ugur mumcu

1.

saglam gazetecilerimizdendi...

   yasakani   05.04.2006 18:05
   #2475
2.

cumhuriyet tarihinde ataturkcu imajini hak eden, halkini yobaz,gerici,tutucu,aydin diye ayirmadan ulkesi icin calisan ve bu tutumuyla yabanci gizli servislerin taseronlari sonucunda hakkin rahmetine kavusan "tek" gazeteci/yazar.

digerlerine * * * * ornek olur insallah diyecegim ama bosa entry heba etmis olacagim.

   stankovich   11.05.2006 08:25
   #5191
3.

dusunen ve dava adina sehit olan buyuk adam. laik bir devlet adina calisan,iscinin hakkini savunan ugur mumcu vurulduk ey halkim unutma bizi'de kendi hikayesini en iyi sekilde anlatmistir.

onun icin bir tanim yazilacaksa iste buradadir:

vurulduk ey halkim, unutma bizi

dag gibi karayagiz birer delikanliydik,
babamiz sirtinda yuk tasiyarak getirirdi asimizi, ekmegimizi.
arabalar siril siril isiklariyla caddelerden gecerken
bizler bir mumun isiginda bitirdik kitaplarimizi
kendimiz gibi yasayan binlerce yoksulun yuregini,
yuregimizde yasayarak katildik o buyuk kavgaya.
ecelsiz oldurulduk
dovulduk, vurulduk, asildik.
vurulduk ey halkim, unutma bizi...

yoksullugun bukemedigi bileklerimize, celik kelepceler takildi.
iskence hucrelerinde sabahladik kac kez,
isteseydik, diplomalarimizi mor binlikler getiren birer senet gibi kullanirdik.
mimardik, muhendistik, doktorduk, avukattik.
yazlik kislik katlarimiz, arabalarimiz olurdu.
yuregimiz isciyle birlikte atti, koyluyle birlikte atti.
yasamimizin en guzel yillarini, birer taze cicek gibi verdik topluma.
bizleri yok etmek istediler hep.
oldurulduk ey halkim, unutma bizi...

fidan gibi genc kizlardik; hayat, sakirdayan bir selale gibi akardi goz bebeklerimizden.
yirmi yasinda, yirmi bir yasinda, yirmi iki yasinda iskencecilerin acimasiz ellerine terkedildik.
direndik kucucuk yuregimizle, direndik genc kizlik gururumuzla.
tukurulesi suratlarina karsi bahar cicekleri gibi,
taptaze inanclarimizi firlattik bos birer eldiven gibi.
utanmadilar insanliklarindan, utanmadilar erkekliklerinden.
hucrelere atildik ey halkim, unutma bizi...

olumcul hastaydik.
bagirsaklarimiz dugumlenmisti.
hipokrat yemini etmis doktor kimlikli iskencecilerin elinde oldurulduk acimaksizin. gelinliklerimizin
utusu bozulmamisti daha.
cezaevlerine kilitlenmis kocalarimizin taptaze duygularina, birer mezar tasi gibi savrulduk.
vicdan sustu.
hukuk sustu.
insanlik sustu.
goz gore gore oldurulduk ey halkim, unutma bizi...

kanserdik; olum, her gun bir sinsi yilan gibi dolasiyordu derilerimizde.
uydurma davalarla kapattilar hucrelere.
hastaydik.
yurtdisina gitseydik kurtulurduk belki.
bir bucuk yasindaki kizlarimizi oksuz birakmazdik.
once kolumuzu, omuz basindan keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak firlattik attik
onlerine.
sonra da otuz iki yasinda birakip gittik bu dunyayi, ecelsiz.
oldurulduk ey halkim, unutma bizi...

giresun'daki yoksul koyluler, sizin icin olduk.
ege'deki tutun iscileri, sizin icin olduk.
dogu'daki topraksiz koyluler, sizin icin olduk.
istanbul'daki, ankara'daki isciler, sizin icin olduk.
adana'da, paramparca elleriyle, ak pamuk toplayan isciler, sizin icin olduk.
vurulduk, asildik, oldurulduk ey halkim, unutma bizi...

bagimsizlik, mustafa kemal'den armagandi bize.
emperyalizmin ahtapot kollarina teslim edilen ulkemizin bagimsizligi icin kan doktuk sokaklara.
mezar taslarimiza basa basa, devleri yonetenler gizli emellerle,
baslarimizi ezmek
kanlarimizi emmek istediler.
amerikan usleri kaldirilsin dedik, sokak ortasinda sorgusuz sualsiz vurdular.
yirmi iki yaslarindaydik olduruldugumuzde ey halkim, unutma bizi...


yabanci petrol sirketlerine karsi devletimizi savunduk, komunist dediler.
ulkemiz bagimsiz degil dedik, kelepceyle geldiler ustumuze.
kurtulus savasi'nda emperyalizme karsi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti cabamiz.
bir kez dinlemediler bizi.
bir kez anlamak istemediler.
vurulduk ey halkim, unutma bizi...

henuz cocuklugumuzu bile yasamamistik.
bir kadin eline degmemisti ellerimiz.
bir sevgiliden mektup bile almamistik daha
bir gece sabaha karsi, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarimizla cikarildik idam sehpalarina.
herkes taniktir ki korkmadik. icimiz titremedi hic.
mezar topragi gibi taptaze,
mezar tasi gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
asildik ey halkim, unutma bizi...

bizi oldurenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda vuranlar,
agabeyimiz, babamiz yasindaydilar.
ya bu duzenin kirli carklarina ortak olmuslardi, ya da susmuslardi butun olan bitenlere.
ofkelerini bir gun bile karsisindakilere
bagirmamis insanlarin gozleri onunde oldurulduk.
hukuk adina, ozgurluk adina, demokrasi adina.
bati uygarligi adina, bizleri bir safak vakti ipe cektiler.
korkmadan olduk ey halkim, unutma bizi...


bir gun mezarlarimizda guller acacak
ey halkim, unutma bizi.
bir gun sesimiz, hepinizin kulaklarinda yankilanacak
ey halkim unutma bizi...

ozgurluge adanmis bir top cicek gibiyiz
simdi hep birlikteyiz
ey halkim, unutma bizi...

ugur mumcu
cumhuriyet - seslenis - 25 agustos 1975

   karanlikta   11.05.2006 10:05
   #5201
4.

soyledikleri ile isik tutmus isik olmus da elbet ataturkculuk ve bagimsizlik sehitlerinden aydin gazeteci yazar.

   whisper   11.05.2006 13:24
   #5225
5.

<bkz: 12 eylul adaleti> *

   enigmatic   17.05.2006 18:35
   #7300
6.

+ istanbulda bir ilceye ismini vermistir

   ahmet   17.05.2006 22:05
   #7342
7.

<bkz: ugurlar olsun>

   dwight   17.05.2006 22:07
   #7343
8.

askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 mart dönemi’nde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek", "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddasıyla gözaltına alındı. mamak askeri cezaevi’nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan uğur mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. fakat yargıtay'ca karar bozuldu ve serbest bırakıldı. bu olaydan sonra mumcu askerliğini, 1972-1974 yılları arasında ağrı'nın patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.

   soslan   22.10.2006 06:05
   #85736
9.

<bkz: uğur mumcu mahallesi>

   ugokhan   06.01.2007 21:05
   #171269
10.

tüm türkiye'ye gerçekleri göstermiştir ancak sahip çıkamadığımız çok değerli gazetecimiz.

   mesnet   06.01.2007 21:47
   #171311
11.

ailesi ankaralı olmasına karşın, babasının görevi nedeniyle bulundukları kırşehir'de, 22 ağustos 1942'de doğdu. tapu kadastro memuru şinasi hakkı bey ile nadire hanımın dört çocuğunun üçüncüsüdür.

babası ankara'ya atanınca, ulus'taki balıkpazarı'nda bulunan devrim ilkokulu'nda başladığı ilköğretimini, bahçelievler'­deki ulubatlı hasan ilkokulu'nda tamamladı (1954)

cumhuriyet ortaokulundan (1957), sonra deneme lisesini bitirdi, ankara hukuk fakültesine girdi (1961). hukuk fakültesini bitirdikten sonra (1965), kısa bir süre avukatlık yaptı. dil öğrenmek için gittiği ingiltere dönüşünde, hukuk fakültesinin idare hukuku profesörü tahsin bekir balta'nın asistanı oldu.

öğrencilik yıllarında "bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmayacağı"nı kavramış, etkin, coşkulu bir gençti. hukuk fakültesi öğrenci derneği başkanıyken onun öncülüğünde yapılan toplantılara zamanın politikacıları­, bilim ve sanat insanları çağrılıyor, katıldığı "münazara"lardaki başarılarıyla dikkati çekiyordu. daha 20 yaşındayken "türk sosyalizmi" başlıklı yazısı ile yunus nadi makale yarışmasını kazandı.

27 mayısın getirdiği özgürlük ortamında çok okuyarak, araştırarak, yaşamı sorgulayarak kendi düşünce evrimini kurmaya başlamıştı. 12 martın aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. doğan avcıoğlu'nun yönetimindeki yön dergisinde 29 yaşında bir öğretim görevlisi olarak yazıyordu. askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, "orduya" hakaret etmekle suçlanarak tutuklandı. kendi deyişiyle, yön dergisi o sırada "sıkıyönetim bekleme salonu" gibi olmuştu. birçok demokrat aydına cezaevlerinin kapısı ardına kadar açılmıştı.

bir yıla yakın kaldığı mamak askeri cezaevinde öteki aydınlarla birlikte buz kırmak, tuvalet temizlemek zorunda bırakıldı. açılan davada, 7 yıl hapse mahkûm edildi, ancak "komünist düzenin getirilmesinde bayrağı soldan sağa sallanacağını belirtmektedir" gibi ifadelerin yer aldığı kararın yargıtay'ca bozulmasından sonra serbest bırakıldı ve hemen askere alındı. tuzla piyade okulundaki üç aylık eğitimden sonra, okul yönetiminin "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçladığı uğur mumcu, "er" çıkarıldı; "sakıncalı piyade" oldu. askerliğini ağrı'nın patnos ilçesinde tamamladı.

"sakıncalı piyade" sayıldığı için onurunun kırılmadığına inandığından, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için simgesel bir tazminat isteğiyle dava açtı. yedek subaylık hakkı geri verildi, ancak askerliği sırasında kendisi için yapılan tüm harcamaları tazminat tutarından düşüldü. yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanan uğur mumcu, bu dönemi, önsözüne aziz nesin' in "bizi acı acı güldürdü” diye yazdığı sakıncalı piyade adlı yapıtında anlattı. bu yapıt sonradan tiyatro oldu ve yüzlerce kez oynandı.

her zaman duyarlı olan midesindeki rahatsızlığa doktorların tanısı ülserdi. uğur mumcu' nun "12 mart ülseri" tanımlaması bu dönemi özetlemeye yetiyordu. askerlikten sonra gazetecilikte karar kıldı ve üniversitedeki görevinden ayrıldı. yön, kim, türk solu, ortam ve başka dergilerle, akşam, milliyet ve yeni ortam gazetelerinden sonra uzun süre cumhuriyet'te yazdı. anka ajansında çalışırken altan öymen'le birlikte izlediği yahya demirel'e ilişkin "mobilya dosyası" adlı bir kitap oluşturdu, "hayali ihracat" kavramı böylece kamuoyunun sözlüğüne girdi.

19 temmuz 1976' da güldal homan ile evlendi, 1977' de oğlu özgür, 1981' de kızı özge doğdu. aile bireyleriyle ve dostlarıyla paylaştığı karşılıklı sevgi saygı onun üretkenliğine katkılı oldu. "susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi" çağın suçu olarak niteleyen mumcu "cesur bir kere, korkak bin kere ölür" diyordu. demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak ülkü ve ilkelerinden hiç ödün vermedi. katilleri yakalanmayan gazetecilerin, bilim ve sanat insanlarının, tüm insanların kanı yerde kalmasın diyerek savaşını verdi. terörün silah kaçakçılığıyla ilişkisini giderek artan gerici örgütlenmenin iç ve dış boyutlarını belgeleriyle gözler önüne serdi. kamuoyu, susurluk kazasızla yeniden gündeme gelen abdullah çatlı adını, ülkücü mafya kavramını ilk kez onun yazılarından duydu. kontrgerilla var mı, yok mu tartışmalarını, yurtdışındaki görevlilerimizin aylığını ödeyen örgütleri rabıta olayını, kimi aydınların bile yüzeysel bir bakış açısıyla ele aldığı kürt sorununu, abdullah öcalan'ın iç ve dış ilişkilerini ipekçi cinayetinin araştırılmasını, ağca'yı, papa suikastının perde arkasını yılmadan ve korkmadan araştırdı. 12 eylül adaletini, özal döneminin kural tanımayan uygulamalarını bıkıp usanmadan yazdı. 1990'ların sonunda yaşananlar uğur mumcu'yu haklı çıkardı, ölümünden önce yayımlanan 25; ölümünden sonra yayımlanan 40 kitaptaki belge ve bilgiler, etkili ve yetkili olanlarca göz önüne alınmayı bekliyor.

mumcu'nun dikkate değer asıl özelliği ise insan ilişkileri idi. ailesine çok düşkün olan mumcu, yakın çevresi için de "hasta olan için hastanede, yargılanan için mahkemede, tahliye olan için cezaevi kapısında; birisi pasaport mu almamış, kim olursa olsun o işin peşinde" diye bilinen bir dost idi. hatta tanımadığı insanların sorunlarıyla da yakından ilgilenir, doğrudan ya da köşesi aracılığıyla çözüm bulmaya çalışırdı.

araştırmacılığında, telefon numaralarından uçak biletlerinin tarihlerine, resmi gazeteden ticaret sicil gazetelerine dek hiçbir şeyi gözden kaçırmayan mumcu, aynı zamanda haber için ödün vermeyen, hiç kimsenin özel yaşamıyla ilgili tek satır yazmayan, haber kaynağını her şeye rağmen koruyan ve belgesiz yazı yazmayan örnek bir gazeteci idi.

yobazların, kaçakçıların, hırsızların, sömürücülerin korkulu rüyası olan, cumhuriyet ve atatürk'ü tüm ilkeleriyle benimseyip savunan mumcu, din maskesi altında türkiye'yi emperyalizme teslim etmek isteyenlerin gerçek yüzlerini sergiledi. silah kaçakçılığı, terör, kürt sorunu ve benzeri konulardaki araştırmalarını sağlam belgelere dayandırdı. "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" ilkesinden hareketle emperyalizmin, mafya aracılığıyla türkiye'ye soktuğu silahların terörü körüklediğini kanıtlarıyla gözler önüne serdi.

toplumsal sınıf ve katmanlar arasında dengesizliğin ve sömürünün, planlı devletçilikle önlenebileceğini, devlet kaynaklarını geniş kitleler yerine bir avuç azınlığa aktarmanın bu sorunu çözmeyeceğini savundu.

demokrat, laik, cumhuriyetçi, atatürkçü, devrimci, emekten tüm hak ve özgürlükten yana, emperyalizmin, çıkarcılar, vurguncular ve yobazların karşısında olan uğur mumcu, 24 ocak 1993 pazar günü arabasına konan bomba ile öldürüldü.

"ben ankara'nın yerlisiyim" diyen uğur mumcu için ankara, yalnızca yaşadığı kent değil, laik cumhuriyetin simgesiydi. ankara'da yaşanan ve tüm yurda yayılan olumsuzluklar yüzünden zaman zaman "ankara'nın taşına bak / gözlerimin yaşına bak / uyan uyan gazi kemal / şu feleğin işine bak" diye yazıyordu. bu halk türküsü, ölümünden sonra bir bakıma, uğur mumcu ile özdeşleşti. demokrasi, adalet özgürlükler, emek için, laik cumhuriyetin atatürk devrimlerinin yara almaması, terörün kaynaklarının bulunması, irticanın boyutlanmaması için yaşamını yitiren uğur mumcu'nun ölümü, 24 ocak 1993' ten bu yana sorgulanamamaktadı­r.

24 ocak 1993'ten bu yana hükümetler kuruldu, hükümetler bozuldu; başbakanlar, içişleri bakanları geldi geçti, ancak uğur mumcu cinayeti aydınlanamadı.

sosyalizmin, marksist-leninist, avrupa komünizmi, maoizm gibi değişik uygulamaları olduğuna dikkat çeken uğur mumcu, türkiye için de bağımsızlıkçı, antiemperyalist, kendi özgün koşullarına uygun, kendi ulusal değerlerinden kopmamış bir "türk sosyalizmi" modeli öneriyordu.

türkiye'de araştırmacı gazeteciliğin öncüsü olan mumcu, ırak'a yönelik operasyonlarda incirlik üssünün kullanılmasına izin veren hükümetleri eleştirdi. yolsuzluk iddiaları, yabancı istihbarat örgütleri, mafya, papa suikastı gibi konularda araştırmalar yaptı. abdi ipekçi suikastının perde arkasını belgeleriyle ortaya koydu.

siyasilere yönelttiği eleştiriler yüzünden, yazıları aleyhine birçok dava açıldı. hepsinde de mumcu'nun haklılığı kanıtlandı.

ankara sanat tiyatrosunda sahnelenen "sakıncalı piyade" adlı oyunu büyük ilgi ve başarı kazanan mumcu ilk ödülünü, 1962 cumhuriyet gazetesi yunus nadi armağanı makale yarışmasında kazandı.

1979 yılında, türk hukuk kurumunca "yılın hukukçusu", aynı yıl çağdaş gazeteciler derneğince "yılın gazetecisi" seçildi. 1980, 1982, 1983, 1987 ve 1993 yıllarında istanbul gazeteciler cemiyetinin inceleme ve röportaj dallarındaki ödüllerine değer bulundu. 1984, 1985 ve 1987 yıllarında nokta dergisi mumcu'ya "yılın doruktaki gazetecisi" ödülünü verdi. 1980'de (cüneyt arcayürek'le birlikte) ve 1988'de sedat simavi vakfı kitle haberleşme ve gazetecilik ödüllerini aldı.

   prefactus   24.01.2007 13:20
   #190256
12.

yıllarca cumhuriyet gazetesinde araştırmacı gazeteci kimliğiyle haksızlıkların , yolsuzlukların, yobazların üzerine gitmiş aydın insan, güzel insan 14 yıl önce bugün (24 ocak) kahpe bir suikastte yaşamını kaybeden onurlu yazarımız.
onun gözlemi ve birikimi öyle güçlüydü ki birkaç aydınımız dışında kimse irtica faaliyetlerini derinden etkileyecek bulguları bu kadar keskince ortaya koyamamıştır şimdiye kadar.

   pckopat   25.01.2007 01:04
   #191051
13.

ve 24 ocak 1993. ankara, karlı sokak. cumhuriyet yazarı uğur mumcu 'nun, evinin önünde park ettiği otomobiline binerken patlayan bomba, mumcu'nun bedenini, bizim de yüreklerimizi parçaladı. türk basın tarihinin kalpaksız kuvayı milliyecisi, keskin kalemini son yolculuğuna on binler uğurladı. cenaze töreninde on binler hep bir ağızdan yiğidim aslanım türküsünü söylediler ve 'türkiye laiktir, laik kalacak' sloganını attılar. dönemin siyasileri, suçluların bulunması yönünde namus sözü verdiler, ancak olayın aydınlatılması sürecinde bir arpa boyu yol alınamadı. soruşturma ile ilgili olarak 5 savcı görevlendirildi, 3 komisyon kuruldu, bu arada abdullah argun çetin adlı bir kişi cinayete katıldığını öne sürdü. çetin hakkında ankara dgm başsavcılığı idam istemiyle dava açtı. cinayet, 7 sene boyunca faili meçhul olarak kaldı. 2000 yılının mayıs ayında, içişleri bakanı sadettin tantan ve istanbul emniyet müdürlüğü çok büyük bir başarıya imza attılar. uğur mumcu'nun katilleri yakalandı. evet, tahmin edildiği gibi katiller, iran destekli bir islamî örgüt mensubu. selamcılar olarak tanınan bu islami örgütün üyeleri olan katiller ve suç ortaklarından başlıcaları yusuf karakuş, hasan kılıç ve arif tarı adındaki kişiler. eski refah partisi milletvekili olan hasan mezarcı'nın bu örgütle ilgisi olduğu ve cinayete azmettiren kişi olduğu sanılıyor. eski refah partisi genel başkanı necmettin erbakan'ın da kaatiller arasında bulunan arif tarı'ya "başarı belgesi" verdiği belirlendi. bu satırlar yazılırken, uğur mumcu cinayetinin soruşturması sürüyordu. *

yaptığı tonlarca araştırmaları birilerinin işine gelmedi diye öldürülen türkiye'nin gerçekten de kalpaksız kuvayı milleyecisi. halk onu severdi, halk ona tapardı. irticacıların en önemli düşmanıydı. aydınlık türkiye'nin savaşçısıydı. nur içinde yatsın. yukarıda refah partili adı geçen şahısları hala savunabilenlere de helal olsun !

uğurlar olsun ağıdı onun için yakılmıştır.

   painseeker   28.01.2007 18:21
   #195641
14.

en devrimci en dürüst gazetecidir.
<bkz: düne kadar yaptıgım hiçbir araştırmanın yanlışlığını ispat edemediniz>

   jeremies   19.02.2007 13:26
   #225114
15.

kendi sozleriyle ;

ben ataturkcuyum.
ben cumhuriyetciyim.
ben laikim.
ben anti-emperyalistim.
ben bagimsiz turkiye’den yanayim.
ben ozgurlukcuyum.
ben insan haklari savunucusuyum.
ben terorun karsisindayim.
ben yobazlarin,
vurguncularin,
cikarcilarin,
dusmaniyim.
dun sabaha degin arastirarak yazdigim
hicbir konuyu yalanlayamadiniz.
oyleyse vurun,
parcalayin!
her parcamdan benim gibiler,
beni asacaklar cikacaktir.

   ithilquessir   08.03.2007 00:41
   #253613
16.

öldürüldükten sonra ''uğur mumcu'' adı bir semte verilmiştir.her ne kadar bazı kesimler tarafından unutturulmaya çalışılıyorsada,hiç unutamayacak olan yeni aydınlık nesillerin yetişmesinde önderlik yapası insanımızdır.

   soulfly   08.03.2007 00:53
   #253622
17.

cinayetini araştıranların yaş haddinden emekli olduğu büyük gazeteci,yazar.

   seytanin avukati   06.04.2007 15:55
   #308217
18.

uğurlar olsun
hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
bir keskin kalem bir kırık gözlük
yürekli yiğitlere hatıran olsun...

   dumanico   23.04.2007 14:58
   #343990
19.

bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım,

unutma bizi...

bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım,

unutma bizi...

özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz... şimdi hep birlikteyiz..

ey halkım, unutma bizi..

unutma bizi…

   yanessar   24.05.2007 16:34 ~ 16:34
   #419683
20.

uğur mumcunun suikaste uğradığı 24 ocak 1993'ten bu yana 12 hükümet, 14 içişleri bakanı, 12 adalet bakanı, 4 dgm savcısının değiştiği ülkemizde, uğur mumcu cinayetinin hâlâ aydınlatılamamış olması insanı düşündürüor...

   vermillion   14.06.2007 23:27
   #468623

12345  

 

sayfa

 / 5 

reklamı kapat

görseller

yazdır