tanriyi suclamak

1.

şu an sayfalarca yazı yazacağım bir günü yaşıyorum. bu bir yıl önce yine olmuştu. bir yıl boyunca tanrıyı suçlamıştım. o kadar bilinçsizce başıma gelmişti ki, bilinçsizliğimi kadere bağlamıştım. ama şuursuzlukla bilinçsizlik farklıdır. hele nefes alan et parçası kıvamında ayakta gezmek ve zeki insan görünümü taşımak daha da komiktir.
yine böyle bir gündeyim. belki yine "kaderim vah vah" diyeceğim.kaderci olanlara gülerken terimlerimin arasına tanrı, kader, baht, talih, vs ekleyeceğim. ama hayır!başarısız olan birinin tıpkı aylar önce gördüğü rüyadan yola çıkarak başarısızlığını kadere bağlaması gibi yapmak yerine, başarılı olan biri gibi yani "çalıştım ve başardım..." edasında "istedim ve bu boku yedim." diyeceğim. tanrı masumdur! tanrı beyin vermiştir. röntgenlerde görüyorum açıkca...
henüz gün bitmedi. bir yıl önce başıma gelen salak durum olmayacak, çünkü dediğim gibi gün bitmedi hala içindeyim. saatim 23:24 gösteriyor bunu yazarken. buraya gelirken kararımı alırken yani tanrı yoktu. evet yoktu o!
sadece arzularım, isteklerimi haklı çıkaracak düşüncelerim vardı...
şu an sözde kaderim karşımda. önemsenmemek çok kötü be! onun gibi olmaya çalışmak da ayrı bir basıyor insanın üzerine. yalnız kovboy edasında sigaramı yakıp, ders çalışıyor numarası yapmak, sorulra kısa ve yüksek sesle cevaplar vermek felan... tek yaptığım kendi gözümde basitleşmek... bu kadar basit değilim aslında diyerek de kendime yalan söylemek... şu an buhranda değilim. ( bu da bir yalan olabilir)
hepimiz bile bile yürüyerek, yani sizi biri sürümeden kader diye nitelediğiniz arzularınızın kaynağına gitmediniz mi? hepiniz yapmadınız mı bunu? sonra üzüldüğünüzde alt beninizde bunu bildiğinizi kaç kez kendinize hüngür hüngür ağlarken itiraf edebildiniz? ( burda sizi benim yanıma çekerek kendimi daha az salak hissetmek istiyorum) (kaçınız benim yanımda onu da bilmediğimden üzüntüm aynı hızda ilerliyor)(özetle hala salak modundayım)
evet ben ve isteklerim... ben! tanrı! suçlamak... önceki hatalarımda bilinçsizlik hatsafhaydı... şimdi bilinç hatsafha ve suçlayacak bir şey olmadığı için isteklerim de özümü oluşturduğundan mütevellit kendime kızıyorum.
ve düşünmeden yapılacak şeyler olduğunu ya da yapılan şeylerden pişman olunmaması gerektiğini, ya da yapılan şeylerin sonucunda suçlayacak birşey aranamaması gerektiğini, ya da hiçbir şey yapmadan oturmak gerektiğini bu da mümkün olmadığından "yap ve düşünme" mantığının en mantıklı şey olduğunu ama bunun hayat formuna pek uymadığından düşün, yap, pişman olma, üzülme, kızma sırasının takip edilmesinden yana olduğunu bildirmek istiyorum. bildirge!

"sevgili günlük" havası estirdim. ama suçlamadan dem vurmuşken özetle "tanrının bizim için bir planı var!" diyorum yazımı bitirmeden önce suçlama aşamasına geçmeden üstadlarım siz de iyi bilirsiniz hayatınızı adım adım yaşayın ya...
günü inceleyin. istekleri değil. "istedim, alıyorum!! ee... aldım. şimdi nolcak?" sorularını istediğiniz şeyi yapmadan önce sorun. sonucunu düşünün hacı!!
ben bunu yapmak için 2 saat geç kaldım. şimdi böyleyim.aslında olan birşey yok ama olmaması gerekenlerdeyim. bunu yazmak zorundayım. belki bir yerlerde birilerine yardımı olur!!

*


edit 1: o kadar da s.klemiceğim bir günmüş!! (tam bu an güldüm, sen de gül)

   anathema   08.01.2009 23:47 ~ 27.01.2009 02:32
   #1154175
 
reklamı kapat

yazdır