ucurum

1.

kot farkı çok yüksek olan yerlerin bir arada bulunması ile doğan yukselti farkı.

   jeremies   12.02.2007 11:45
   #214614
2.

bir edip cansever şiiri.

bir ağaç sürüsünün üstünden,
çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden,
kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş,
votka bardağımın içine,
benim olmayan bir sevinç duyuyorum.

kesiyorum durdugumuz yeri ortasindan
ey görünüs! seni bir yerinden hiç anlamiyorum
dibinde degil ayaklarimin, damarlarinda
derinligini orda tutan, oradan harcayan
uçsuz bucaksiz bir uçurum.

zamanla degil, bir yerde
benim olmayan bir seyle yaslaniyorum
geçiyorum ilk seklimi tüketerekten
agir agir yanan bir tugla harmanini
billurdan sarkaçlariyla.

kalbim, serserligim benim..

   blue in deeper green   05.05.2007 17:30
   #375533
3.

insanın depresif zamanlarında kenarına gelmekte tereddüt etmediği noktadır.

   harbiden   05.05.2007 17:38
   #375544
4.

"kalbim, serserligim benim" diye biten ne yapip edip okunasi siir.

   akraba evliligi   11.07.2007 12:20
   #536161
5.

mercan alev hamfendinin ilk klibini çektiği ve ilk albümüne adını veren şarkı.

şarkının sözlerini girecek ve kendimi durduracak değilim efendim. evvela şarkının nakarat kısmı azami dikkat tahsisine ziyadesiyle layıktır. “aşk bir uçurumudan düşmek gibidir / o yüzden sevgiliye yar denilir.” ben edebiyatçı diye, kelebek gibi uçan arı gibi sokan prodüksiyon diye buna derim işte! eğer bugün bir sezen aksu, bir derya köroğlu, bir nadir göktürk bunları düşünemiyorsa, kelimelerin eş anlamlılarının yanına küçük sözcük oyunlarına yer vermiyorsa, efendime söyliyeyim, deveyi yardan uçuran bir tutam ottur gibi atasözü ve deyişlere yer vermiyorlarsa bu onların eşekliğidir. neyse ki mercan alev gibi kızlarımız vardır da bu açığı kapatmaktadırlar. allah yüzümüze bakıyo da böylesine zeki ve anadiline hakim kızlarımızı biz aciz sefillere dinlemeyi nasip ediyo!

geçelim nakaratın ikinci dizesine: “bir damla gözyaşımın hakkı ödenmez / öldürmeyen her acı beni diriltir” aa! bu söz ece gürsel’e ait değil miydi yahu? hani bileğinde de dövmesi var hatta bu sözün. evet evet böyle buyurduydu zerdüştün biri. ece gürsel de, tabi, hatırı sayılır büyüklerimizden beri. yemişim friedrich’ini, sokmuşum nietzche’sine! halt etmiş o. bu mercan kızımız da iş var, böyle kadirşinaslık, böyle hatırbilirlik, böyle bacak, böyle but herkeslerde bulunmaz.
klibindeyse zahid akman’a bildirmekten imtina edeceğim, seyretmelere doyacağım birkaç tespitim oldu. bak mercan kızım, bak ağzı yüzü yamuk, dişleri roller-coaster gibi olan güzel kızım, o elbiseyle acı çekilmez. o elbiseyi teyzengilin kızlarının düğününde giyersin. sonra senin sırtın güreşçi sırtı gibi. arkanı dönmemeye dikkat et. maazallah götürürler merkeze güreştirirler, ilk el ensede küçük erol köse’yi görmekten beter ediverirler alimallah.
bi de klipte arabanın içindeki lambalardan birini elliyosun ya. keşke ellemeseydin be yavrum, taşşak elliyomuşsun gibi o ne öyle… yutup’ta durdura durdura seyrettim, hiç hoş olmadı misal.

   psyche   08.02.2008 14:32 ~ 14:37
   #857609
6.

gece yarısıydı. arabadaydım. radyo maydonoz'da selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öykü­yü anlatıyordu. kulak kesildim:

"bir sonbahar günü londra'daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında otu­ran adam, yaprakların dökülmesini hüzün­lü bir gülümsemeyle seyrediyordu. biraz sonra muayene odasında doktor, teşhisi açıkladı kendisine:

'- bay winkelman, beyninizde bir ur var. hemen ameliyat olmalısınız.'

yüz hatları gerildi winkelman'ın:

'- ingiltere'de bu ameliyatı yapabi­lecek doktor var mı' diye sordu.

'- amerika'da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm' dedi doktor; 'zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan charles wronkow da orada yaşıyor.

winkelman teşekkür edip ayrıldı. ote­le giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça iti­yordu.

birkaç gün sonra gazeteler tanınmış amerikalı operatör charles wronkow'un ingiltere'de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.

polis, böyle tanınmış bir doktorun ne­den wilkelman adı altında, londra'nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu."

* * *

bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahın­da gazeteler reve favaloro'nun intihar haberini duyurmuşlardı.

favaloro, 1967'de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında bir çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran ar­jantinli cerrahtı. buenos aires'teki muhte­şem villasında kalbine sıktığı tek kurşunla son vermişti hayatına...

milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşun­layarak susturması ne trajik bir final!..

bütün bir salonu gülmekten kırıp geçir­dikten sonra çekildiği makyaj odasında ses­sizce ağlayan bir palyaço gibi... çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman... insanın sözü geçmez, gücü yetmez ba­zen kendine...

en güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsanız...

diline doladığı herkesin iç dünyasını ka­lemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keş­mekeşi tariften acizdir.

cemaate iman telkin ederken içten içe tanrı'yı sorgulamaya başlamış bir din ada­mı kadar çaresiz, kıvranır insan...

yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir kazanova'nın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi,

...ya da cehennemi bir cephede gün bo­yu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi,

...en yakından tanıdığı zaafı, en güven­diği yanına yakıştıramaz insan:

...ve kendini en bildiği yerinden vurur: kalpse kalp; beyinse beyin...

...bir kurşunla durur.

* * *

çünkü en beteridir kendisiyle savaşan­ların, kendine yenilmesi...

inanmadan din adamı olarak kalamaz­sınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesa­retsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir ya­rayla kalplere şifa taşıyamazsınız.

bu kuşatmayı yarmak için o "zaaf”ları­nızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına...

insan, kendine rağmen gider o zaman...gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine karnıyla yatıveren yaşlı bir samuray savaşçısı ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen zeki müren gibi, ölümü beklemeden onun kol­larına koşar.

bazen uluorta, bazen yapayalnız,

...uçsuz bucaksız bir boşluğa akar...

malum; "uzun süre uçuruma bakar­san, uçurum da senin içine bakar."

<bkz: can dündar>

   darbellimatkap   10.02.2008 12:35
   #860742
7.

ikinci nesil yeni bir yazardır aynı zamanda, hoşgelmiş.

   yazamaz   19.04.2008 23:38
   #897728
8.

murat boz'un yeni single'ı.sözleri;

yangın var içimde
imdat! (imdat! imdat!)
durdurma yüreğini
kandırmadık içini anlat (anlat anlat)
birine bile güveneme diğerine
denedi denedi hiç kimse inemedi en derine

şu dilime kolay ama yüreğime zor bir durum
kısa yolu bulamadı yine aramız uçurum
bugünü dünüme yarınıma değişir giderim
zaten bu kafada değil seni
evi bile zor bulurum

şu dilime kolay ama yüreğime zor bir durum
kısa yolu bulamadı yine aramız uçurum
bugünü dünüme yarınıma değişir giderim
zaten bu kafada değil seni
evi bile zor bulurum

yangın var içimde
imdat! (imdat! imdat!)
durdurma yüreğini
kandırmadık içini anlat (anlat anlat)
birine bile güveneme diğerine
denedi denedi hiç kimse inemedi en derine

şu dilime kolay ama yüreğime zor bir durum
kısa yolu bulamadı yine aramız uçurum
bugünü dünüme yarınıma değişir giderim
zaten bu kafada değil seni
evi bile zor bulurum

şu dilime kolay ama yüreğime zor bir durum
kısa yolu bulamadı yine aramız uçurum
bugünü dünüme yarınıma değişir giderim
zaten bu kafada değil seni
evi bile zor bulurum

   yavanna   01.07.2008 23:40
   #963033
9.

alternatif klip mekanıdır. hele ki şarkı aşk acısı ve hüzün dolusa bi de attın mı kendini şarkının sonunda aşağı gelsin paracıklar...

   misirgevregi   01.07.2008 23:57
   #963053
10.

"hani benim kanatlarım anne?" diyesi geliyor insanın.

   neseytannemelek   02.07.2008 00:02 ~ 00:03
   #963058
11.

aşağıya düşüldüğünde kişiyi çeşitli yara,bere ve darp izlerine maruz bırakan yer.

   sozdemir   02.07.2008 00:10 ~ 00:14
   #963066
12.

derttir.hala düşmediyseniz ve kenarında duruyorsanız umudun pençesine takıldınız demektir ve nietzche'nin dediği gibi umut kötüdür.

   off aman   12.11.2008 15:22
   #1083663
13.

1957 çekimi türk filmi.

   specta   19.01.2009 03:49
   #1165330
14.

http://www.youtube.com/...tp8pnvm&feature=related

ezel'in senaristi kerem deren'den yeni bir dizi.yakında atv'de.başrolde selçuk yöntem var.diğer oyunculardan henüz haberimiz yok.

   laa boheme   11.01.2012 17:55
   #2470939
15.

şubatta atv'de.
oyuncular şu şekilmiş;
mehmet ali nuroğlu, selçuk yöntem, erdal yıldız
,esra ronabar ,lavinia longhi ,duygu yetiş,zeynep köse,enes arıkan,kaya akkaya,akın saatçi

bi de şu demiştik,o bu olmuş;
#2454913

   laa boheme   14.01.2012 20:32 ~ 20:35
   #2472093
16.

yıldız tilbe'nin el adamı adlı en iyi şarkısında vurgulanan bir kelime.

gönlüm isterse gelirim
bitmeyen aşkla sevişirim
seyret bak uçurum dağından
dümdüzdür vadim
ruhum isterse gezinirim
dipsiz uçurumlarda
aşk düzlükte yaşanıyor
düzlük tek aşkta

   sozlukteki garip sey   14.01.2012 20:35 ~ 20:52
   #2472095
17.

an itibariyle atv de izlediğim dizi, fena birşeye benzemiyor, ezelden sonra izleyecek bir dizi buldum sanırım

   dogangorunmlusahin   21.02.2012 22:13
   #2488426
18.

gariptir ama fragmanlarından daha iyi olmuş dizinin ilk bölümü.jenerik kısmına ayrıca bayıldım.apla taş zaten.izlenir bu.tutar.

   laa boheme   22.02.2012 00:35
   #2488463
19.

en az 2 metre genişliğe sahip olmalıdır.

   cisfircasi   22.02.2012 01:52
   #2488474
20.

şu anda türk televizyonlarındaki en iyi dizi. ah bi de geçmiş zaman karakterlerini canlandırırlarken oyuncuları biraz gençleştirseler daha iyi olacak tabii.
diziyi izlerken bütün sinir sistemi altüst oluyor. ana bacı sövesin geliyor insanın. hele bi kötü adam rolü var ki o adamı normalde görsem de pezevenk zannederdim zaten. oyuncular çok başarılı. karakter seçimleri falan çok iyi. iyi dizi ya. hele jeneriği çok orjinal. izlenmesi tavsiye edilir.

   boku kokan   15.04.2012 13:41
   #2506720

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır