universitede son gun

1.

diplomamı alalı 20 gün kadar olmuştu. bir ağustos ayında sıcak bir yaz öğleninde, kullanılmış bir mendil gibi ''elime verdiklerinde'' 7 senemi kaybedeceğimi bilmiyordum. eylül ayına kadar arkadaşlarımla içmeye devam edip batak/pisyedili/okey oyunlarında, gece yarılarında ışığı kapatıp 4 odada bulunan bilgisayarlar ve ağ bağlantılası vasıtasıyla counter strike oynarken mutluluğun keyfini sürüyordum. keyif benim olabilirdi ama geçici olduğunu bilecek kadar akıllıydım. sabaha doğru son sigaramı söndürdüm.

sabah elimde üzerinde üniversitemin adı yazılı bir dosya ve 7 sene içinde kaybettiklerimin yanında eşantiyon olarak verdiklerini düşündüğüm diplomam. sigaramı yaktım ve gıda mühendisliğine ait yeniyetme kızları gördüm, çok güzeldiler güzel olmasına da her biri kardeşim yaşında idiler. makina mühendisi olacaklarına inananlar ise bir kitle halinde koyunlar gibi ne yöne gitmesini bilmeden hareket etmeye çalışıyorlar ve bu komik görüntüleri yüzümde gereksiz tebessüm oluşturmama sebebiyet veriyordu. kafamı çevirdiğimde onu gördüm.

ona baktığımı ilk anda farketmişti. gözlerimi kaçırdım anında. dikkatle tuttuğum diplomamı yerleştirdiğim dosyayı inceliyor fakat çözemiyordu. serseri ruhu, üzerinde my dying bride tişörtüyle gıda müh.2.sınıfta okuyan kızların dikkatini çoktan çekmiş fakat bu durumu umursamadan sigarasını içmeye devam ediyordu. gözgöze geldiğimiz ilk anda göz kırpıp kendimden emin adımlarla kendisine doğru yürümeye başladım. ne olduğunu bildiğim, ne olduğumu bilmeyen.

henüz gözlük dahi takmamış, elleri makina yağına bulaşmamış, tertemiz. saçları gür ve sinirini kontrol altına almayı henüz başaramamış, zayıf ve atikti gördüğüm adam. yorgunluğun y'sinden eser yok, savaşmak için tanrılardan izin almayı beklemeyecek kadar sabırsız ve güçlüydü. spor yapıyor olmalı ki göbeği bile yok denecek kadar azdı, hatta kızlar bu göbeğe bayılırdı. badem göbek, gerçek türk kası. (kıvanç sıtayla)


yanına gidip selam verecekken ayağa kalktı, ben daha selam vermeden elini uzattı, tokalaştık. sigara paketinden bir tel sigara çıkarıp uzattı, az önce söndürdüğümü söyleyip teşekkür ettim. çöm olduğunu ama hiç farkettirmediğini söyledim, ilk günleri sevmediğini sırf bu anı yaşamak için geldiğini söyledi. sırf muhabbeti ilerletmek adına nereden geldiğini sordum: türkiye'nin en güzel yerinden geldim, ya sen? dedi. ben de cevabını verdim. elimde tuttuğum zarfı merak etmiş olacak ki zarfı sordu, 7 senenin sonunda hak kazandığım diplomam olduğunu söyledim. sonra sigaramı yakıp sana bir sır vereyim mi dedim, önce sigarasını yakıp akabinde evet dedi. çok sigara içiyordu.

bi'kızı arkasında bırakıp geldiğini, canının acıdığını, okulu bırakıp gitme isteği olduğunu ama gitmemesini, o kızın kendisini aldatacağını, yine canının acıyacağını ama unutacağını hatta daha iyisini bulup diego diye sesleneceğini hatta ve hatta nişanlanacağını söyledim. sigaramdan nefes alıp devam ettim konuşmaya. beni unutmak için her gece alkol alacağını, okula 2 yıl uğramayacağını kendini uyuşturmak için elinden geleni ardına koymayacağını, ölümü tadacağını söyledim. 4 dost edineceğini ve onlara kendinden daha fazla değer vereceğini ismini vurgulayarak söylemiştim, afalladı ve ismini söylemediğini belirtti. kendisine ukalalık dersi vererek konuşmayı ben yaparım sen dinlersin dedim. seni seven insanlara kavuşmak için çalış, 7 sene sonunda da olsa başaracaksın dedikten sonra benim gelecekten gelen kendisi olduğunu anlamıştı. ölecek kişinin babası olduğunu söylesem kalp krizi geçirebilirdi, sormaya cesareti de yoktu en nihayetinde. gözünden yaş geldiğini farketmiştim, gizlemek için kafasını öbür tarafa çevirip sigarasını yakıp nefes alırken oturduğumuz masanın üzerinde bulunan not defterine küçük bir not iliştirip gittim.

hayatını yaşa, doya doya.

   embesil   20.12.2011 19:33
   #2464371
 
reklamı kapat

yazdır