u.s. indianapolis trajedisi

1.

2. dünya savaşı'nda amerikan deniz kuvvetlerinin tonalite açısından en büyük gemisinin 1945 yılında yaşadığı trajedidir.

u.s. indianapolis, savaşı bitirecek olan atom bombalarını pasifik'teki amerikan üslerine taşımayla görevlendirilir. görevin nevi çok önemli olduğundan seyir bilgileri hiçbir üsse gönderilmez. gemi 1300 civarında mürettebatıyla görevini başaryla yerine getirip amerikan karasularına doğru dönüş yapar fakat yolda bir japon denizaltısı indianapolis'i fark eder. japon komutanının emriyle ardarda iki torpido gönderilir gemiye. ilki tam nöbet değişimi esnasında atıldığından çok az asker kaybına yol açar ama geminin kıç tarafında da büyük bir yara açar. ikinci torpido ise tam yakıt tanklarına hedeflenir ve çok büyük bir patlamayla gemiyi ikiye böler. 500 asker hemen orada ölür. kaptan durumu amerikan üssüne bildirmek istese de ilk telsiz bağlantısında üsteki görevli asker kendisiyle dalga geçildiğini zannederek önemsemez. ikincisinde bağlantı bozulur ve ancak üçüncüsünde üs komutanına ulaşılabilir. fakat bu kez de komutan sarhoştur ve kaptan'ın söylediklerini anlamaz. üsse gönderilen 3 telsiz denemesinden sonra kayıtlardan bir sonuç alınacağını düşünen kaptan mürettebata botları hazırlama emri verir.

patlamadan kalan askerler hızla botlar eşliğinde okyanusa atlarlar. botların dışında kalan askerlerse bota tutunarak yüzmeye başlar. o esnada geminin yakıtında kalan petrol hızla denize boşalır ve 2 kilometrekarelik bir alan petrolle donanır. bu okyanusun ütüne örtülen bir yorgandan farksızdır.

buraya kadar olan kısım savaş esnasında binlerce savaş gemisinde zaten yaşanan bilindik bir trajedidir fakat sonrası indianapolis'i diğerlerinden ayırmaya yeter de artar bile.

kaptan da dahil herkes rotayı şaşırmıştır. amerikan tarafına gidecekken hong kong'a doğru yola çıkarlar. botların çok yavaş ilerlemesi ve havanın kararması seyri daha da zorlaştırır. botlara tutunmayı başaramayan askerlerden bir kısmı petrol denizinde boğulmaktan kurtulamazlar. ortalığı hem kan hem de petrol kokusu sarmıştır.

civarda bulunan köpekbalıkları çoğunlukla savaş gemilerinin yaydığı dalgaları takip ederek bu gemilerden atılan çöplerle beslenir. ama o akşam köpekbalıkları farklı bir koku hissederler. yoğun bir kan kokusu. yönlerini hemen indianapolis artığına çevirmezler. çünkü hava karardıktan sonra bu balıklar kötü birer avıcıdr. sabahı beklerler. o esnada askerlerin bir kısmı suda yüzmekten yorulup boğulmaya başlar. doktorun tüm emirlerine ve uyarılarına rağmen okyanus suyundan içerler. oysa ki bu su direkt beyinle temas edip sinir sistemini tahrip eder. su içenlerden bir tanesi bağıra çağıra kendi elini ısıra ısıra parçalar. bir başkası yanındaki askerin boynuna dişlerini geçirir. sudakilerin çoğu delirmeye başlamıştır.

botlarda yer alan askerler bota hücum eden sudaki askerleri değneklerle uzaklaştırmaya çalışsalar da aralarından bazıları suya düşer ve delirmiş olanların gazabına uğrar. yavaş yavaş sabah olur ve ilk köpekbalığı saldırısı başlar. ilk etapta 5 köpekbalığı birden grubun bulunduğu yöne gelir. bu kez botlardakilerin de başı beladadır. balıklar 30 kadar askeri canlı canlı yemeye başlar. karınları doyduktan sonra av yapmadıkları bilinen köpekbalıkları tam alanı terkederken botlardan biri kaçınılmaz bir hata yapar ve balıklardan birini zıpkınla öldürür. balığın kan kokusunu alan başka köpekbalıklarının bölgeye doğru yönelmesi demektir bu. halbu ki diğer 5 balık zaten geri dönüyordur.

üslere bilgi verilmediğinden dolayı kimsenin haberdar olmadığı indianapolis'in kalan mürettebatı panik ve korku içinde bir umut beklerler ama etraflarında hiç kara görünmüyordur. yaklaşık 600 km güneyden solomon açıklarından bir amerikan keşif uçağı o esnada hong kong'a doğru havalanır. japon savaş gemilerinin saldırılarından dolayı çok yüksekten uçan bu uçaklar denizde hapsolmuş insanları göremeyecek bir mesafededirler. uçuşun başladığı esnada da ikinci köpekbalıkları gelir. bu kez sayıları daha fazladır ve tam anlamıyla bir katliam yaparlar. indianapolis mürettebatı balıklar karşısında çaresiz kalmıştır. yumruk ve tekmelerle dövüşmekten başka yapacak birşeyleri kalmayan askerlerin tam ümitleri sönerken yukarıdaki amerikan uçağı okyanusta bir ilginçlik farkeder. denizin ortasında kocaman bir siyah örtü vardır. ne pahasına olursa olsun alçalmayı deneyen uçak pilotu denize yaklaştıkça aşağıda olanları kavramaya başlar.

nihayet keşif uçağı köpekbalıklarının ziyafet dönüşünden sonra gruba ulaşır. askerler çığlıklar ata ata uçağın kanatlarına yapışmaya başlar. fakat tek bir uçak yetmeyecektir. pilot hemen yardım ister ve gelen savaş gemileriyle hayatta kalmayı başaran 123 asker karaya taşınır.

o esnada bu olay amerikan basınında küçük sütunlarda yer alsa da hiroşima ve nagazaki bombalarının yarattığı etkinin yanında indianapolis'in adını kimse anmaz. sadece mürettebatın ailesi çocuklarını merak etmiştir. olaylar yatıştıktan sonra deniz kuvvetleri, mürettebat ailelerini susturabilmek adına bir mahkeme kurar ve indianapolis'in kaptanını suçlu bulur. kaptan ilk telsiz görüşmelerini defalarca anlattıysa da sonuç değişmez. kaptan iki rütbe birden indirilir ve sicilinden 100 puanlık bir kesinti yapılır.

kaptan 2 yıl sonra emekli olur, 1 yıl sonra da karısı kanserden ölür. aynı yıl kaptanın maine'deki çiftliğinin kapısında yöre sakinleri ölü bir adam bulurlar. kaptanın cesedinin bir elinde beylik tabancası diğer elinde oyuncak bir asker biblosu vardır.

   estar abi   13.06.2009 20:35 ~ 20:40
   #1439231
 
reklamı kapat

yazdır