yahya kemal beyatli

1.

türk edebiyatı'nın eski ve önemli kalemlerinden biri. süleymaniye'de ezan sesleri şiiri en bilinen şiirlerindendir. yenilikçi akımlara fazla kapılmamış, divan edebiyatı geleneğini sürdürmüştür.

   asbb   19.10.2006 22:43
   #82545
2.

2 aralık 1884 yılında üsküp'te doğdu. asıl adı ahmed agâh'tır. ilk öğrenimini istanbulâda vefa lisesiânde tamamladı. parisâe giderek (1903) bir yıl bir kolejde fransızcaâsını ilerlettikten sonra siyasal bilgiler fakültesiâne girdi. dokuz yıl kaldığı parisâten döndükten (1912) sonra, istanbulâda üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),

urfa milletvekili oldu (1923); varşova (1926), madrid (1929) ortaelçiliklerine atandı, tekirdağ (1935-1942) ve istanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.

büyükelçi olarak pakistanâa gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). rumelihisarı mezarlığında gömülü. spor ve sergi sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) kişiliğini parisâte okurken ünlü tarihçi albert sorelâin derslerinden aldığı tarih zevkiyle, fransız şairlerinin (jean moreas, baudelaire, verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.

parisâe gidişi, ıı. abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. paris öncesi hamid ve servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. avrupa dönüşü yeni mecmuaâda "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.

onda tarih, vatan, millet ve istanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini istanbulâda yarattığı için, yahya kemalâdeki istanbul, boğaziçi ve türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. iç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu yahya kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.

ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir yahya kemalâi sevenler cemiyeti kurulduğu gibi, istanbul fetih cemiyetiâne bağlı bir de yahya kemal enstitüsü ve müzesi açıldı (1961). bu enstitüânün yayımlamaya başladığı yahya kemal külliyatıânda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: kendi gök kubbemiz (1961), eski şiirin rüzgariyle (1962), rübailer ve hayyam rübailerini türkçe söyleyiş (1963), aziz istanbul (1964), eğil dağlar (1966), siyasi hikayeler (1968), siyasi ve edebi portreler (1968), edebiyata dair (1971), çocukluğum, gençliğim, siyasi ve edebi hatıralarım (1973), tarih müsahabeleri (1975), bitmemiş şiirler (1976), mektuplar-makaleler (1977) hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.

   faten   12.01.2007 11:05
   #178127
3.

artık demir almak günü gelmişse zamandan,
meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.
hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli.
bîçâre gönüller! ne giden son gemidir bu!
hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!
dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

dizelerinin sahibi büyük şair/büyük insan..

   woaqq   17.03.2007 20:19
   #270716
4.

nazım hikmetin hocasıdır. rivayet o dur ki nazım hikmetin annesine sevdalanmıştır. bunu öğrenen nazım hikmet,bir gün gizlice üstadın cebine bir not bırakır ve o günden sonra üstad bu sevdayı kalbine gömer ve o eve bir daha uğramaz.

''hocam olarak girdiğin bu eve babam olarak da gireceğini düşünme''

<bkz: nasıl yani ya>

   muglak   17.03.2007 20:32 ~ 22:09
   #270728
5.

yolu ve usülü olmadığı halde istanbul beyefendiliğini, mevlevi tradisyonunu popülerleştirme sürecini başlatan, fransızcadan aşırdığı şiirler (bkz: sessiz gemi) ile aruzun son dönem şahı olarak nam bulmuş katakofti.

yat ve yelken kluplerinde milletin en sancılı dönemlerinde keyfine keyif katmış, gurmelik yapmış hissiz madrabaz. anlatıldığına göre, takma dişlerini yemek masasında su dolu bir kabın içinde temizleyebilecek kadar görgü yoksunu bir zavallıdan o şiirleri beklemek bir safdillik alameti sayılmalı.

devamlı kendisiyle yarıştırılan hatta kendisinin nereden geldiği anlaşılmayan bir kibirli küçük gördüğü ahmet haşim'in hisli duruşu, melale yakınlığı bizim hal i pür melalimizi anlatmaya daha müsait bir çizgidedir. ama nedense bu dünyada kötüler kazanır. edebiyat aleminde de bu münakaşadan yahya kemal'in galip çıktığı kıssalar halinde nakledilir. tabi galibiyetten maksat nedir. onu hal ehli daha iyi anlar.

yahya kemal'in gazıyla ahmet hamdi tanpınar'ın haşim'i dövmeye gittiği bile anlatılır. kendisine "otur lan yerine" demek istiyorum.

   tusi   19.06.2007 16:05
   #481659
6.

<bkz: kendi gök kubbemiz>

   tematik   07.07.2007 18:11 ~ 18:17
   #528096
7.

"ne harabiyim ne harabati kökü mazide olan atiyim" diyerek kendini tanımlamış büyük şair.

   tikulti ninurta   05.08.2007 02:48
   #590953
8.

<bkz: bir başka tepeden>

   wunderbar   26.08.2007 19:42
   #635105
9.

1884 yılında üsküp'te doğdu. asıl adı ahmed agâh'tır. ilköğrenimini üsküp'te gördü. istanbul vefa lisesi mezunu. başlangıçta sultan ıı.abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak paris'e kaçtı. fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası albert sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu. fransa'da dokuz yıl kaldı. fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. onlardan etkilendi. bir ara nev-yunanî bir şiirin peşine düştü. doğu dilleri okulu'na devam ederek arapça ve farsça'sını geliştirdi. divan şiiri üzerinde yoğunlaştı. 1913 yılında istanbul'a döndü. darüşşafaka, medresetü'l-vâizin ve darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. gazete ve dergilerde yazılar yazdı. lozan konferansı'na katıldı. 1923'te urfa milletvekili seçildi. çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak türkiye'yi temsil etti. yozgat, tekirdağ ve istanbul milletvekilliği yaptı. pakistan büyükelçiliği görevinde iken emekli oldu (1949) ve yurda döndü. tedavi için paris'e gitti. bir yıl sonra da öldü. cumhuriyet dönemi türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. aruzla yazdı. klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair oldu. sanatta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kaldı.

   penislerin efendisi   15.12.2007 08:37
   #771573
10.

<bkz: yahya kemal boyabatli>.

   aristokrat   17.06.2008 18:05
   #948877
11.

'yedi yüzyıl süren hikayemizi
dinlemiş ihtiyar cınarlardan..'

   hayalperestim   20.08.2008 13:43
   #1011306
12.

devekuşu kabare sayesinde tanıştığım şair.
<bkz: yahya kemal boyabatli>

   ucan manda   20.08.2008 13:51
   #1011311
13.

milliyetçi, manda karşıtı ve vatan milletle ilgili üstüne laf söylenmeyecek güzellikte şiirler yazan bir şair olmasına karşın kurtuluş savaşına destek vermemiştir.

nitekim kurtuluş savaşı esnasında tbmm tarafından istanbul'dan ankara'ya çağrılan sanatçılardan biri olduğu halde gelmemiş ve bulgaristan'a kaçmıştır. bu yüzden -pişmanlıktan olacak- kurtuluş savaşı bittikten sonra bursa'ya gelen atatürk'ün ayaklarına kapanmıştır.


bu konuyla alakalı falih rıfkı atay şunları söyler:
ben yere kapanarak atatürk'ün ayağını öpen tek adam hatırlarım: yahya kemal. bursa'da ilk rastlayışında ayaklarına kapanarak öpmeye çalışmıştır. acaba anadolu'ya gitmek için kendisine yollanan para ile eskişehir bozgunu üzerine paniğe uğrayarak bulgaristan'a gitmiş olduğunu unutturmak için midir? (f. rıfkı atay'ın dünya gazetesinde 2 mayıs 1965'te yayınlanan yazısı)

m. kemal paşa şairin ankara'ya gelmemesi olayını unutmuş görünerek sofrada yakınına oturtmuş , şiir okumasını da istemiştir. (n. hakkı uluğ, emperyalizme karşı türkiye)

<bkz: neler yapmadık şu vatan için kimimiz öldük kimimiz nutuk söyledik>

   yanessar   16.05.2010 13:33
   #2062410
14.

âh o akşam o tirenden gülüşün!

o gülüş kalbime aksettiği an

duymadım ilk ateşin düştüğünü;

şavka benzer bir ışık zannettim.

macera başlamak üzereymiş o gün.

sürecekmiş bu ateş yıllarca.

bir taraftan yakacık, mor dağlar...

bir taraftan da deniz, şûh adalar...

o gün ömrümde, kader,

geçecek aşkı resimleştirmiş

bu güzel çerçevede.



yine dün geçtim o yoldan;

aynı raylarda tirenler geçiyor...

karşı dağlar, hep o dağlar...

kıyı hep aynı kıyı

ve deniz aynı deniz;

o gülüşten bir eser yok yalnız;

o güzel çerçeve bomboş!

belki kalbim daha boş!

   lavinia   19.05.2010 01:57
   #2065677
15.

sağlam bir rivayete göre; sağlam arakçıdır.

   ecetemelkuran   24.05.2011 23:44
   #2361276
16.

serin selvi yi bir şiirinde kullanmak için yıllarca beklediği rivayet edilir.

   esdiyu   24.05.2011 23:46
   #2361278
17.

''kanmaz en uzun buseye öptükçe susuzdur zira susatan zevk o dudaklardaki tuzdur'' diyebilmiştir.

   cognitive   31.10.2011 23:31
   #2450610
18.

127. doğum yıldönümü. bir mark twain kadar, hatta biz türkler için ondan da değerlidir.
orhan pamuk, bir kitabında(istanbul; hatıralar ve şehir) yahya kemal'den dört huzunlu yazar babında bahseder uzun uzun.
ben onunla çok küçük yaşlarda tanıştım. babamın ihtimamla ciltlettirdiği kalın edebiyat kitabının en fazla eskimiş olan sayfalarıydı onun şiirlerinin yer aldığı sayfalar. yeni okumaya başlayan küçük bir kız çocuğu için, ''sessiz gemi'' ve ''endülüs'te rask'' şiirlerini yüksek sesle okumak ne kadar gülünçse(anlamını veremeden, motamot)bir o kadar da insanın merak duygusunu kamçılayacak ahenk içindeydi dizeler...yıllar içinde onu da, istanbul aşkını da, paris'te geçirdiği günlerde etkilendiği fransız edebiyatını da anlamaya çalıştım.
büyüksün yahya kemal..ve hep büyük olarak kalacaksın kalıbın gibi..
not(dip değil, normal): üsküp'te yahya kemal derneği var. orada doğmuş zannederim. derneğin tabelası görünecek şekilde fotoğraf çektirenler olabilir istenirse*.üsküp genel olarak bende eskiyle yeninin buluştuğu yeni ruhu yaratmaya müsait kent havası bıraktı. sebebini bilmiyorum. belki de aleksandr the great adını otoyollara varıncaya kadar veren düşünceyi dengeleyen, bakımsız, eski osmanlı-türk yapıtları ve tabelalarda gördüğüm adlardır sebep.

   zelisa   02.12.2011 13:33 ~ 22:24
   #2458867
19.

isminin birisi peygamber ismidir diğeri ise akıllı, zeki, kafası çalışan, olgun insan anlamındadır.

<bkz: kamil>
<bkz: hz yahya>

   yenitara   02.12.2011 14:28 ~ 14:29
   #2458873
20.

<bkz: adnan menderese yalvaran yazar ve sairler>

   yeniden   03.01.2013 04:32
   #2580055

12 

 

sayfa

 / 2 

reklamı kapat

yazdır