seyh sait isyani

1.

gericilerin, terakkiperver fırkasının gazıyla, hilafete dönme çabasıdır. isyanı bastırmak için yapılan askeri müdahale. kerkük'e ve musul'a yapılması planlanan askeri müdahaleyi engellemiştir. türkiye cumhuriyetine zararı çok büyüktür bu isyanın.

   coco_flower   28.03.2007 20:14
   #289001
2.

şeyh sait tarafından türkiye'nin doğu bölgesinin bir kesiminde çıkarılan ve l şubat 1925 - 15 nisan 1925 tarihleri arasına gerçekleşen isyan. elazığ'ın eğil bucağının piran köyünde saklanan mahkumları aramaya gelen bir jandarma teğmeni kumandasındaki birliklere ateş açılmasıyla başladı. ayaklanma hızla genişledi. şeyh sait'in emri üzerinde telefon ve telgraf hatları kesildi, isyancı kuvvetler ilk olarak genç vilâyetinin merkezi drahni'yi ele geçirdiler.

www.turkcebilgi.com

   muselem   01.08.2007 21:47
   #585394
3.

<bkz: şeyh sait>

   ugokhan   01.08.2007 21:52
   #585403
4.

dini gibi görünmesine rağmen etnik bir isyandır.
şeyh said in darağacına giderken "şeriat getirmek için başlattık ama asıl hedefimiz bir kürdistan kurmaktı" sözleri bunu ispatlar bir nitelik taşımaktadır.
aslında isyana destek veren ve vermeyen aşiretlere dikkatli bir şekilde baktiğımızda coğu aşiretin isyanı bir şeriat devleti kurma arzusu taşıdığı gerekçesi ile isyana katılmamıştır.zaten isyana katilan asiretlerin coğunluğu naksibendi tarikatina mensup aşiretlerdir.
isyanın yanlıs anlaşılmasının nedeni de tamamamen bundan kaynaklanmaktadir.şeyh said dini duyguları yuksek aşiretleri yanına çekebilmek için diğer aşiretleri ihmal etmiştir.sanırım bu konudaki düşünceleri ise milli duyguları güçlü olan aşiretlerin isyana kendiliğinden destek verecği idi ve bu konuda büyük bir yanılgıya düştü.ozellikle bu konuda destek bekledigi milan asireti isyana katilmamistir.

isyanın en büyük hedefini ise belirtmemek olmaz, şeyh said in en büyük hedefi diyarbakırı ele geçirebilmekti. bu sayede hem güçlü bir şehri ele geçirip devlet otoritesini yok edecek hem de suriye ve ırak tarafindaki aşiretlerin desteğini de alıp bölgede büyük bir devlet kuracaktı.fakat şeyh said ve adamları sehri kuşatmalarına ve hatta bir ara surlarin içine sızmayı başarmalarına rağmen askerler tarafından geri püskürtülmüşlerdir.zaten bu da isyan için sonun baslangıcı olmuştur.bundan sonra devlet bölgede otoritesini iyice göstermeye(hala gostermektedir) başlamış ve isyanı sonlandırıp elebaşı olarak belirlediği isyancilari asmıştır.
tabi sonuç itibariyle o otorite halkı ezmeye devam ettiği için bölgede bugüne kadar 14 isyan daha çıkmıştır.
aslında baskı ile değilde gerçek reformlar ile bölge sorularını çözmeye kalksaydı devlet bunlardan hiçbiri olmayacaktı. ha ben devletten iyi mi biliyorum bölgedeki sorunun nasıl çözüleceğini, kesinlikle hayır. koskoca devlet işine geleni yapıyor.canı kan isteyince kan akıyor , cani barış isteyince barış yapiyor.
rivayet edilir ki seyh said ve arkadaşlarının asıldığı yerin üzerinde su an bir rakı fabrikası bulunmaktadir. tekelin rakı fabrıkası.

   camasir sepeti   04.08.2007 23:29
   #590668
5.

güzel sonla bitmiş kötü bir isyandır.

   anathema   04.08.2007 23:31
   #590672
6.

türkiyenin kurulmasıyla "dinin elden gittiği" endi$esine kapılan ve ingilizlerle i$ birliği yapıp,ayaklanma çıkaran adamın isyanıdır,$eyh sait isyanı.atatürk diyor ki:

"tarihi okuyunuz,dinleyiniz;görürsünüz ki,milleti mahveden,tutsak eden,yıkan kötülükler,hep din kisvesi altındaki küfür ve melunluktan gelmi$tir."

doğrudur da.milletin en önemli manevi unsurlarından biri olan din,günümüzde de,geçmi$imizde de hep toplumun aleyhine kullanılmaya çalı$ılmı$tır.

$eyh sait,bunun örneklerinden biridir.musulu ise,bu isyanda kaybettik biz.eğer $eyh sait olmasaydı musul türkiye toprağı olacaktı.ama olmadı.

$eyh sait,ülke dı$ına sürülmü$tü.sonra affı çıktı.türkiye-iran sınırına oturdu,türkiyeye giremedi.nedenini sordular:

"gelemem.." dedi,"ihanet ettim,giremem türkiyeye..."

hayatı boyunca da dönemedi.

   buzge   04.08.2007 23:36 ~ 23:39
   #590683
7.

"...13 şubat 1925'te bingöl'ün (o zamanki adıyla çapakçur'un) ergani ilçesinin eğil bucağına bağlı piran köyü'nde patlak veren, dinci, feodal ve ulusal taleplerin iç içe geçtiği şeyh said isyanı, demokrasinin tümüyle rafa kaldırılmasına bahane oldu. aslında sünni zazalar arasında kalan isyan sadece kırsal bölgelerde destek görmüştü. örneğin şeyh said'in diyarbakır'ı ele geçirme girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı, çünkü şehir halkı destek çıkmamıştı. elazığ'da da benzer şeyler yaşandı. lolan, hormek ve hayderan aşiretleri başta olmak üzere pek çok alevi kürt/zaza aşireti şeyh said'in güçlerine karşı savaştı. pek çok kürt aşireti ankara'ya bağlılık telgrafı çekmekte yarıştı. bitlisli nakşibendi lideri said-i nursi de isyana desteğini esirgeyenlerdendi.
meclis'te isyana ılımlı yaklaşılmasını önerenler vardı ama mustafa kemal'in sert önlemler alınmasını tavsiye eden uzun konuşmasından sonra radikaller galip geldi ve 14 doğu vilayetinde sıkıyönetim ilan edildi. ardından hıyanet-i vataniye kanunu'nda dini esaslara göre cemiyet kurulmasını yasaklayan ve dini siyasete alet edenleri 'vatan haini' ilan eden değişiklik yapıldı. ismet paşa'nın rahatsızlığı yüzünden başbakanlığa getirilmiş olan fethi bey'in oylamayı kendisine güvensizlik olarak görüp istifa etmesinden sonra kurulan ikinci ismet paşa kabinesinin ilk icraatı ise, demokrasiyi askıya alma konusunda hükümete iki yıllık bir süre için neredeyse sınırsız yetkiler veren 4 mart 1925 tarihli takrir-i sükûn (huzur ve güveni sağlama) kanunu'nu çıkarmak oldu. 22 ret oyuna karşılık 122 oyla kabul edilen kanunla biri doğu için diyarbakır'da (şark), diğerleri ankara'da olmak üzere, üç istiklâl mahkemesi kuruldu. türk ordusu'nun 7, 8 ve 9. kolorduları ile 12 tümenin katıldığı bir bastırma harekâtı sonunda isyan iki ayda bastırıldı, ancak gerek ordu gerekse isyancılar büyük kayıplar verdi. şark istiklal mahkemesi'nde görülen şeyh said davasında 81 sanık yargılandı, dava sonunda 12 kişi beraat etti, şeyh said'le beraber 49 idam kararı verildi, bunlardan ikisinin cezası 10 yıl hapse çevrildi, diğer 47 hükümlü 28 haziran'da diyarbakır'da yerli ve yabancı erkânın huzurunda idam edildi. diğer sanıklar ise bir ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. 3 haziran 1925'te ise isyana destek verdiği iddia edilen tpcf kapatıldı. (bu desteği gösteren belgeler bugüne kadar ortaya konulmadı.)
sadece yedi ay faaliyet gösterebilen, ancak bir ara seçime girebilen, dolayısıyla hiç hükümet kuramayan parti, cumhuriyet tarihinde ancak bir 'dipnot' olarak kaldı. partiye, dönemi anlatan önemli eserlerde bile yer verilmedi, verildiği durumlarda da mustafa kemal'in bakış açısıyla verildi. prens sabahattinci liberal bir programı olan parti, chf'nin tersine, kuvvetler ayrılığı ilkesini, tek dereceli seçimleri, cumhurbaşkanının fesih ve veto yetkisinin sınırlanmasını savunuyordu. partinin, esas olarak bağımsızlığın kazanılmasından sonra yapılması kaçınılmaz olan devrimlerin hızı ve derinliği konusunda mustafa kemal'den farklı düşündüğü, daha tedrici bir dönüşümü savundukları anlaşılmaktadır. chf'den daha az otoriter, daha az merkeziyetçi, daha az köktenci oldukları söylenebilir. nitekim, partinin kapatılmasından birinci derece sorumlu olanlardan ismet inönü, 1963'te partinin 'muhafazakâr' olmadığını, aksine parti liderlerinin "ileri fikirli ve islahatçı" olduklarını söylemek gereğini duymuştur. "

ayşe hür'e ait bir yazıdır.

   td   13.09.2007 03:33
   #666343
8.

şeyh said isyanı, (şubat-nisan 1925) doğu anadolu'da merkezi yönetime karşı girişilen geniş çaplı ayaklanma.

cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan politikalar doğu anadolu'da çeşitli muhalefet odakları doğurmuştu. bu muhalefet odaklarından kürt istiklal komitesi'nin çalışmaları açığa çıkarıldıktan sonra, örgütün önde gelen yöneticilerinin çoğu tutuklandı.

örgütle yakın ilişki içinde olan ve aynı doğrultuda çalışmalar yürüten şeyh said'e bağlı kişilerin diyarbakır'ın eğil nahiyesine bağlı piran köyünde arama yapan bir jandarma müfrezesiyle girdiği çatışma (13 şubat 1925), kısa sürede genişleyerek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. genç vilayetinin merkez kazası darahini'yi basarak (16 şubat) valiyi ve öteki görevlileri tutuklayan şeyh said, halkı islam dini adına ayaklanmaya çağıran bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. bu bildiride 'din uğruna savaşanların lideri' anlamına gelen mührünü kullandı ve herkesi din uğruna savaşa çağırdı. mistan ve botan aşiretlerinin desteğini aldıktan sonra genç ve çapakçur (bugün bingöl) üzerinden diyarbakır'a yöneldi. maden, siverek ve ergani'yi ele geçirdi. şeyh abdullah'ın yönettiği başka bir ayaklanma kolu da varto üzerinden muş'a doğru harekete geçti. varto'yu ele geçiren isyancılar, muş'a ilerledilerse de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle murat köprüsü civarında mağlup edilip, varto'ya geri çekilme­leri sağlandı. gelişmeler üzerine hükümet doğu vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti (21 şubat). ayaklanmacıların üzerine gönderilen ordu birlikleri kış ovası'nda şeyh said kuvvetleri karşısında tutunamayarak diyarbakır'a çekilmek zorunda kaldı (23 şubat). ertesi gün elazığ'a giren gökdereli şeyh şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı. 7 mart'ta şeyh said'in emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet diyarbakır'a saldırdı.

olayın başlangıcında mustafa kemal ciddiyeti anlayıp, heybeliada'da rahatsızlığı nedeniyle dinlenen ismet inönü'yü acilen ankara'ya çağırdı. inönü ve ailesini bizzat ankara gar'ında karşılayan mustafa kemal, olayları anlatmak için ismet paşa'yı çankaya'ya götürdü. çankaya'da, ismet paşa'ya "doğuda laik sistemi yıkmak amacıyla yayılan gerici bir ayaklanmanın başladığını" söyledi. ismet paşa'nın ankara'ya gelmesi dedikoduların başlamasıne neden oldu. ali fethi bey'in görevden ayrılacağı, yeni hükümeti ismet inönü'nün kuracağı ve önlemleri onun alacağı konuşulmaya başlanmıştı. ayrıca ali fethi okyar ile ismet inönü'nün arası açıktı. ali fethi bey olayı isyan olarak tanımlamamış ve sıkıyönetimle durdurulacağına inanıyordu. ancak, olayların hızla tırmanması karşısında başbakan ali fethi okyar'ın istifasını isteyen mustafa kemal atatürk, ismet inönü'yü yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi (3 mart). bir gün sonra tbmm hemen takrir-i sükun kanunu'nu kabul ederek hükümete olağanüstü hal yetkileri tanıdı. ayaklanmayla ilgili yayınlara konan yasak daha sonra başka önlemleri de kapsayacak biçimde genişletildi. ayrıca ankara ve diyarbakır'da istiklal mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı. bu sırada diyarbakır'ı kuşatma altına alan şeyh said kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafından püskürtülerek geri çekilmeye başladı. geniş çaplı bir sevkıyatın ardından toplu saldırıya geçen (26 mart) ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan askeri birlikler, iran'a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini boğlan'da (bugün solhan) sıkıştırdı. şeyh şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri palu'da yakalanırken, şeyh said'de varto yakınlarında carpuh köprüsü'nde ele geçirildi (15 nisan 1925).

ayaklanmayı destekleyen eski şuray-ı devlet reislerinden kürt teali cemiyeti reisi seyit abdülkadir ve 12 arkadaşı istanbul'da tutuklanarak yargılanmak üzere diyarbakır'a getirildiler. yargılanma sonucunda seyit abdülkadir ve 5 arkadaşı ölüme mahkûm olarak, idam edildiler (27 mayıs 1925).

diyarbakır'daki şark istiklal mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra şeyh said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28 haziran). cezalar, başta şeyh said olmak üzere, ertesi gün infaz edildi.

şeyh said ayaklanması'nın bastırılması cumhuriyet yönetiminin doğu anadolu'da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. öte yandan ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı. ayaklanmaya karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan terakkiperver cumhuriyet fırkası, çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.

yukarıdaki satırlar vikipedi'den aıntıdır.

   metallicblack   21.10.2007 13:38
   #684203
9.

sanılanın aksine ingilizler isyanı desteklememiş, hatta türk hükümetini bu dini nitelikli isyana karşı kışkırtmıştır. lozan antlaşması görüşmelerinde ismet inönü'nün danışmanları arasında yer alan hayim nahum'un türk tarafıyla lord curzon arasında arabulucu olduğu, hatta bu arabuluculuk görüşmeleri sırasında ingiliz tarafına hilafetin kaldırılacağı ve yeni kurulacak devletin laik bir devlet olacağı sözünü verdiği de iddia edilir. ki meclisin kuruluş aşamasında hilafetin güçlendirilmesinden bahseden atatürk'ün lozan antlaşması'ndan hemen sonra ülkede dinle ilgili olan her şeye düşmanca bir nazarla yaklaşması da yine aynı sebebe bağlanır.

   resul balay olmak   26.01.2010 18:19
   #1890436
10.

yılanın başının koparıldığı isyan.
bir diğer yılan başının da tez vakitte ezileceğini düşünüyorum.

   sonasena   23.04.2010 01:33
   #2035280
11.

en kötüsü etkisi sırf seyh sait seyit rıza'dan yardım almak için dersime gitmesi ve devletin gözlerini o yana çevirmesine sebep olmasıdır. sırf bu yüzden suçsuz günahsız bir sürü dersimli zulümle yüz yüze gelmiştir. bu isyan olmasa belki hiç gerçekleşmeyecek, bir sürü cinayet engellenmiş olurdu.

   yenitara   06.09.2011 21:21 ~ 30.10.2011 14:09
   #2430086
 
reklamı kapat

yazdır