umit kaftancioglu

1.

susturulamayan yazarlarımızdan bir tanesidir. tart yapımcısı ve cumhuriyet gazetesi yazarıydı. 1 nisan 1980 günü sabahın köründe mecidiyeköy'de silahlı iki faşistin saldırısına uğradı. hastahaneye kaldırılsa da kurtulamadı.

olayla ilgili gözaltına alınan ahmet mustafa kıvılcım adlı insan(sı) aynen şöyle demiş ;

'' istanbul ülkücü gençlik derneği başkanı hasan küçük , ümit kaftancıoğlu hakkında istihbarat yaparak oturduğu yeri ve otomobilinin plakasını tespit etmiş. bu şahsın gazetelerden fotoğraflarını keserek, topladığı bilgilerle birlikte bu fotoğrafları irfan çakıca ve yusuf teke 'ye vermiş. ümit kaftancıoğlu'nun solcu olduğunu, öldürülmesi gerektiğini söylemiş ve öldürün diye emretmiş. irfan çakıca beni buldu, hasan küçük'ün emrini iletti, gelip gelmeyeceğimi sordu. kabul ettim. 11 nisan 1980 sabahı saat 07.00 sularında karadeniz kıraathanesi'nde buluştuk. gaspettiğimiz bir otomobille sakızağacı'na geldik. saat 07.50 sularında öldüreceğimiz kişi evinden çıktı, arabasının yanına geldi. irfan'la yanına gittiğimizde arabasının camını siliyordu. irfan 4-5 el ateş etti. ben de bir el ateş ettim. ümit kaftancıoğlu'nu biz öldürdük. sonra kaçtık.''

ilgili kişilerden sadece kıvılcım soyadlı şahıs müebbet hapis cezası almış.

   painseeker   28.01.2007 18:07
   #195629
2.

32 yıl önce katledilen devrimci.

şunları demişti;

“yaşam varolmak, anlam varlık ve dinamizmdir. ölüm yokluktur, karanlıktır… sıfır. sıfırla hangi rakamı çarparsanız çarpın gene sonuç sıfır. artı bir öyle mi? hangi değerle çarparsanız çarpın sonuç bir başka değer, sonuç artı ve sonuç varlıktır.

kötülükler iyiliklerin değerini, çirkinlikler güzelliklerin niteliğini, yokluklar varlıkların anlamını, yoksullar zenginlerin kalesini oluşturur. kıraç, yanık, susuz çöller ovaların, ormanların, yağmurun, denizin anasıdır, yaratıcısıdır.

deniz, ırmak, varlık, orman, yeşil, güzellik, sıkıntı yaşam tablosunda karşıtlarından daha kutsal değildir. daha güzel ve anlamlı değil. yokluğa, yoksulluğa, çirkinliğe, kötülüğe daha çok saygı duydum.

bir fabrikanın varlığı sermayesi mi, makinesi mi, patronun kasası mı? elbette hayır. bir fabrikanın varlığı işçisi. arılar gibi bal yapan, üreten, yaşamı sürdüren işçiler.

işçilerin sesi, eli ayağı, evi, yolu, ekmeği, tulumları, çocukları, semti, gecekondusu, fırını, bakkalı, kasabı, yol parası, gelişi, gidişi, grevi, tutumu, sigorta, güvence savaşımı… yaşamı oluşturan zincir budur.”

   yenitara   12.04.2012 11:29
   #2505594
 
reklamı kapat

yazdır