suleyman nazif

1.

hayatı

süleyman nazif, 1869 tarihinde diyarbakır’da dünyaya geldi. diyarbakır’ın eski ve aydın bir ailesine mensuptur. babası şair ve tarihçi said paşa, dedesi süleyman nazif efendi, büyük dedesi ibrahim cehdi efendi, devirlerinin değerli ilim ve edebiyat mensuplarından idiler.

süleyman nazif’in tahsili çok özeldir. farsça'yı babasından, arapça'yı muş müftüsü emin efendi'den fransızca'yı da aleksandır gregoryan isimli bir ermeni'den öğrenmiştir.

diyarbakır valisi sırrı paşa zamanında meclis-i vilayet katipliğine getirildi. ayrıca diyarbakır gazetesi ile vilayet matbaası'nın idaresi kendisine bırakıldı. süleyman nazif'in ilk yazı hayatı bu tarihte başlar (yıl:1893) 1895 tarihli "diyarbakır vilayeti sâlnâmesi"ni kendisi hazırladı.

1897'de bu görevlerden ayrılarak istanbul'a giden süleyman nazif, orada çok kalmayarak avrupa'ya kaçtı. orada ahmet rıza bey'in çıkardığı meşveret gazetesinde istibdat aleyhine yazılar yazdı. ayrıca ahmet mithat servetifünun'da çıkan ve parlamenter rejim aleyhinde bulunan bir makalesine cevap olarak malumu i'lam isimli risale ile namık kemal adlı risalesini abdullah tahir takma adıyla bastırdı. dönüşünde vilayet mektupçuluğu ile bursa'da ikamete memur edildi. 12 yıl bursa'da kaldı. bu süre içinde şiirlerini ibrahim cehdi takma adıyla servetifünun dergisinde yayınladı.

ikinci meşrutiyetin ilanı üzerine istanbul'a gitti. ebuzziya tevfikle birlikte tasviri efkar gazetesini çıkardı. bu basın hayatı da uzun sürmedi.

1909'da basra valiliğine tayin edildi. 1910'da kastamonu, 1911'de trabzon, 1913'te musul ve 1914'te bağdat valisi olarak görev yaptı.

bu arada bir süre istanbul'a geldi ve halk gazetesi başyazarlığını yaptı (1912). cenab’la birlikte hâdisat gazetesini çıkardı. onun yaradılışı, idari işlerin kaypak ve irade dışı yürüyüşüne uygun değildi. memuriyetten ebediyen ayrılarak istanbul'a yerleşti. bir çok gazete ve dergilere çeşitli yazılar yazdı. devamlı olarak yazdığı gazete ise hadisat'tır.

süleyman nazif’in faziletli hayatı, dürüst ahlâkı, faal zekası samimi bir vatan ve millet sevgisi heyecânıyla kaleme alınmış, mensur yazılarıyla şairliğinden daha büyük bir ilgi ve sevgi kazanan nazif, itilaf devletlerinin istanbul’u işgal etmeleri hadisesini, hadisat’da yazdığı “kara bir gün” feryadıyla ve cesâretle protesto etmiştir.

yine fransız kuvvetlerine karşı, çok manalı bir protesto mahiyetini taşıyan ve güya türk dostu pierre loti’yi anmak için 23 ocak 1920’de darülfünun’da düzenlenen toplantıda nazif bütün dinleyicileri coşturan meşhur “pierre loti hitabesi” ile işgal zihniyetine karşı, fikrî, edebî, bir isyan hamlesi yaratmıştır.

bu konferans süleyman nazif’in malta’ya sürülmesiyle neticelendi. malta’da iken en güzel vatan ve iman şiirlerini yazdı. 1922’de malta dönüşünden sonra yine gazetelerde makaleler ile müstakil kitaplar yayınlamaya devam etti.

çeşitli memuriyetler ve valiliklerde bulunan, yüzlerce makale yazan nazif, son zamanlarında maddî sıkıntı içinde idi. nitekim hiçbir zaman dürüstlükten ayrılmayan yazarımızın 4 ocak 1927’de vefatı sırasında cebinden sadece ve sadece 3 nikel kuruş çıktığı bir gerçektir.

cenaze giderleri, türk hava dergisine yaptığı bir çok yazı yardımlarının yüklediği manevî bir borçla türk hava kurumu tarafından karşılandı.

süleyman nazif’in cenazesi, belediye cenaze arabasıyla ayasofya’ya getirildi. namazı orada kılındıktan sonra edirnekapı dışında toprağa verildi. kabri istanbul belediyesi’nce yaptırıldı. daha sonra vefat eden büyük türk şairi mehmet akif de hemen yanı başına defnedilmiştir.

*

   sine-yi millet   09.08.2007 15:56 ~ 19.11.2007 02:36
   #598767
2.

fizikî ve ruhî yapısı

süleyman nazif, uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, karşısındakine güçlülük duygusu veren dolgunca bünyeli, bu bünye üzerinde esmer, yağız bir çehre ve onu çevreleyen simsiyah bir sakala sahipti ki son yıllarında sakalının yarıdan fazlası beyazlaşmıştı.

orta büyüklükte hafif kemerli burnu, hele üst sırası konuşurken dışarıda kalan ve hançer gibi parlayan dişleri bu yağız yüzün heybetini arttırdı. gözlerine bakmasanız yüzünü biraz karanlık ve belki de korkunç bulursunuz. fakat siyah birer alev parçası gibi şimşeklenen göz bebekleri gönlünüzü hemen saygı ve sevgi ile kendine çekerdi.

sohbeti tatlı, nükteleri, hazırcevaplığı hakikaten emsalsizdi.

giyinişi de vakarına uygundu. ekseriyetle siyah ve koyu renk giyinir, sıcak havalarda bile kolalı yakalık takar, melon şapka giyer, yazın bazı günler hasır şapka kullanırdı.

*

   sine-yi millet   09.08.2007 15:57 ~ 19.11.2007 02:36
   #598770
3.

edebi kişiliği

süleyman nazif’in gerek servet-i fünun’dan önce, gerek servet-i fünun yıllarında yazdığı şiirler, içli ve mahzun bir ruhun terennümleri halindedir. onun 1906’da mısır’da neşrettiği gizli figanlar adlı ilk şiir mecmuasında, yurdun elemleri için söylenilmiş şiirler, namık kemal ve hâmid tesiri ile kaleme alınmış manzumeler vardır.

süleyman nazif’in edebî hayatında en parlak devir, meşrutiyetten sonra, milletçe ve vatanca uğradığımız büyük felaketlere ve haksızlıklara isyan eden engin bir millet ve vatan sevgisiyle yüklü, eserler meydana koyduğu devirdir. bu devirde nazif yine namık kemal’i hatırlatan canlı heyecanlı ve selâbetli bir üslupla daima haykıran erkek sesli bir lisanla daha çok mensur yazılar yazmıştır. bu sanatkarın zihnini saran hadiselerin ruhuna varan, kuvvetli bir zekası ve bu zekadan kuvvet alan derin tesirli bir ifadesi vardır. türk ırkının meziyetleriyle türk milletinin tarihi faziletlerine hayran olan san’atkârın böylesine büyük bir milleti, trablusgarp harbi, balkan harbi, birinci dünya harbi gibi ıstırabdan ıstıraba sürükleyen haksızlıklar yıpranır bir halde görerek, duyduğu samimî elemle yükselttiği erkek sesli isyan feryatları, millî edebiyâtımızın her zaman sevgiyle anacağı unutulmaz hatıralar arasındadır. malta’ya sürüldüğü zaman içten duyulmuş bir vatan hasretiyle söylediği; dâüssıla isimli güzel şiiri; milletinin tarihî azametiyle ve çağının bütün felâketlerine rağmen ümid beslediği büyük yârını ile gururla övünen diğer îmanlı manzumeleri, bilhassa aynı vasıfları taşıyan içli ve âhenkli mensur yazılarıyla süleyman nazif servet-i fünun’un umumî havasından ayrı, bir vatan şâiri bir milli heyecan san’atkârıdır.

süleyman nazif, osmanlı edebiyâtı târihini de diğer servet-i fünun’culardan daha iyi biliyor ve ailesi arasında bir gelenek halinde yaşayan divan şiiri kültürüne kuvvetle vâkıf bulunuyordu. babası said paşa ve dedesi ibrahim cehdi efendi devirlerinin tanınmış divan şâirleriydiler. türk şiirinin eski ve büyük san’atkârlarını yalnız şâir oldukları için değil, aynı zamanda birer türk büyüğü oldukları için seviyorlardı. san’atkârın avrupa edebiyatında sevdiği ve beğendiği şâirler sully prudhomme gibi kuvvetli vatan şiirleri yazmış simâlardı.

süleyman nazif’in olgunluk çağında yazdığı manzumeler, gittikçe daha sâde ve daha samimi bir lisanla söylenmişlerdir. fakat onun en güzel eserleri muhtelif gazete ve mecmualarda neşrettiği daha çok vatanî ve millî heyecanlarda çok sayıda makale ve üsluplu mensureleridir.

*

   sine-yi millet   09.08.2007 15:58 ~ 19.11.2007 02:22
   #598773
4.

<bkz: kara bir gün>

   sine-yi millet   19.11.2007 02:34
   #730981
 
reklamı kapat

yazdır