlikte ilk olarak medeni hukuk ile kadını her alanda ikinci sınıf insan konumuna koyan şeri ve örfi düzenlemeler kaldirildi. medeni nikahın yasallaşması, boşanmanın kurallara bağlanması ve mirasa iliskin taninan esit haklar ile türk kadını uygarliga biraz daha yaklastirildi. kadına önce seçme ve sonra seçilme hakkının tanındi, kadının kamusal yaşama katılımını arttirilmaya calisildi. millet mektepleri, köy enstitüleri vb.nin açılması ile çağdaş toplum değerleri ile donanmış yurttaşları yaratilmaya calisildi.

tıbbi alandaki gelişmeler sonucu ortalama omurdeki uzama ve tarimda makinelesme sebebiyle koylerdeki genclerin issiz kalmasi, koylerden sehire ulasimin kolaylasmasi, haber kanallarindaki artis ile birlikte koylunun bilinclenmesi ve koye nazaran daha tatmin edici miktarda para kazanma sansi kente olan göçü hızlandırdi. sanayilesme ile birlikte baslayan gecekondulasma sureci, birilerinin para kazanmasina yardim da edince goc daha da kolaylasitirilmaya calisildi ve boylelikle ortaya ne koylu ne de kentli bir sinif cikti. bu sinif iki taraftan da bazi ozellikler almisti, bu nedenle sehir hayatiyla bir turlu butunlesemedi. eğitim, iş bulma imkanı, özgüven eksikliği, toplumsal baskı ve denetim gibi unsurlar nedeniyle gecekondu kadinlari sehir yasamindan iyice dislandilar. gecekondu kadının eğitimi düşük düzeydedir. eğitim düzeyinin düşüklüğü nedeniyle is bulamayan kadinlar ekonomik ozgurluklerinden mahrum kalarak aileye donuk yasamaya basladilar.. egitim ve deneyim eksikliginden dolayi ozguven eksikligi ceken bu kadinlar kendilerini ifade etmekte de zorluk yasadilar. toplumsal baski ve denetim altinda, belli bir kitle icinde yasamaya zorlanan kadinlar, yasayamadiklari deneyimlerin altinda iyice ezildiler. kadının toplumda yalnız evlilikle sosyo-ekonomik ozgurluklerine kavusabileceklerini sandilar, hala da sanmaktalar. bu nedenle kadinlarin psiko-sosyal durumlarinda bir zedelenme gorulmektedir ayrica bu durum cinsel kimliklerini etkileyerek kadinlari buhrana suruklemektedir.

sonuc itibariyle yapilmasi gerekenler aslinda acik ve nettir. egitim, iş bulma imkanı, özgüven eksikliği, toplumsal baskı ve denetim gibi unsurlarda tatmini saglamak icin, kadınlara yönelik sosyo-kültürel egitimlerin disinda, el becerileri ya da baska bir vasita ile kadina ekonomik ozgurlugu kazandirilmalidir. boylelikle kadinlar sehir yasaminda daha aktif hale gelecek, uygarlasma tam anlamiyla saglanacaktir.

   witchorexia nervosa   17.10.2007 21:06
   #678922
 
reklamı kapat

yazdır