ukayl el munbeci

1.

şam'ın büyük velîlerinden. ismi ukayl, lakabı tayyar'dır. doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. on ikinci asırda yaşadı. münbec denilen yerde medfûn ve kabri ziyâret mahallidir.

ukayl hazretleri ilim ve edeb üzere yetişti. ömeriyye'de olgunlaşıp, hal sâhibi bir velî oldu. kerâmetleri görüldü.

büyük bir zât olan ukayl hazretlerinin davranış ve konuşmaları hikmetli idi. bir gün, şeyh mesleme hazretlerinin talebelerinden birkaçı ile birlikte fırat nehri kenarına geldiler. herbiri seccâdesini su üzerine sererek, oturup karşıya geçtiler. ukayl el-münbecî de seccâdesini serdi. üzerine oturmasıyla suya battı ve bir müddet sonra karşı kıyıdan çıktı. fakat üzerinde en küçük bir yaşlık görülmedi. talebeleri, bu durumu gidip hocaları şeyh mesleme hazretlerine arzedince; "o, rahmet deryâsına dalanlardan biridir." buyurdu. bu sebeple ona gavvâs dendi.

ukayl el-münbecî, şarktaki köylerden birinde iken, başka bir yere gitmek istedi. kaldığı köyün minâresine çıktı ve halka seslenip oraya çağırdı. halk toplanınca, kendisini minârenin şerefesinden boşluğa bırakıverdi ve uçmaya başladı. peşinden gidenler onu münbec denilen köyde buldular. bu sebeple de kendisine tayyâr, havada uçan denildi.

şeyh osman bin merzûk anlatır: "ukayl el-münbecî hazretleri, şeyh mesleme hazretlerinin talebelerinden hal sâhibi on yedi kişi ile berâber bir mağarada oturdular. herbiri bastonunu orada bir yere koydu. o esnâda bâzı kimseler gelip, bu asâları yerlerinden kaldırdılar. sıra ukayl el-münbecî'nin asâsına gelince, onu kaldırmaya muvaffak olamadılar. bu durumu gören bu sâlih kişiler, hocalarının yanına dönüp durumu arz ettiklerinde, mesleme hazretleri; "asâyı kaldıranlar bu zamandaki allahü teâlânın velî kullarıdır. kaldırdıkları her asâ, sâhibinin derecesi kadardı. fakat ukayl'ın asâsını kaldıramadılar, çünkü onun derecesi çok yüksekti." buyurdu.

ukayl el-münbecî, bir gün sefer hazırlığını yapıp evinden çıktığında, kendisini uğurlamak için bekleyen büyük bir topluluğu ve talebelerini gördü ve; "bak senin için ayakta bekliyorlar." diye içinden geçirdi. sonra da ağlamaya başlayıp şu meâldeki şiiri söyledi: "sizi sevmekte ben haddimi aştım. inandım ki, sizin sebebinizle ben merhamet olunurum. büyükleri seven, seven kerîm olmasa bile, onları sevmek sebebi ile ikrâma kavuşur."

hikmetli sözleri çoktur. kendisine "mârifet nedir?" denildi. o; "mârifet odur ki, ona kavuşmakla allahü teâlâ her şeyden üstün tutulur." buyurdu.

   hicbisee   27.10.2007 15:33
   #695023
 
reklamı kapat

yazdır