turk kurt kardesligi

1.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşcesine
bu hasret bizim.

   ender gelisen udinese ataklari   22.12.2007 12:49
   #782111
2.

küçük kardeş ben küçüğüm beni sevmiyorlar diye kızıp evlerini yakmaya çalıştığında,

küçük kardeş yan gelip yatıp büyük kardeşin kazandığını kendi hakkı gibi gördüğünde,

küçük kardeş beraber yaşadıkları evlerini üç kuruşa kötü niyetli insanlara satmaya çalıştığında,

küçük kardeş küçük olduğu için tüm yaramazlıkları affedildiğinde,

en küçük kardeş artık yeter dedi." ben de bu ailedenim. ben de küçüğüm .bırakın ev yakmayı yaramazlık bile yapmıyorum, çalışıp eve ekmek getiriyorum. insan gibi kardeş gibi yaşıyorum bu hakmıdır?" diye sordu küçük kardeşe. küçük kardeşte cevap olarak hakların kardeşliği ile başlayan uzun bir cümle kurdu.....

<bkz: çerkezler,lazlar....>

   maykbazovski   07.01.2008 17:03 ~ 17:06
   #806173
3.

haydar aliyev der ki daha doğrusu derdi ki biz bir millet iki devletiz.
bir azeriy e özbek e sorarsanız onlar azeri dir özbek tir, ötekiler aynı cümlede bile telaffuz edilmeyi kabul etmezler.
türkler kürdlere kardeş değildir kürdler de türklere ama
biz iki millet bir devletiz, iki iyi dost millet, olsa olsa süt kardeşi olunabilir.
kardeşlik olursa şimdi olduğu gibi hep bir kıyas olacaktır, büyük küçüğe zulmedecek küçük büyüğün başını derde sokacaktır, birbirlerini sırf kardeş oldukları için sevmeleri gerekmez birbirlerine saygı duydukları için sevmelidirler.
kardeşlik olursa ataerkil bir toplumda olduğu gibi büyük olanın sözü geçmelidir, oysa eşitlik, temel yaşam hakkı herkes için yalın bir eşitliğe sahip olmalıdır.
gözden kaçırılan bir nokta bu devleti kuranlar bir ümmet enkazından tek parça bir direnç çıkarmak zorundaydılar, bunu da dayandırabilecekleri tek ortak payda yeni yaratılacak bir ulus kimliğiyle sağlamaya çalıştılar.
tarihte bilinen ilk türk adlı devlet diye bilinen devletin adında aslında türk oldukları için türk yazmamaktaydı, toplu birarada anlamında kullanılmıstı bu kelime.
türklük bir arda olan türkmenlere verilebilecek bir sıfattır, başkalarını da buna dahil olmaya zorlamak yanlı davranmaktır.
önce insanların temel yaşam hakları tanınmalıdır,
che mektubunda ailesine miras bırakmadığından bahsetmiştir çünkü devleti onlara hakettiklerini verecektir.
mastadon öldükten sonra isterlerse arkasından abd li bu* desinler ne çıkar,geride bir ana, baba, sevda bıraktıktan, çayı bardakta soğuduktan, sözlükten adı silindikten sonra,

aslolan insandır, bunu bilmek gerek.

   mastadon   07.01.2008 18:50 ~ 19:09
   #806341
4.

<bkz: gunes etnik kimlik aramaz herkese dogar>

   2050   07.01.2008 18:53
   #806345
5.

türklük kavramını ırka dayarsan bu tartışma hiç bitmez diyebileceğim ifade. evet kardeştirler. hatta türk olmakla kürt olmak ayrı şeyler değildir. türklüğün temeli kültürdür. öyle kanla ırkla olmaz. kimse kimseden daha fazla türk olduğunu iddia edemez. türklük kavramı kürtlüğü de içine alır. türklük bir histir. kendini türk hisseden herkes türktür. atatürk boşuna ne mutlu; türk'üm diyene dememiş. türklük kimliğini kabul ettiğinde kürtlük çerkezlik falan ortadan kalkar. sen türk milletinin ferdi hissediyorsan kendini öylesindir. ötesi berisi yok bu işin. yok efenim türk kürt çatışmasıymış. ne çatışması ulan kardeşsiniz siz kardeş. hem de yüzyıllardır.

   pulluk   07.01.2008 18:57
   #806351
6.

yüzyıllara dayanan temel,yüzyıllara dayanan geçmiş,nerde o savaşa omuz omuza ,ayaklarda çarıksız,yemeksiz bir konserve yemeğe muhtaç anadolu insanları. çanakkale'de savaşan kardeş diyarbakırlısı,muşlusu,karslısı,aydınlısı,şimdi mi sırt çevirdik birbirimize? şimdi mi düşman olduk,zaman,değişen koşullar bizi ne hallere getirdi!!!.

   esgi   07.01.2008 19:46
   #806420
7.

<bkz: turkiye cocuklari tipki bir gokkusagi>

   yatay zeka   07.01.2008 19:49
   #806426
8.

türk : avşar, yörük, manav, türkmen, tahtacı, tatar, nogay, pomak, kırgız, karapapak, terekeme, gacal, azeri, özbek, harzem, çepni, oğuz, kırımçak, karaçay, balkar, kazak, kumuk, karakalpak, uygur, ahıska, muhacır, gagavuz, salurlu, yerli, pallık, dadaş, gakkoş, efe, aydınlı, abdal, aşiret, sıraç, nalcı, çaylak, teber, beydili, barak, şirvan, karabağlı, şaman, torbeş, patriot, ortakçı, amuca, bedrettinli, karamanlı, kırım tatarı, kazan tatarı, başkırt, yakut, hazar, karakeçili, sarıkeçili, karakoyunlu, akkoyunlu, torlak, kasap, kıvırcık, peçenek, kıpçak, göçmen, çıtak, eybek, zeybek, sancaklı, dobrucalı, afgan türkü.
kürt: kurmanc, sorani, gorani
zaza: kırmanc, dimili, kırd
gürcü: acar, kartveli, kart, svan, svan-megrel, melaşvili, gurian ,ingilo
çerkez: abhaz (kavimleri: aşıwua, aşkarıwua, apsuwa) , adige (kavimleri: k'emguy,yegerukay, abadzeh, şapsığ,hak'uç, hatukay, natuhay, kabardey, besleney, mahoş,mamhığ, bejduğ, jane), ubıh, dağıstanlı (kavimleri avar, lezgi, dargi, lak), çeçen, inguş, oset
boşnak: bosnalı, sancaklı.
arnavut: şiptar, toska ve gega (kosova)
arap : fellah, nusayri, sason, bitlis, idil, urfa, bedu ,diyarbakır
laz: mohdi , megrel
hemşinliler
ermeni
süryani: türoyo, qıltu, mlahsö
musevi
rum
roman : rom, çingene, poşa
nasturi: türoyo
keldani: surit
bahai
yezidi: ezidi, izdi, azidi, izid, ızdi, darsın, rasni
sudanlı
pontus
leh
rus: malakan

kardeşin etnik kökene göre iki değil daha çok olduğunu gösterir durumdur.

bu etnik kökenlerden gelen kardeşlerimiz kardeşçe bir vatan üzerinde yaşarken bir kaç tane baldırı çıplağın bunu neden kurcaladığını anlatmaya gerek yok.

   1ronin   07.01.2008 19:50
   #806429
9.

<bkz: türk kürt kardeştir ama türk abidir söylemi>

   prometeus   07.01.2008 20:39
   #806535
10.

<bkz: başkalarının adına kardeş edinmek>
<bkz: iyi halt etmek>

   40 karakterden fazla   08.01.2008 15:41
   #807900
11.

görünürde kürtlerin osmanlı tarihinin son dönemlerinde ve cumhuriyet tarihinin tamamı boyunca yaşadıkları mağduriyet nazarı dikkate alındığında zahiren kürtlerin işine yaradığı düşünülen bir varsayımdır, kürt- türk kardeşliği.
benim gibi sadece şu-bu halkların kardeşliğinden ziyade "bütün dünya halkları kardeştir" söylemini, bu kapsayıcı bakış açısını benimseyenlerin dikkatinden kaçan bir kaç husus var, bu izafi kardeşliğe dair.
artık devlet başkanlarının, başbakanların çeşitli ülke temsilcileri ile yaptığı görüşmeleri izleme, onların birbirlerine hitaplarını müşahade etme şansına sahibizdir. belki asur kralı banipal'in lidya kralına yazdığı mektuptan haberdar olmadığımız gibi darius'un fermanları malumumuz değildir fakat bu gün kullanılan dilin ve üslubun geçmişten faydalandığını da biliriz.
devlet başkanları bazen birbirlerini arkadaşım, dostum, bazen kardeşim diyerek selamlarlar.
"kardeşim silvio", "dostum bill" gibi...
bu hitaplar tahmin edileceği gibi tesadüfi değildir.
bu arkadaşlık, dostluk vs. kişilerin değil, devletlerin dostluğu, kardeşiliği ya da arkadaşlığıdır.
mesela pakistan kardeş ülke iken, abd müttefik ülke, yunanistan dost ülkedir.
sözün özü kardeş olan aslında halklar falan değildir.
bir türk ile çinli'nin çelişkisi ne olabilir ki, ya da bir bhutanlı ile vietnamlı'nın ne tür bir alışverişi olabilir?
benim vatandaşı herhengi bir adamla ilişkim yoksa ona dost ya da düşman olmamın çok anlamı yok. çünkü israilli olsa olsa benim kafamdaki bir imgedir, gerçeklik değil.
ancak bir devlet bir ya da birçok devletle ilişki içerisindedir, ve çıkarlarının çakışması ya da çelişmesine göre dost ya da düşman vasfını alabilir, alıyor.
bu naçizane dikkatimin fark edebildiği birinci husus.
ikincisi;
eğer türkiye cumhuriyeti devleti sınırları içerisindeki türk ve kürtler düşünülerek "türk- kürt kardeşliği"nden dem vuruluyorsa, dem vuranların bu resmi sınırlar içerisinde yaşayan diğer halkları nereye koyduklarını sormak gerekmez mi?
zahiren gerçekten iyi niyet ile sarf edilen kardeşlik lafzı kasıtsız olarak diğer halkları dışlamıyor mu?
bana kalırsa biraz nazikçe de olsa dışlıyor...
belki, "hele bunları halledelim sıra onlara da gelir" denilecektir ama benim bu konuda bazı şüphlerim var.
şöyle ki;
türk-kürt kardeşliğinden bahsedildiğine göre, bu kardeşlik iki farklı etnik kökene sahip olan iki farklı topluluğun kardeşliğidir. kasıt etnik köken ise ve diğer halklardan bahsedilemiyorsa, o halde adı geçmeyen halklar, hüsnü zanda bulunarak söylüyorum, gayrı ihtiyari olarak türk kabul edilmektedir. tekrarlmakta fayda iktiza ediyorum, diğer halklar etnik olarak türk kabul edilmektedir.

özet olarak, bu söylemde daha önce tamamen red edilen kürt birşey sayılmakta, kardeşlik mertebesine yükseltilmiştir. hiç olmaktansa birşey olmak çok şey demektir, hele de kürtler için.

diğer halklar mı; mesela lazlar, megreller, ubıhlar, araplar mı?
işte onlar da katılırsa kürt, türk, laz, arap, ibrani, alman, japon kardeş olur. en azından bizim ülkemizde...

   hesperos   08.01.2008 16:08 ~ 16:57
   #807988
12.

"hep kardeş olacak değiliz ya; yasasin halklarin sevgililigi."
y. erdoğan

yıllardır tartışılır bu konu, elde var sıfır.

efendim. türk türk'tür kürt ise kürt.. lâkin benim canına yandığım devletimdeki canına başka bir şey yaptığım insanlar, kürt'ün de "önce türk'üm" demesini isterse olmaz kardeşlik falan.

-kürt'üm ben,
-olsun iyi birine benziyorsun sen.. benim için türk oğlu türksün artık. sen de bunu böyle bilsen iyi olur. iyiysen türksün tamam mı?*

etnik kardeşlik değildir ayrıca, mevz-u bahis. kültürel kardeşliktir.

o değil de; türk kürt'e önce insan, kürt türk'e önce insan olsa... gerisi kendisi olur. kardeş dediğin nedir ki? sevgili bile olunur.

   life is a lemon   08.01.2008 16:35 ~ 04.02.2008 21:39
   #808054
13.

bazı odaklar tarafından kurulmasına izin verilmeyendir. diyalog kurmaya çalıştıkça birileri daima bu diyaloğu bozacaktır.

   klitorise ulasmak isteyen marti   08.01.2008 17:32
   #808155
14.

bir turlu basaramadığımız olay. 30 yıldır bizleri birbirimize olduruyolar kırdırıyorlar aynı toprakta doğup buyuyup yasamak cok zor olamasa gerek.

   maximumdrink   24.03.2009 00:46
   #1270739
15.

<bkz: aile içi şiddet> *

   allah in yarattigi coolum   21.04.2009 20:13
   #1329353
16.

<bkz: kurt ile turk>

   gencodevrim   06.10.2009 01:57
   #1647641
17.

babannem anlatırdı küçükken. eğlenceli bir masal değildi, hemen uyurdum. şimdi duyunca uykularım kaçıyor.

   seryoga   16.11.2009 03:11
   #1739283
18.

itiraf ediyorum, olay aslında şöyle:

çerkesler kıskanmış türk kürt kardeşliğini. malumunuz bu çerkes milleti devetin istihbarat kurumlarını ele geçirmiş çok zaman önce. amerika'da ki yahudiler gibi mınıskim. işte kıskanmış bunlar sonra nifak sokmuşlar araya. kürtler'in hiç suçu yokmuş. bir kısmı tamamen masumane sebeplerle dağa çıkmış. bir kısmı köyden erzak göndermiş, eleman yollamış. bir kısmı istanbul'u savaş alanına çevirmiş. sadece türkler suçluymuş. sonra çerkesler: "yeter la birbirinizi yediğiniz, ayrılın a.q." demiş. türk tarafı tamam "açılalım o zaman" diye şeyetmiş. kürt tarafı da dağdan inmeye başlayan masum evlatlarını 40 gün 40 gece süren düğünlerle karşılamış. gökten 3 elma düşmüş, hepsini çerkesler yemiş.

   seryoga   16.11.2009 03:21
   #1739290
19.

1970’ler kapitalist sistem tarihinde önemli bir kırılmanın baş gösterdiği dönemin başlangıcıdır. sistem ikinci dünya savaşı’ndan kendini toparlayarak çıkmış, abd öncülüğü kesinlik kazanmış, avrupa yeniden ayağa kalkmış, japonya bir uzakdoğu devi olarak doğmuştu. reel sosyalist sistem zirveye tırmanırken, ulusal kurtuluş hareketleri en güçlü dönemlerini yaşıyordu. tam bu noktada 1968 gençlik hareketleri yeni bir zihniyet devrimi başlatıyordu.

böylesine zirveye ulaşmış bir tarihsel-toplumsal sistemin kaotik bir sürece girmesi şaşırtıcı olabilir. ama zirveden sonraki bir adımın düşüşün başlangıcı olduğunu hatırlarsak, gerçek bir kaos sürecinin doğduğu ve etkilerini hızla yaydığı kabul gören bir görüştür. bugün geriye yönelik olarak baktığımızda, bunun altında yatan temel etkenin reel sosyalizm, ulusal kurtuluş ve sosyal demokrasinin yüzelli yıllık devlet odaklı hareketlerinin amaçlarına ulaşmalarına rağmen halk yığınlarına vaat ettiklerini gerçekleştirmekten uzak olduklarının anlaşılması olduğu görülecektir. bir kez daha hıristiyanlığın mı roma imparatorluğu’nu fethettiği, yoksa tersinin mi doğru olduğu ikilemi doğmuştu. belki ikisinde de doğruluk payı vardı. hıristiyanlık imparatorluk kültürüyle sentez kurduğunda ortaçağ feodalizmini doğurmuştu. eşitlikçi ve barışçıl olmasa da farklı bir toplumsal sisteme erişildiği söylenebilirdi. ama özündeki özgürlüğü, eşitliği büyük oranda yitirdiği de bir gerçekti.

kapitalist sistemin vahşi evresi diyebileceğimiz döneminde doğan sosyalist, sosyal-demokrat ve ulusal kurtuluş akımları sonuçta sistem bağlantılıydılar. ondan doğmuşlardı. şüphesiz tümüyle sistemin yedek akımları olarak hazırlandıklarını söylemek gerçekçi olmaz. ama sistemin rasyonelitesini, yaşam tarzını aşma diye bir sorunları olmadığını, olsa da söylemde kaldığını bugün rahatlıkla söyleyebiliriz. eşitlikçi, özgürlükçü ideolojilerinin kökeni sınıflı ve hiyerarşik toplumun dışındadır. komünal ve demokratik duruş özleminden doğarlar. fakat sürekli sınıflı ve hiyerarşik toplumca ya zorla ya tavizler karşılığında özlerini yitirmeye dek yozlaştıklarına dair birçok tarih örneğini de bilmekteyiz.

1970’ler bunalımı, sistemin artık bu yedek mezheplerden yeterince yararlanamayacağının açığa çıkmasıyla yakından bağlantılıdır. 1968 gençlik hareketi de özünde bu gerçekliği ifade eder. umdukları sonuçlar doğmamıştır. her üç akım iktidara geldiği halde vaat ettiklerini gerçekleştiremiyorlardı. yeni bir kapitalist sınıf ve bürokrasi doğurmuşlardı. klasik kapitalizmden çoğu yönden daha da geriydiler. yol açtıkları bunalımlar, özgürlüksüzlük ve eşitsizlik, eleştirdikleri sistemi adeta yeniden aratıyordu.

bu gerçeklik kapitalist devletin meşruiyeti için ciddi bir tehditti.

artık kitleleri etkileyebilecek ciddi yeteneklerden yoksun kalacaktı. halk muhalefetleri devlet odaklı olmayan akımalara yöneleceklerdi. 1968 devrimciliği birçok eksiklik taşısa da bunun yolunu açmıştı. yeni soldan tutalım, feminizm, ekolojik hareket ve yerel kültür akımlarına kadan geniş bir yelpazede devlete karşı yeni bir muhalefet tarzı gelişti. sistemin kaosa girmesinde en temel etken buydu.

1970’lerin başında dünyada bu yönlü gelişmeler yaşanırken, türkiye’deki sol ve kürt ulusal sorunu bağlamındaki kürt hareketi, klasik sol ve milliyetçi eğilimi pek aşmamıştı. dünya oldukça geriden takip ediliyordu. türkiye solu sovyet, çin, arnavutluk ve avrupa komünizmi kanalından beslenirken, cılız bir aydın hareketi olan kürt solu, ilkel kürt milliyetçiliği ve türk sol etiketli bir karmaşayı yaşıyordu. bu dönemde şahsen her iki eğilimle de ilgilendim.

sempatizan olmaya çalıştım. dev-genç çıkışlı thkp-c’ye sempatizanlığım önde olmakla birlikte, tikp’nin kürt sorununa daha kapsamlı yaklaşımı ilgimi çekmeye devam ediyordu. thko önderi deniz gezmiş’lerin idam sehpasındaki kürt-türk özgür kardeşlik vurgusu sürekli bağlı kalınması gereken bir mesajdı. mahir çayan’ların mart 1972’deki şahadeti sonrasındaki sbf boykotuyla içeri alınma ve yedi ay sonra çıkışla birlikte, umduğum örgütlenmelerin iç açıcı olmadığını bizzat görerek, yeni bir örgütlenmeye gitmenin daha doğru olacağı kanaatine vardım.

1973 baharında ankara’da bağımsız bir örgütlenmeye gitme kararlılığı, sahip olunan olanaklardan ziyade anlam itibariyle önemliydi. ne ilkel kürt milliyetçisi bir eğilim, ne de sosyal-şoven dediğimiz özünde türk milliyetçisi bir sol eğilim değil, kendine özgü bir tarih ve güncellik yorumuyla ‘kürdistan devrimcileri’ olarak çıkış yapmak daha uygun geliyordu. bu çizgisel bir değişiklikti. kürtleri, dolayısıyla katkıları ölçüsünde diğer halkları özgür olma bilincine götürecek özellikleri bağrında taşıyordu. hem ezen hem de ezilen ulus milliyetçiliğine kapılmadan özgür halk kimliğini hedeflemek, dünya çapında kapitalizmin mezhepleri haline gelen reel sosyalizm, ulusal kurtuluş ve sosyal demokrat sapmalarına karşı da yerinde ve zamanında bir güvenceydi. doğru bir zihniyet kadar, demokratik siyasete götürecek yol olma özelliğine sahipti.

1978’de pkk olarak ilan edilme, halk özgürlüğüne dayalı bir çizgi olma konumunu daha da güçlendirdi.
*

   alegria   09.12.2009 21:11
   #1784035
20.

eskiden insanlar kürtçe şarkı dinleyemezlerdi.şimdi sesi sonuna kadar açıp dinleyebiliyorlar.bazen ters tepki alanları ne yazık ki hala var.
ama şu var ki geçen aylarda bina mantolama yapılıyor ve her zaman ki gibi yan gelip yatmakla suçlanan bir halkın fertleri yine bu ağır işi yapan kişiler.benim evin balkonunu mantoluyorlar bir baktım tanıdık bir şarkı.kapıyı açtım sordum genç çocuğa;şivan perwer mi diye.
pardon abi dedi.bir anda sanki gurbette bilmediği memlekette yasak bir iş yapmış mahçubiyetine büründü.şivan perwer severim dedim nazey mi o dedim.
işte o anda sanki kendi topraklarında yuvasıymışçasına bir tebessüm aldı yüzünü.aç dedim sesini biraz daha beraber dinleyelim.
o çocuğun yüzündeki sevinci görmenizi isterdim.

şuna emin olun bir çok kürt kendi yaşadığı yerden çıkınca ülkenin neresine giderse gitsin yabancıymış gibi hissediyor kendisini.sadece kucak açmak yeterli.belki beraber halay da çekeriz.

   hadigari   09.12.2009 21:26
   #1784070

123  

 

sayfa

 / 3 

reklamı kapat

yazdır