soner yalcin

1.

araştırmacı gazeteci.

   kadayif   15.08.2006 16:55
   #22948
2.

-bay pipo / bir mit görevlisinin sıradışı yaşamı: hiram abas
-efendi 'beyaz türklerin büyük sırrı'
-efendi 2: beyaz müslümanların büyük sırrı
-reis (gladio'nun türk tetikçisi)
-teşkilat'ın iki silahşoru / biri meşrutiyet'in silahşoru dede yakub cemil / diğeri cumhuriyet'in silahşoru torun 'yakub cemil'
-the özal / bir davanın öyküsü
-binbaşı ersever'in itirafları
-hangi erbakan / milli nizam'dan fazilet'e...
-behçet cantürk'ün anıları
-hızlı öğren çok hatırla(tercüme)
-van kilims
gibi kitapların yazarı
hali hazırda hala cnn türk te çalışan, bir arada sabah gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yapmış olan araştırmacı kişilik...

   scruby   15.08.2006 17:06
   #22951
3.

araştırmacı gazeteciliğinin yanısıra karıştırmacı gazetecilikte yapamakta ve halkın beynini bulandırmaktadır. 1980 öncesi dev-genç üyesi eski bir devrimcidir. bir ara işçi partisinin yayın organı olan "aydınlık"ta da yazmıştır sonra buradan çok sıktığı gerekçesi ile atılmıştır,artık işçi partisi gibi çok sıkan bir partinin soner yalçını çok sıkıyon diye yollaması da ayrı bir konudur!
soner'de düzene yenik düşüp anılarını kalem alır! onun kitaplarını okuyup gaza gelen angut ülkücülerin de aklına şaşarım,önce bir soner yalçının kim olduğunu öğrenin sonra över misniz döver misiniz allah bilir!
vesselam, soner yalçın şuna sıktığı palavralar ile hem halka hedef saptırtmakta hem de paranın damuna goymaktadır! bizde bunu yedik hemi?

   ahuramazda   12.09.2006 19:37
   #40751
4.

bu arada, sanırım "kurtlar vadisi" isimli dizinin de danışmanlığını yapmış kişidir! eee zaten böyle bir dizi ancak soner yalçın gibi bir üfürükçüye danışılırdı!

   ahuramazda   12.09.2006 19:45
   #40758
5.

derin devlet hususunda onemli kitaplari olan, yazar.

   ankakusu reloaded   25.12.2006 21:58
   #156230
6.

gereksiz insan...

   browning   25.12.2006 22:22
   #156277
7.

yalçın küçük'ün kankası
fena taktılar sabetaistlere
yalçın akıl verir soner yazar

   dibace   25.12.2006 23:41
   #156469
8.

birbirinden değerli kitaplar yazan yazar. lakin aklımın bir köşesinde maynard james keenan için götünden uydurduğu önerme yer alır hep. neymiş mjk aslen türkmüş annesi de efeste yaşıyormuş. yahu dünya götüyle güldü sen hala pardon yanlış oldu demedin.

   triad   17.01.2007 00:23
   #183821
9.

insanlarin yedi gobek ustunu arastirip aha bu yahudi donmesi diyen ulkenin yarisini donme yapan, akici bi usluba sahip, guzel arastirmis yazar kisisi.

   melezmacir   02.03.2007 12:57
   #244445
10.

1966 yılında doğdu. 1987'de "2000'e doğru" dergisinde gazeteciliğe başladı. ardından, 1995 yılına kadar "aydınlık" gazetesinde çalıştı. daha sonra "siyah beyaz" gazetesi, show tv, star tv gibi kuruluşlarda görev aldı. bir süre "sabah" gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. yabancı gazetelerde makaleleri yayımlanan, çeşitli yerli ve yabancı belgesellere katkıda bulunan yalçın, halen cnn türk’te çalışmaktadır.

   auset   02.03.2007 12:58
   #244449
11.

5n 1k rogramının yapımcılarından biri.

   adaletli   02.03.2007 13:07
   #244464
12.

iddialarını delillerle sunan yazardır.
hakkında yalan yanlış yorumlar yapabilmek için, öncelikle tezlerini kaynaklarından inceleyerek yanlış olduğunu tespit etmek gerekir.

   nuni   02.03.2007 13:08
   #244466
13.

yazdığı kitaplar sayesinde gelecek nesillerin yakın tarihi çok iyi öğrenebileceği yazar.

   deryali   01.04.2007 00:29
   #297068
14.

olaylari kisililerle anlatmaya calisan basarili yazar. "efendi" yüzünden metro'dan inmeyip, ise gec gidenlerin oldugu söyleniyor, ki bunu kendi adima dogrulayabilirim.

   fdstyle   08.01.2008 22:59
   #808728
15.

yazdığı gerçekçi yazıları ile insanı düşünmeye sevk eden yazar.

iran islam devrimi kendi fazıl say'larına ne yaptı?




soner yalçın
_____



fazıl say’ın ortaya attığı iddiaları magazinleştirip üzerini kapattık. "milli eğitim bakanlığı, müzik derslerine önem vermiyor mu?" sorusunu hiç tartışmadık bile.

ve her zaman yaptığımız gibi asıl konuyla yüzleşmedik; bizim dinimiz musikiye karşı mı? müzik haram mı? ya da hangi müzik türü günah? iran’da, islam devrimi olduğunda bu soruların yanıtları bulunana kadar sanatçılar çok acı çekti. yanıtlar bulunduğunda da bu acılar sona ermedi! işte iranlı "fazıl say"ların yaşadıkları.

akira kurosava adını duydunuz mu? dünyaca ünlü japon yönetmen ve senaryo yazarı.

1954 yılı yapımı "yedi samuray" filmi dünya sinema klasikleri arasındadır.

anımsarsınız belki; yoksul köylüler her yıl hasat zamanı köylerini basan haydutlardan bıkmıştır. köyün güvenliği için yaşlı bir samuray ile anlaşırlar. ancak haydutlara karşı bir samuray ne yapabilir ki?

yaşlı samuray kambai, ülkenin çeşitli yerlerine dağılmış eski samuray arkadaşlarının peşine düşer. onları tek tek bulup ikna eder. sonunda yedi samuray, haydutlara büyük bir ders verir.

ve film mutlu sonla biter.

iran’ın gelmiş geçmiş en büyük klasik batı müzik üstadı; besteci, maestro ali aleander rahbari’yi, ben samuray kambai’ye benzetirim.

1948 tahran doğumlu rahbari, daha dokuz yaşında beste yapmaya başladı. viyana’ya gönderildi. tahran müzik konservatuvarı’na yönetici olarak atandı.

şef olarak kariyerinin başlangıcında, iran’ı terk etmek zorunda kalan ilk sanatçılarından biri oldu. çalışmalarını ülkesinden uzakta sürdürmek zorunda kaldı.

herbert von karajan’ın dikkatini çekti; berlin filarmoni orkestrası’nı yönetti. 1985 yılında, çek filarmoni orkestrası’nın daimi konuk şefi oldu.

1996’da virtuosi di praga’nın müzik direktörlüğüne getirildi.

ve gelelim; iranlı rahbari’nin "samuray kambai" olmasının öyküsüne...

1997’de amerika, avusturya, belçika, fransa, almanya, hollanda, ispanya, isveç ve isviçre’de yaşayan 60 iranlı müzisyeni, tek tek bulup bregenz’de toplayan rahbari, iran uluslararası filarmoni orkestrası’nı kurdu.

orkestradaki tüm sanatçılar iran islam devrimi’nden kaçanlardı.

evet, "filmimiz" başlıyor...

piyano giremez

yıl 1979.

ferhad fahreddini, iranlı ünlü bir piyanistti.

iran milli/ulusal müziğini klasik batı müziği formatına sokarak çağdaşlaştıran sanatçıların başında geliyordu.

(tıpkı fazıl say’ın; ismail dede efendi’nin "gülnihal"ı, aşık veysel’in "kara toprak"ı, nasreddin hoca’nın "danslar"ı ve názım hikmet, metin altıok oratoryosunu yaptığı gibi...)

piyanist ferhad fahreddini, iran şahı aleyhine gösterilerin yoğunlaştığı o sıcak günlerde azerbaycan cumhuriyeti’ne gitti. bakü radyo televizyonu senfoni orkestrası’yla bir dizi konserler verdi.

o günlerde iran’da büyük değişim yaşandı. şah iran’dan kaçtı, humeyni tahran’a döndü.

piyanist fahreddini, konserlerini bitirip ülkesine dönerken yaşamının en büyük sürpriziyle karşılaştı.

pasaport kontrolü yapan iranlı görevli, fahreddini’ye sordu:

"musiki helal midir?"

fahreddini yanıt veremedi. bilmiyordu.

güvenlik görevlileri piyanoyu iran’a sokamayacakları­nı söyledi!

müzik haram

islam devrimi, iran’ı değiştiriyordu.

ilk yasaklanan müzik oldu.

kuran-ı kerim’de müziği haram sayan bir ayet var mıydı? yoktu. ama yine de nisa 140, en’am 68, furkan 72 gibi ayetlere göndermeler yapıldı.

önyargılar ve bilgisizlik sonucu bu ayetler musikiyi yasaklamak maksadıyla farklı yorumlandı.

artık iran’da müziğin her türü yasaktı; hepsi müptezeldi; haramdı.

kültür emperyalizminin de aracıydı musiki. müzik eğitim merkezleri kapatıldı. sanatla uğraşmak "batıl" sayıldı.

yabancı müzisyenler ülkelerine geri döndü. kaçabilen iranlı sanatçı yurtdışına kaçtı. kaçamayanlar müziği bıraktı.

bestekár ali tecvidi gibi sanatçılar müzik aletlerini sakladılar; toprağa gömdüler.

evinin bodrum katında, gece yarıları gizli gizli çalmayı sürdürenler oldu. yakalananlar devrim bekçileri tarafından falakaya yatırıldı.

müzisyenlere artık hiç iyi gözle bakılmıyordu; "şeytan"dı onlar!

müzik, iran düğünlerinde bile yasaktı.

radyo ve televizyon programları müzik olmadan yayın yapmakta zorlanıyorlardı­, ama elden ne gelirdi?

mollalar, emevi ve abbasi dönemlerinde, kadın şarkıcıların bulunduğu müzikli, danslı, içkili toplantıları, islam saltanatının yıkılmasına sebep olarak gösterdi. koskoca bir ülke müzik dinlemeden yaşayacaktı.

ibrahim tatlıses

toplum ilk şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra el altından kaset satışı başladı.

iran’dan kaçıp los angeles’a yerleşen ya da arap ve türk ses sanatçıların kasetleriydi bunlar. kaçak yollardan iran’a sokulan bu kasetler arasında en çok rağbet gören ibrahim tatlıses’ti.

zamanla bir yumuşama oldu.

çünkü tartışmalar başlamıştı: müzik toptan mı yasaklanmalıydı­, yoksa müziğin eğlence türü mü yasaklanmalıydı­?

devrim marşlarının, askeri musikinin ve dinlendirici, ruhu güçlendirici müziğin çalınabileceği söylenmeye başlandı. tartışmaya noktayı 1988’de humeyni koydu:

marş okunurken kullanmak gibi genel fayda sağlayacak işler için müzik aletlerinin alımı ve satımı yapılabilirdi.

önce tambur, ut ve neye izin çıktı!

belli ölçüler içinde musiki ile uğraşmak caiz sayıldı.

ama öyle müziğin her türü de serbest değildi. islam devrimi ve askeri marşlar ile dinlendirici müzik olacaktı!

tahran’daki büyükelçiliklerin resmi davetlerde iran geleneksel müziğini çalmalarına engel olamayan iran yönetimi, zamanla geleneksel müziğe de izin vermek zorunda kaldı. ancak yine şart vardı; sanatçılar musikiye teknoloji sokmayacaktı! örneğin, yaptıkları müzikte teknoloji kullandığı ortaya çıkan dönemin sanatçıları huşenk zarif, hüseyin alizade, celil şehnaz, feramez payver’in şarkıları yasak kapsamındaydı.

el çırpmak yasak

belli sınırlar dahilinde izin verilen müzik, öyle her ortamda çalınmayacaktı

bir kere öncelikle, kadın, içki ve dans olmayacaktı.

erkekler sadece erkek topluluklara çalıp söyleyebilecekti. ancak sazlar öyle insanı kendinden geçirir gibi hızlı ve fesada sürükleyici olmayacaktı.

sözler günah içermeyecekti.

şarkıcının görünüşü/kıyafeti ve davranışları da önemliydi. harama yöneltmeyecekti. el çırpılmayacaktı.

zamanla kadınların şarkı söylemelerine de izin verildi. tabii sadece kadınların bulunduğu ortamda söyleyeceklerdi.

radyoda klasik batı müziği’nin çalınmasına da bir ara sözlü izin çıktı. ancak yine şart vardı: hızlı tempolu olanlar çalınmayacaktı. erkek ya da kadın sesiyle arya söylemenin mümkünü yoktu tabii.

klasik batı müziği’ne göreceli izin çıkmasının nedeni, marşların ancak bu müziğin enstrümanlarıyla çalınıyor olmasındandı.

bu arada müzik aletlerinin televizyonda gösterilmesine izin yoktu.

radyo ve tv’de belli müziklere izin vardı ama bunların kaset yapılmasına izin yoktu! sonra bu yasak da kalktı. iran sanat musikisinin önde gelen bazı şarkıcılarına, (örneğin m. rıza seceryan, hüsemaddin saraç, sıddık tarif, m. rıza lütfi’ye) kaset yapma izni çıktı. fakat kasetlerini satma ya da dağıtma özgürlükleri yoktu!

zamanla bu yasak da aşıldı. ama yine de zorluklar vardı; sansür kurulundan geçmeniz gerekiyordu. her engele rağmen kaset satışlarında patlama yaşandı.

uzatmayayım:

bugün iran’da rap gibi bazı müzikler hálá yasak. klasik batı müziği ise bazen yasaklanıyor bazen serbest bırakılıyor.

"samuray kambai" ali rahbari ve diğer "samuraylar" kısılmış iran sesini dünyaya duyurmak için mücadeleye devam ediyor.

laik türkiye, kendi osman yağmurdereli’sine ne yaptı

iran islam devrimi müziği yasakladı; "fazıl say"larına izin vermedi. peki, son 30 yılda müzik konusunda laik türkiye ne yaptı? osman yağmurdereli gibi isimleri hangi koşullar ortaya çıkardı? neden onlar hep el üstünde tutuldu? bu kültürel yozlaşma, türkiye’nin "iranlaşma sürecini" hızlandırmıyor mu?

tarih: 6 şubat 1953.

yer: trabzon.

osman gazi yağmurdereli dünyaya geldi. selma-zeki çiftinin üçüncü çocuğuydu. faik levent, nesime yasemen’den sonra doğmuştu. yağmurdereliler soyadlarını gümüşhane’nin yağmurdere ilçesi’nden almışlardı.

kökleri oralıydı çünkü. sonra erzurum tortul ve trabzon’a dağılmıştı aile. baba zeki bey, sorgu yargıcı ahmet kaşif’in oğluydu.

kayınpederi salih bey kaymakamdı. teyzesi, türkiye’nin ilk kadın sendika başkanı nevber yağmurdereli idi.

ailede eşber yağmurdereli gibi solcular; nazmi bilgin gibi gazeteciler; lemi bilgin gibi tiyatrocular vardı.

osman yağmurdereli’nin babası zeki bey memurdu. trabzon’un zengin armatör ailelerinden deteoğlu’ların kızı selma ile evlendi. aileye içgüveysi oldu.

zeki bey zamanla memurluğu bıraktı; trabzon’da yerel gazetesi ve matbaası olan bir işadamı oldu. siyasete atıldı. demokrat parti trabzon il başkanı oldu.

27 mayıs 1960 askeri müdahalesi gelince zeki bey gözaltına alındı. yine de siyasetten kopmadı; adalet partisi trabzon il başkanı oldu.

tbmm’ye 12. dönem milletvekili olarak girdi. aynı dönemde, halasının eşi turan bilgin de ytp’den milletvekili oldu.

osman yağmurdereli’nin çocukluğu ve gençliği siyasetin merkezi ankara’da geçti. o, müziği seçti. ankara gazi eğitim enstitüsü müzik bölümü’ne girdi. siyasetten kopmadı. mhp’ye yakındı. ülkücüydü. olaylara karıştı.

osman yağmurdereli, 1973 yılında gazi eğitim enstitüsü’nü bitirdi ve müzik öğretmenliği yapmaya başladı. aynı zamanda gece kulüplerinde sahneye çıktı. yeraltı dünyasıyla o dönemde tanıştı. dündar kılıç, hüseyin cevahir, inci baba gibi isimler artık onun "ağabeyi" idi. ankara gazinolarında uzun süre kalmadı.

arkadaşı şarkıcı faruk tınaz’ın ısrarlarıyla istanbul’un yolunu tuttu.

şişli’de tek odalı bir evde türkücü kamil sönmez ve faruk tınaz’la yaşamaya başladı. bir süre sonra onlara asım ekren de katıldı. hepsi de eğlence dünyasında çalışıyordu. apolitik idiler.

osman yağmurdereli, eski kabadayı ağabeylerine istanbul’da yeni bir isim ekledi:

alaattin çakıcı.

yeraltı dünyasının pek çok ünlü ismi, osman yağmurdereli’yi destekledi, kolladı, onun sahne aldığı gazinolardaki masaları doldurdu. bu ilişkileri sayesinde, gazinolarda iş yapabilen az sayıdaki insandan biri oldu.

sesinin çok güzel olmadığı, diksiyon sorunları bulunduğu, hatta sık sık detone olduğu biliniyordu. buna rağmen sık sık televizyonda boy gösteriyordu! yeraltı dünyası onu bir yere taşıdı ama siyasal ilişkileri yıldızını parlattı.

arkadaşı asım erken’in, turgut özal’ın kızı zeynep özal’la evlenmesinin ardından o da dönemin bakanlarından veysel atasoy’un kız kardeşi esin atasoy ile evlendi. bu evliliğin çöpçatanı, özal çiftiydi.

"baba-oğul gibi olduk" dediği turgut özal’ın iktidarı döneminde, yaşamının en parlak günlerini yaşadı. "110 kiloluk bir adam olarak tek başıma sahneye çıkıyorum ve alkışlanıyorum. üstelik erkek şarkıcılardan hiçbirinin almadığı yevmiyeyi alıyorum" diyordu.

arkasına anap’ın siyasal gücünü alan yağmurdereli, oyunculuğa adım attı. "iz peşinde" adlı televizyon dizisinde "komiser esat" oldu. oyunculuktan yapımcılığa atladı. yağmur ajans’ı kurdu. kerime nadir’in "samanyolu" adlı eserini bir dizi haline getirip trt’ye sattı.

anap gitti dyp geldi, yağmurdereli "baba ocağına" döndü. dyp gitti mhp geldi, yağmurdereli "gençlik ülküsüne" döndü. sonra akp’den milletvekili oldu.

tbmm insan haklarını inceleme komisyonu üyesi olarak 12 eylül 1980 askeri darbe döneminde işkence yapılmadığını savundu:

"işkence ’var’ diyen de vardı, ’yok’ diyen de var. ’var’ diyene inanmak istiyorsun da, ’yok’ diyene neden inanmak istemiyorsun? birisi görmüş mü? ’ben oradaydım, mehmet’i aldılar, yere yatırdılar, falakadan geçirdiler, hayalarını sıktılar’ diyen var mı?"

osman yağmurdereli çevresinde hep sevildi.

zeki değildi; kurnazdı.

son yıllarda yakalandığı kanser hastalığını yendi.

magazinin popülerleştirdiğ­i osman yağmurdereli, gün geldi magazini eleştirmeye başladı.

ve en acıklısı: içkisini içen, káğıt oyunları ve at yarışı gibi hobileri olan osman yağmurdereli, bir gün tutup, "eşimin türbanlı olmasını isterdim" deyiverdi.

bu "kültürel yozlaşma" sizce türkiye’yi nereye götürüyor?

siz solcu avukat eşber yağmurdereli’yi yıllarca dövüp cezaevlerinde çürütür ve şarkıcı osman yağmurdereli’yi el üstünde tutarsanız, bu son, işte böyle kaçınılmaz olur.

arayın bakalım bulabilecek misiniz bir "samuray kambai"?

   prefactus   23.01.2008 08:39
   #829187
16.

23 eylül 2007 tarihli, iran’a şeriat ’demokrasi’ ve ’özgürlük’ vaatleriyle geldi başlıklı yazısı için:
http://www.hurriyet.com.tr/...7341379.asp?yazarid=218

   o dan sonraki l u dan sonraki m   30.06.2008 14:45
   #961435
17.

<bkz: siz kimi kandırıyorsunuz>

   mrve_mrve   28.07.2008 14:23
   #985876
18.

doğu perinçek'in yetiştirdiği daha sonra dönmesiyle elinden kaçırdığı yazar. ee hep sen mi dönücen doğu abi?

   feline   16.10.2008 16:40
   #1057665
19.

cahit zarifoğlu ile alakalı yazdıkları kimseyi memnun edememiştir.
http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=720

   lafburger   06.03.2009 17:52
   #1233741
20.

polat alemdarın eniştesidir.* kitap yazarken kendisi bizzat araştırır fakat iyi yorumlayamaz. olaylara yüzeysel bakar arka planı göremez. bunun sebebi iyi bir stratejist olmayışıdır. hangi gurup, kişi ve zümrenin etkisinde olduğu hep tartışılır fakat kişisel yorumum hiç bir oluşuma tabi değildir çünki o kadar yetenekli değildir.*

   interpret   08.07.2009 20:34 ~ 20:36
   #1481924

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır