sophomore

1.

nba’de ikinci sezonunu oynayan oyunculara verilen lakaptır. yaşla, zekayla falan alakası yoktur. çaylaklığı geçen adam sophomore olur.

   pul koleksiyoncusu   18.02.2007 23:53
   #224190
2.

ingilizce'de ikinci sınıf öğrencilerine verilen ad.

   stoltz   29.10.2007 22:24
   #699107
3.

daha da açıklamalısı şudur.lise 1 öğrencisi kadar aptal,lise 3 öğrencisi kadar zeki demektir.maroon 5 ın en son çıkardığı albümü için kullandığı sıfattır.

edit: aynı zamanda 3.nesil yepisyeni yazardır.

   sophomore   04.03.2009 19:49 ~ 09.06.2009 19:59
   #1229245
4.

yepisyeni, full aksesuar yazar kişi, tuttum kolundan getirdim..

tepebaşı'm gümüşsuyu'm çingenem vay..

   tarlabasi   04.03.2009 20:31
   #1229380
5.

buraya yazıyorum arkadasımız orgutlu bır tkplı.

   gunleringetirdigi   06.03.2009 00:12
   #1232455
6.

bizim çocuklar yaptı demişti ya amerikalı bir insan evladı, yurtseverleri darağacına göndermeye hazırlanırken bir paşa. bir kitap yazıldı onunla ilgili, isimi her daim yüreğimi burkan; bizim çocuklar yapamadı diye. o gelmişti aklıma yapamamıştı bizim çocuklar ama hepsi mi öldü? hepsi mi döndü? şu yazı niye yazıldı:

dönme güzel kardeşim! duy sesimi ve dönme! "döndüm, baba, döndüm işte, oh be" diyenlere inat dönme! kitabevlerine git, sahafları gez, arkadaşlarının kitaplıklarını karıştır, bu o yıllardır basılmayan yahut banka logolarıyla mühürlenen kitapları. emin ol orada umudu, onuru, aklı, vicdanı, orada gerçek ve bizim olan büyük yazarların kalemlerinden fışkıran aydınlığı bulacaksın.

herkes mi dönmüştü? karamsarlık işte... geliyor arasıra.

ama arasıra güzel şeyler görünce, karamsarlıkta geçiyor. işte bu yazar o güzel şey.

hoşgelmiş, büyük yazarların kalemlerinden fışkıran aydınlığı yazsın. o aydınlığın hıçkırdığı şu günlerde.

   mezarbekcisi   06.03.2009 00:55
   #1232564
7.

oturdugu yerden sikayet eden yazar ornegi.

   sentimental   25.03.2009 19:43
   #1274019
8.

gece olunca yine sol layer'ın saçmaladığını görmüş ve dikkatleri biraz da olsa 3 hazirana çekmeyi başarmış yazar.kendisiyle gurur duyuyormuş an itibariyle.

   sophomore   03.06.2009 00:34
   #1419819
9.

ahmed arif "dişlerinde elma kokusu" diye anlatır onu, odakule derler bir yer, bir bina vardır ne işe yaradığı sanki belirsiz, istiklal caddesi denen insan tarlasında, hemen altında tarlabaşı, tarla dedik ya. küçük bir kız gelir soğuk bir iklimde bir akşam ve iki erkek bu yere..

herşeyi küçük* gülüşü büyük siyah giyen bu kız turnikelerin üzerinden atlamanın hayalini kurarmış hala, bu küçük hayali duyan sanır ki asıl küçük olan yaşıdır ama değil, hayal dediğin de illa büyük olacak değil ya.. küçüktür ve bir erkeğin oldu olası en büyük hayalidir bu kız, o hayalini kuran biraz daha büyük erkeğin kapısından giriverir, soğuk bir iklimde bir akşam saatinde..

ama kapıdan girer girmez olmaz fethedişi, bir zaman geçer, iklim değişir, hava ısınır, her şey buhar olmuş ortalıkta yıkıntılar yok, bütün fazlalıklar temizlenmiş, içeride kimse kalmamıştır artık ve küçük kız kendi küçük adımlarıyla ülkesini kurar buraya , her şeye kendi adını koyar, gülüşleriyle inletir sokakları, saçlarını açıp kendi rüzgarını estirir savurarak, ağlar kendi yağmuru yağar, yürür kendi depremi olur, bakar kendi güneşini doğurur kendi denizinden..

evine, ailesine, arkadaşlarına ve bilimum dünya meselelerine sinirlenip çok ağlar bu kız, bu yüzden onlar da küçük olacakken büyük olmuşlardır gözleri, yine bundan sebep kışın mandalinayı beklediği kadar, ağlarken başını koyacağı omzu bekler, çok sever onu da ağlayışını da kıskandırmayı, o kadar ki çokça ağlamasını kıskandırsın diye daha da çok güler, hep akşam altıda evden çıkıp gezesi vardır da zaman tam tersine gebe, hep altıda döner eve (tam tersi işte), gülmeye devam eder, omzunda bir kamera aklında gazeteci olmak.. konuşur.. konuşur.. konuşur.. dinlerim, bazen su dur bazen ekmek, o kadar konuşur sonra sorar "sen niye hiç acıkmıyosun benim yanımdayken?". bazen unutur ne var ne yoksa, bazen aylar öncesinden bir saniyelik bakışı hatırlar, “-bi tepeden baksana”.. göremem o görür, duyamam duyar, sinirlenir sus der konuşurum, sinirlenir susarım konuş der, “e daha demin..” derim sus der. sanıldığına göre bu kendinden biraz daha büyük erkek dünyanın en çok, kendisi de ikinci en çok terleyen insan evladıdır, ne şans ki ikisi de kendilerininkinden nefret ederken birbirlerinin teriyle beslenebilir, terlerini değişirler zaman zaman, bir de ellerini..
"ideolojik toplu taşıma merakı" isimli olgunun yaratıcısıdır bu kız zira sosyaldir ve sosyalist, bir gün beşiktaş tan dört levent e gidemeyince* bu sevdanın yalan olduğuna kanaat getirmiştir, sırf her kadın gibi olmadığından kırmızı şarap içmez, mavidir bakışı, sesi sarıdır, gelişi renklerin içinde kına kokusuyla, gülüşü tanımsız olan.
“ideolojik olarak belediye otobüsünde güpegündüz çekilmiş sarhoş kahrı”da vardır bu küçük kızın içinde, hem de acelesi varken yanlış otobüse binmiş sarhoşun kahrı. (acelesi olan sarhoş mu?) otobüs sahilden gidiyor diye üç dakikada bir ağlarken gülen, bacakları geçici tutmaz olmuş, kelimeleri birbirine mantıklı şekilde bağlama gereği hissetmeyen sırtta taşınası bir güzel insandır o an, araya bir de aşk perdesi çekildi mi sahibi gibi güzel bir kahırdır çekilen, çekilesi ve yol yordam gereği hatırlanıp bolca ağlak ağlak gülünesi. sarhoş değilken tekilaya şiir yazan ispanyol paçalı kız sarhoşken küfür eder yine aynı tekilanın anasına ama çok sever onu da zaman zaman küfür ettiği diğer sevdikleri gibi
aç kalmak da dahil her çözüme vardır yan yana olmaksa lazım gelen , o “canımın içi ayakları” yla attığı her adımı yan yana lığa doğru giden bu düşük omuzlu şahsın sırtından çantayı karnından şefkatli bir avucu eksik etmemeli ki gülsün, şiir sevmezmiş! zaten sahaflar çarşısında cemal süreya bulmanın imkansız olduğunu da yaşayarak öğrenmemiştir, orhan veli den orhan abi, nazım dan usta diye bahsetmez, ahmed arif i arabesk bulur ve çantasında da bir adet hasretinden prangalar eskittim yoktur, böylece şiirden artan “sevme hakkı” nı da ütüye ve bulaşık makinesine özel ilgi göstererek kullanıp dengeler, denge demişken zaman zaman babasından çok güvendiği dengesiz bir şoförün kullandığı 900 km/s hızla giden belediye otobüsünde gözüne kalem çekerek izleyenleri adrenalinin doruklarına çıkartmakla kalmaz güvenini de en ekstrem yolla kanıtlanmış olur, her ne kadar nihai amacı “okumak” sa da dgs ile kısaltmasını “dostlar gelin silivriye” derneğinin kısaltması sanacak kadar alakasızdır, sarının kendine yakıştığını bildiğinden mısırın en sarısını seçer. çok düşünmeli onu ama çok da düşünmemeli, teybe müslüm gürses den sensiz olmaz ı koyup ispanya nın meşhur tekila koyunda akşam saatlerinde motorla gezdirmeli.

yani nasıl söylesem.. insansız duramayan, ayağında martı desenli amerikan ayakkabıları, başında mavi örtüsüyle mardin semalarında cebine doldurduğu umut u çitleyerek gezen aday üye bir sosyalisttir, günün şarkısı da levent yüksel den med cezir..

“böğürtlen çayı gibi”

   tarlabasi   15.10.2009 10:49 ~ 20.11.2009 12:37
   #1672104
10.

durumuna hayran kaldığım yazar.*

   zelooo   08.02.2011 17:47
   #2297625
11.

nickini okurken "karşımda iyi ki biri yoktu" dediğim yazar. böyle dudaklar acayip bi hal alıyo falan, bu ne la!

   pit   08.02.2011 19:18
   #2297658
12.

* kendi nickini okumayı bilmeyen yazar kişisi.*

   sophomore   08.02.2011 20:18
   #2297687
 
reklamı kapat

yazdır