sinema

1.

film gostermeye yarayan ozel bir makineyle goruntulerin beyaz perdeye yansitildigi salon veya yapi.

   kotu_kedi   03.04.2006 18:52
   #1675
2.

<bkz: bir sinemada yasanabilecek en dumur olaylar >

   kotu_kedi   03.04.2006 18:53
   #1676
3.

karsi cinsten bir kisi ile gidildiginde hayatinizin en zevkli filmini izlemenizi saglamasi muhtemel mekan

   respinardi   03.04.2006 18:57
   #1681
4.

yedinci sanat.

   kingston   08.04.2006 14:36
   #2853
5.

kokeninin latince hareket anlamina gelen kinema-kinetik v.b. biyerden geldigini duydugum, temelde durmadan yenisiyle degistirilen resimlerin hareketinden olusan, yapildigi donemlere etki eden ve yapildikleri donemlerden etkilenen urunleride olabilen* sanat dali.

   dwight   08.05.2006 13:48
   #5050
6.

lumierâ kardeslerin buldugu sey.

   kain   08.05.2006 22:22
   #5079
7.

boğucu taşra kentlerinin dünyaya açılan büyülü ufku.

   pegasosyal   03.12.2006 18:17
   #129330
8.

<bkz: beyaz perde>

   zerzevat adam   03.12.2006 18:21
   #129335
9.

ucu bucağı olmayan sanat.

   kahin   07.05.2007 01:11
   #377891
10.

sinema bazı insanların hayatlarından büyük bir yer işgal eden görsel şölendir. sinemayı ben sadece bir sanat olarak ele alamam. genelleme yaparsam tek bir başlık altına alıp "sinema bir sanattır" dersem kendime küfür etmiş olurum. yönetmen, oyuncu, ışıkçı, kurgucu, özel animasyon ekipleri, senaristler hepsi ayrıca tartışılması gereken sanatçılardır.

öncelikle bir sinema filminde olması gerekenler nelerdir diye başlayacağım ama başlayamıyorum öncelikle sadece televizyon için çekilen, televizyon izleyicisini hedef alan filmlerden biraz bahsetmek istiyorum. 80'li yıllarda çok bariz bir şekilde kendini dünyada ve haliyle türkiye'de gösteren bu akım 90'ların ortasına kadar devam etmiştir. vhs kaset dönemlerinde özellikle amerikan kökenli bir çok film ülkemize girmiştir. çoğu gereksiz beş para etmez filmlerdir. zaten imdb 100 listesine bakacak olursanız 85-95 yılları arasında öyle aman aman filmler olmadığını görebilirsiniz ki istisnalar kaideleri bozmazdır. işte o günlerden süregelen o filmler gec yarısı show tv'de gösterilen kalitesiz yapıtlarla hemen hemen aynı platform üzerindedir.

sinemaya dönecek olursak. dünya üzerinde şuan için üç farklı kültürde sinema anlayışı vardır. birisi hollywood sineması, avrupa sineması ve uzak doğu sineması. diğerleri arjantin sinemasını çıkarırsak pek kaale alınacak sinema anlayışı değildir ki buna türk sinemasını da ekleyerek söylüyorum. unutmadan bir e hindistan sineması(bollywood) vardır ama benim hiçbir zaman ciddiye almadığım sinema anlayışı olduğu için bahsetmeye değer bulmuyorum.

hollywood: amerika'nın en büyük ticari yatırımlarından birisidir. sadece film olarak bakmamak lazım gelir ki adamların çektiği sadece diziler bile dünyaca bilinen kitleleri peşinden sürükleyen, sinema filmi gibi dizi olayını dünya litaratürüne yerleştirmiştir. açık bir şekilde ifade etmek gerekir ki sinema teknolojisinin gelişmesinde en büyük etki amerikalılara aittir. özellikle 90'ların sonua 2000'lerin başından itibaren bilinmeyen yönelik yapılan sinema ve dizi film çılgınlığı en çok ilgi çeken türdür, the x files ile adam akıllı başlayan bu dönem günümüzde lost'a kadar gelmiştir. öze bakacak olursak şuan ki esrarengiz dizi manyaklığının kökenini the x files olarak özetleyebiliriz. 94 yılından ilk bölümü yayınlanan dizidir kendileri. 80'li yıllar amerikasını yaşam tarzını anlatan cheers, married with children gibi sitcomlar ile başlayan serüven 90'ların başından itibaren gençlik dizilerine yerini yavaş yavaş bırakmaya başlamıştır. ama tabii ki full house (bizim ev)'i unutmamak lazım gelir. beverly hills 90210 ile başlayan gençlik dizisi serüveni içerisinde en çok ilgi gören 1998 senesinde başlayan dawson's creek'tir. 90'ların başında başlayan bu amerikan pompaları ülkemizde ve bütün dünyada ilgiyle izlenmiştir. 2000'li yıllarda ise yerlerini one tree hill, the o. c gibi yapımlara bırakmıştır. çok zaman geçmeden yerlerine daha iyi pompalara bulunması büyük ihtimaldir.

sinemaya bakacak olursak 90'ların başı itibariyle bir çöküş dönemine giren adam akıllı pek film çıkaramayan hollywood pulp fiction , the godfather gibi üçlemenin en kötüsü filmi, se7en gibi bir başyapıtı hayatımıza sokmuştur. ama bu dönemler her şeye rağmen çok sönük geçmiştir. 80'li yıllar ise aslında gayet güzeldir. eğlenceli çerez niyetine olsa bile gayet güzel filmler çekilmiştir ancak 90'lar başı bunları çar çur etmekle geçmiştir nedendir bilinmez.

animasyon ise adam akıllı bir sinema dalı olarak lion king ile başlamıştır. ve her geçen gün kendini geliştirerek bugünlere gelmiştir. özellikle son yıllardaki ice age , madagascar akıllara kazanan animasyonlardandır.

avrupa sineması: avrupa'da en çok sinema filmi çeken fransızların bok yemesi yüzünden pek değeri bilinmeyen sinemadır. özellikle ispanyolların 80'lerde çektiği çok başarılı yapıtlar vardır. ingilizler ise genellikle hollywood ekmeği yiyerek geçirdikleri için bir dönem bir işe yaramayıp katkı da sağladıkları söylenemez. son on yılda avrupa sineması bir yol almış ise bunda en büyük etken almanya'dır. hollywood teknolojisini avrupaya uygulayıp yaratıcı işler yapabilmeyi becerebilen nadir ülkelerdendir. fransızlar ise anca 2000'lerde bu teknoloji olayına el atabilmişlerdir. italyanlara ayrı bir paragraf açmayı gereksiz bulurken bildiğiniz türk sineması örneklerini italyanlarda da görebilirsiniz. aynı bizim gibi yerinde saymak konusunda ısrarcıdırlar. orta avrupa'ya da rusya'dan ayrılmış ülkelerin sinema anlayışları ise fransız sinemasından çok etkilendiler bilinmez gayet donuktur. sanat da sanat yapacağım derken kendi ülke insanlarını sinemalarından soğutmuşlardır. özellikle slovenya zırt bırt film yapar üç tane seyrettim yarım saat katlanabildim. toplamda bir buçuk saat ediyor işte olmuş olsun bir film.

almanlar ne kadar iyi iş çıkartırsa avrupa'da ingilizlerde geçmişinde gazıyla daha güzel projeler çıkaracakladır öyle bir umudum vardır.

uzak doğu sineması: özellikle güney kore ve japon filmlerinin ağır bastığı film sektörüdür. japonya'nın film endüstrisi bakımından 1960-1970'lere kadar uzanan sinema geçmişi kendini tekrar eden yapıtlar yüzünden pek dünya litaratüründe bilinmez. özellikle 90 sonrası japon filmlerinden bir iyileşme gözlenmekte. teknolojk ve oyunculuk bakımından. güney kore ise 80'lerin sonundan itibaren ancak ekonomisini düzeltmiş bir ülke olarak uzak doğuda film endüstrisinde lider konumdadır. her yıl 200'ün üzerinde film çıkaran bir sektör olarak ne denli başarılı olduklarını gözlemleyebiliriz.

son 5 yıl içerisinden romantik-komedi türünde verdikleri yapımlar gerçekten şahanedir. hollywood'un duygusuz para kokan komedilerini bir yana itmiş o iş böyle yapılmaz böyle yapılır işte demiş güzelinden tokat atmıştır. 2004 yılı yapımı my sassy girl buna verilebilincek en güzel kanıttır. internal affairs(mou gaan dou) gibi bir başyapıtıda hong kong olarak dünya sinemasına kazandırmışlardır ki daha yeni olan the departed'da bu filmin senaryosundan esinlenilmiştir. esinlenmek de denmez ona da uyarlanmıştır. özellikle korku-gerilim türünde de başarılı örnekler verseler de son 3 yılda taktıklar hayalet, psikopat küçük kız rolleri artık gına getirmiştir. güney kore sinemasını bu yüzden ayrıca eleştirmek gerekmektedir.

peki tamam bu kadar şey anlattım da bir filmde ne olmalıdır. bir film eğer ki gerçekten film ise siz de "tortu" bırakmalıdır. seyrettiğinizde filmi arkadaşlarınıza anlatma isteği gelmelidir, entry yazmak için kendinizi zangır zangır titrerken bulmalısınız. bir film sizi doyurmalıdır, senaryo kafanızı allak bullak etmelidir, filminde sonunda "oha" diye haykırtmalı iyi film sizi. senaryo sürükleyici olmalı, kurgu başarılı olmalı, görüntü yönetmeni ayrıca seçilmeli işinin ehli olmalı, diyaloglar akıllarda kalmalı "harbi laaan" dedirtmeli...

**

   olma digerleri gibi   12.05.2007 12:00
   #389690
11.

hikaye, roman, öykü, bilimkurgu, masal vb. konulu bir anlatımın, ışığın önünden saniyede 24 fotoğrafı geçirip bunları düz büyük beyaz bir zemin üzerine yansıtarak gerçekleştirilmesidir. daha sonra bu anlatım sesle pekiştirilmiştir. aslen sinema bir filmin gösterim çeşididir ve evimizdeki televizyonlar yada başka bir görüntü cihazı olsun sinema filminin dramaturjisini asla izleyiciye veremezler. bunun temel sebebi o büyüklükte bir resmi aynı kaliteyle basacak babayiğit bir teknoloji harikasının daha henüz ortalıklarda görülmeyişidir. ve kannımca uzuuuuuuuuuun bir sürede gözükmeyecektir. sinema kendi içinde bir çok türe ayrılır. korku, aşk, macera, bilim-kurgu, belgesel, deneysel, güldürü, hayat hikayesi, (bir de kara sinema vardır en çok sevdiğim tür blood rayne filan)
sinema var oluşunu büyük bir tahminle rüyalara borçludur. çünkü ikiside aynı mantıkla çalışır. izleyici her zaman üçüncü konumdadır. ve filmdeki insanlar asla bunun farkında değilmiş gibi oynarlar(gerçi bunu da yıkan sinema akımları da var) bizde artık kahraman kimse onunla ağlar onunla güler eğleniriz işte. bu artık duyguların kabarma noktasına gelmesi olayınada katarsis deniyordu ne aklıma gelmiyor işte öyle birşeydi. bir de şu varki sinema aslında korkunç bir pskolojik savaş aracıdır. ve bunu en erken farkeden ülkede eski soyvetlerdir. bir başka örnek ise amerikanın bir dönem askere alacak adam bulamayınca çareyi rambo flmlerinde çözmesidir. en yakın ve en güzel örneklerden bir taneside kurtlar vadisi ırak filmidir. adamlar harbi yaptı biz sanaldan eğlendirdik kendimizi. yani işte sinema karanlık bir boşluk.

   bulutsu   15.05.2007 23:36
   #398279
12.

tutkunları için özel bir yeri olan toplu halde film gösterimi yapan bir eğlence aktivite mekanı. açık hava sineması döneminin tekrar yaşanması umuduyla beklenmektedir.

   tiki avcisi   15.05.2007 23:41
   #398285
13.

o olmasa hayat çekilmezdi denilesi sanat dalı..hayallerin ,düşlerin, insanın binbir halinin hayat bulduğu bir çeşit alternatif terapi... aşığiyım kendisinin..

   neseytannemelek   15.05.2007 23:43
   #398290
14.

en bunalımlı en sıkkınç günlerinde insanın kendini atabileceği en iyi yer.

   esgi   16.05.2007 00:00
   #398339
15.

sinema ' nın mucidleri adına çekilen belgesel
<bkz: lumière et compagnie > aşağıdaki yönetmenlerin katkılarıyla oluşturulmuştur :

theodoros angelopoulos (as theo angelopoulos)
vicente aranda
john boorman
youssef chahine
alain corneau
costa-gavras
raymond depardon
francis girod
peter greenaway
lasse hallström
hugh hudson
gaston kaboré
abbas kiarostami
cédric klapisch
andrei konchalovsky
spike lee
claude lelouch
bigas luna
sarah moon
arthur penn
lucian pintilie
helma sanders-brahms
jerry schatzberg
nadine trintignant
fernando trueba
liv ullmann
jaco van dormael
régis wargnier
wim wenders
yoshishige yoshida (as kiju yoshida)
yimou zhang
merzak allouache (segment "merzak allouache/aubervilliers")
gabriel axel (segment "gabriel axel/copenhague")
michael haneke (segment "michael haneke/vienne")
james ıvory (segment "merchant ıvory/paris")
patrice leconte (segment "la ciotat 1996/patrice leconte")
david lynch (segment "premonition following an evil deed")
ısmail merchant (segment "merchant ıvory/paris")
claude miller (segment "claude miller/paris")
ıdrissa ouedraogo (segment "ıdrissa ouedraogo/burkina faso")
jacques rivette (segment "jacques rivette/paris")

   vendetta   06.06.2007 01:53 ~ 01:58
   #450919
16.

insanın kendini bir başka hissetmesinin en kolay yollarından biri. sinemada izlenilen her filmden sonra yolda yürüyüşünüzün değiştiğini hissedersiniz. hayata bir yeni açıdan daha bakmayı öğrenirsiniz.

   ilelebetmuhalefet   06.06.2007 01:59
   #450925
17.

tak tiki tak tiki tak
gelirsin diye bekledim
geciktin galiba ekildim
10 dakika mısır yedim
kola içtim
2. yarıya geçtim
bekledim ama sonra kendime alıştım
kırıldım ama o tarafı duwara yasladım
bir erken matineydim
romantik komediydim
10 dakika mısır yedim
bişey içtim
2. yarıya geçtim
film güzel ama ben altyazıya takıldım
kırıldım ama o tarafı duvara yasladım
sen beni bir dinlesen ne konu olurum
sen beni bir izlesen ne film olurum
seyretsen beni
anlatsan beni
gelirsin diye bekledim geciktin galiba ekildim
10 dakika mısır yedim
soda içtim
2. yarıya geçtim
bekledim ama sonra kendime alıştım
kırıldım ama o tarafı duvara yasladım
bu film sensiz anladım
son karede ağladım
yazıları akıttım
ışıkları yaktım
girdiğim kapıdan çıktım
kırıldım ama o tarafı duvara yasladım
ağladım ama bir mutlu sona bağladım

<bkz: nil karaibrahimgil>

   black countess   10.06.2007 21:49 ~ 21:50
   #460243
18.

sinema bu yüzyılın sanatıdır.

   daimonion   19.06.2007 16:36
   #481771
19.

sinema yaşam biçimi nefes alma sebebidir film izlemek için yanmak tutuşmak her sahnede kendini her bir karakterin yerine koymak ve bide o karakterleri yönetenin yerine koymak aşktır anadır memlekettir sinema kanımca.
(bkz: yedinci sanat)

   scatterbrain   05.07.2007 21:54
   #523582
20.

1895-sinemanin baslangici kabul edilir, ilk biletli gosterim bu tarihte yapilmistir. lumiere kardesler/paris. bir trenin gara gelisi gosterilmistir.

   alon so good   12.09.2007 03:08 ~ 14.11.2008 23:25
   #664551

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır