tolaz

1.

ilk okuldayım.

o aralar mahle arkadaşları ile geçiyor hayat. aynı zamanda birbirinizden en çok etkilendiğiniz dönemler.

bizim binada ki bi xirbo bir gün yanımıza yeni saç traşı ile geldi.

o aralar “amerikan traşı” moda. oda aynısından yapmış. hani başına tas geçirilip yapılan traş.

kökü kürtlere dayanıyor diye yıllardır ıspatlamaya çalıştığımz traş.

dış güçlerin saç diplerimize ‘head and shoulders’ şampuanları kadar yakın olduğu zamanlar işte.

sonra bir diğer arkadaşta çok geçmeden bu saç stiline katıldı. çok geçmeden bir diğeri daha.

lan ne oluyor? artık iyice kıl olduk.

mahle maçlarında pislik olsun ve hıncımızı alalım diye onları kaleye de sokuyoruz bilerek.

para etmedi, ne ettikse mitoz bölünme gibi amerikan traşı yayıldı aramızda.

en son ben ve bir arkadaş kaldık. çare aramaya başladık. çaresiz olduğumuzu gördük.

mahalle berberinin kollarına kendimizi bırakacaktık.

yalnız benim başka bir sorun var.

berbere hiç gitmemişim. evde makine var, babam hep alıyor saçımı.

ve daha büyük sorun: babam amerikan tarzını bilmiyor, o şekilde kesme alışkanlığı yok.

onu da geç, desem “babo böle böle kes” anında çekecek sıktırı.

baktım ikilem büyük, başımın çaresine bakacaktım artık. para toplamaya başladım. 1-2 lira eksik hala.

gidip berber çırağı arkadaşa dedim “valla hayatımda ilk defa traş olacam berberde. eksik bir iki liram. olur mu?”

“yaw sen eyb etmisen” dedi. çünkü arkadaşta yeni yeni öğreniyor. denek lazım.

neyse efenim…

günlerden bir bahar günü. öğle okula gidecem.

sabah ekenden kalktım, direk berbere koştum.

bu nalet saç sendromuna bir son verip arkadaşların arasına gururla çıkacaktım. “oxlim! benimde saçım emeriqa” diyecektim.

makine saç derime değdi. babama karşı büyük bir ihanet içinde hissediyorum kendimi.

onu ve saç makinesini resmen aldatmış, o aralar daha gündemde olmayan kapitalist modernite çarkına kendimi girmiş hissediyorum büsbütün

makine vızz bızz dedikçe ben koltuğa gömülüyorum. kulak üstü ve saç arkası tam kazınıyor. üst saç ortada.

al sana amerikan traşı…

traş bitti, aynadan baktım kendime. poğ gibi olmuştu.

zaten tip yok, bide bu tewşo mewşo saç tarzı ile neye benzedim bende bilmiyorum.

aklım zîtîkane çalıştığı için “akrabalar ne der” kısmını de kökten unutmuşum.

neyse, eve koştum. banyoya girdim. babanın görmemesi gerek. de nereye kadar?

ilk gören anamlar, ev halkı. anamın bir bakışı oldu ki sormayın. üzerimden üç panzer geçse iyiydi.

önlüğü giydim, dışarı attım kendimi.

daha bir kaç adım atmadım ki, babam arkadan seslendi bana…

gördü beni. yanına gittim. içimde fatiha süreleri havada uçuşuyor! nuh’un gemileri tepetaklak.

babam tipime baktı, saçıma baktı.

“ev çi tolazî ye? ma tu tolazî ker kurê kerê?” dedi.



işte o gün bugün tolaz kelimesi çok ayrı bir yaradır bende.

sonra fark ettim ki, hepimizin hayat evresinde tolazlık diz boyu. aynı şeyleri hemen hemen tüm kürdolar yaşamış.

bu sayfa öncelikle tüm kürt anne ve babalarına armağandır.

sizin tolaz oğullarınız şimdi ciddi tolazlıklar yapıyor.

kızmayın, sevinin.


http://tolaz.org/?page_id=42

   takribenkirkcop   27.08.2012 03:56
   #2548086
2.

preze hayat doxri yaşanmaz sloganıyla sosyal medyaya kürdo kanı getirmiştir yolunuz açık olsun emeriqa traşlılar ...

   takribenkirkcop   27.08.2012 03:59
   #2548087
 
reklamı kapat

yazdır