yusuf ile zuleyha

1.

güzel yüzlü yusuf peygamber ile o'nu görür görmez aşık olan vezir karısı züleyha arasında geçen efsane aşk hikayesi.

   kingston   27.06.2006 06:16
   #10347
2.

yusuf ile züleyha hikayesi yusuf’un rüya görmesiyle başlar. yusuf rüyasında on bir yıldız, ay ve güneşi görür. ardından on bir yıldızın, ayın ve güneşin etrafında döndükten sonra yere eğilip kendisine secde ettiklerini görür. sabah olduğunda yusuf gördüğü rüyayı babası yakub’a anlatır. yakub, yusuf’a bu rüyayla peygamberlik haberi verildiğini ve kardeşleri dahil hiç kimseye hiçbir şey söylememesi gerektiğini söyler.
bir süre sonra yusuf’un gördüğü rüyayı kardeşleri öğrenir. kardeşleri babalarının yusuf’u daha çok sevmesini kıskanır. yusuf’u yalancı düş görmekle ve kalp hırsızlığıyla suçlarlar. yusuf’tan kurtulmak isterler. bir gün kıra gezmeye gittiklerinde bir gün kıra gezmeye gittiklerinde yusuf’un kardeşleri plan yaparlar. yusuf’u kuyuya atıp babalarına yusuf’u kurdun yediğini söyleyerek, yusuf’un kanlı gömleğini verirler.
bir gün sonra mısır’a mal götüren kervanlar kuyuyu görünce durup kuyudan su çekmek isterler. birkaç kervancı kuyudan suyu yukarı çektiklerinde bakracın içinde yusuf’u görürler ve yusuf’un güzelliğinden çok etkilenirler. o sırada yusuf’un kardeşleri de yusuf’a bakmak için kuyunun yanına gelirler. kardeşleri yusuf’un kendi köleleri olduğunu söyleyip kervan başına yusuf’u satarlar.
bu arada mısır’ın en güzel kızı züleyha rüya görür. züleyha rüyasında çöllerin göklerinden gelen ay aydınlığının başının üzerinden geçerken, kendisinin kocaman, parlak, mavi ışıklar saçarak ufuktan doğan çok köşeli yıldıza dönüştüğünü ve çöllerden gelen ayın aydınlığının içinden geçtiğini görür. daha sonra suret aynasında güzel bir görüntü görür.
bu rüyadan kısa bir süre sonra züleyha’nın babası züleyha’ya mısır azizi potifar’ın talip olduğunu söyler. bunun üzerine züleyha potifar’ı görmek ister. züleyha potifar’ı gördüğünde onu rüyasında gördüğü güzellik zanneder ve potifar ile evlenir. ancak fazla zaman geçmeden yanıldığını anlar. buna rağmen evliliğe devam eder.
bu sırada yusuf’u satın alan kervan mısır’a varır. yusuf’u köle pazarında satılığa çıkarırlar. potifar züleyha’ya köle almak istediği için açık artırmaya katılır ve yusuf’u satın alır. ardından yusuf’u züleyha’ya gösterir. züleyha yusuf’un çok güzel bir çocuk olduğunu söyleyip ona iyi bakar ve büyütür. rüyasında gördüğü güzelin o olduğunu hatırlamaz.
yusuf artık büyür ve züleyha yusuf’u hatırlar. züleyha öyle hale gelir ki ona her şey yusuf’u hatırlatır. yusuf’un kendisini görmesi için elinden gelen her şeyi yapar.
züleyha’nın yusuf’a olan aşkı mısırlı kadınların diline düşer. züleyha ayıplanır ve kınanır. züleyha bunu öğrenince yusuf’u mısırlı kadınlara göstermeye karar verir ve ziyafet vereceğini duyurarak bütün kadınların gelmesini sağlar. ziyafette kadınların önüne portakal konur. kadınlar portakal soyarken yusuf içeri girer ve yusuf’u gördükleri an ellerini keserler. kadınlar yusuf’a hayretle bakıp bu bir insan olamaz, bu bir melek diye mırıldanırlar ve züleyha’ya haklı olduğunu söylerler.
züleyha bir gün sudan bir nedenle yusuf’u odasına çağırır. yusuf’a helsene diye seslenir. yusuf şaşırır. züleyha birkaç kez yine gelsene gelsene diye seslenir. yusuf bunun üzerine “ rabbim bana istememeyi isteyebilmeyi nasip et” diye dua eder. yusuf bu duayı ederken züleyha yusuf’un üzerine doğru koşar. züleyha yusuf’un gömleğini tam arkadan yakalar ve yusuf’un gömleği yırtılır. o sırada kapı açılır ve kapını önünde birkaç adamıyla birlikte potifar vardır. potifar bu duruma çok sinirlenir. potifar yusuf’un suçlu olduğunu düşünürken orada bulunan ak sakallı bilge görünüşlü biri oraya gelerek: “gömleğin yırtığı öndeyse züleyha suçsuzdur yok eğer gömleğin yırtığı arkadaysa yusuf suçsuzdur.” der. bunun üzerine yusuf’un gömleğine bakılır ve yusuf’un gömleği arkadan yırtıldığı görülür. gömlek arkadan yırtıldığı için yusuf suçsuzdur. potifar mısır’ın geleceği için kendi varlığının gerekliliğini ve bu olayın gizlenmesi gerektiğini düşünür. bu nedenden dolayı yusuf’u zindana atar.
firavunun ekmekçisiyle, şerbetçisi de yusuf ile aynı zindandadır. yusuf daha önce görmüş olduğun rüyayı zindanda bir kez daha görür. yusuf daha önceki rüyasında on bir yıldız, güneş ve ay vardı. yusuf’un bu rüyasına mavi, kocaman bir yıldız katılır. güneş, ay ve on iki yıldız birer birer yusuf’un önünde secde ederler. ardından yusuf’a rüya yorumu verilir ve yusuf zindanda gördüğü rüyayı yorumlar.
yusuf’a zindanda rüya yorumu verildikten sonra bir sabah firavun’ın ekmekçisiyle şerbetçisi yusuf’un yanına gelerek yusuf’a rüya gördüklerini söylerler. yusuf’a gördükleri rüyayı anlatırlar ve yusuf’tan rüyalarını yorumlamasını isterler. yusuf rüyaları yorumlar ve kısa bir sürer sonra yusuf’un yorumları gerçekleşir. şerbetçi affedilip zindandan çıkarılır, ekmekçi asılır. şerbetçi yusuf’a veda etmeye geldiği zaman, yusuf şerbetçiye efendinin (firavunun) yanında beni an der. ama şerbetçi yusuf’un bu isteğini unutur. ta ki yedi yıl sonra firavun rüya görene kadar. firavun rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini görür. sonra yedi dolgun başak ardından yedi kurumuş başak görür. firavun hemen müneccimleri, kahinleri,rüya tabircilerini yanına çağırır. rüyayı anlatır ve yorumlamalarını ister. hiçbiri bu rüyayı yorumlayamaz. o sırada şerbetçinin aklına yusuf gelir ve firavuna söyler. firavun da şerbetçiye hemen yusuf’a gitmesini emreder. bunun üzerine şerbetçi yusuf’un yanına gider. yusuf’a firavunun rüyasını anlatır ve yusuf’tan yorumlamasını ister. yusuf mısırda yedi yıl bolluktan sonra yedi yıl kıtlığın olacağını söyler. ardından ilk yedi yılda ekinlerin ihtiyaç olduğu kadarı tüketildikten sonra kalanının saklanıp, ikinci yedi yıldaki kıtlıkta tüketilmesini söyler. bunun üzerine şerbetçi hemen firavunun yanına dönerek yusuf’un söylediklerini anlatır. firavun işte bu benim rüyam diyerek yusuf’u görmek istediğini söyler. şerbetçi tekrar zindana yusuf'un yanına gider ve yusuf’u zindandan çıkartıp, firavuna getirir. firavun yusuf’un zindana atılmasında payı olan herkesi saraya çağırır. bir tek potifar gelemez ölmüştür, mısırlı kadınlar gelir. firavun kadınlara neden ellerinizi kestiniz diye sorar ve devan eder yoksa yusuf mu size kötü niyet besledi der. kadınlar o masumdur, onu isteyen bizdik diye cevap verirler. firavun adamların züleyha’yı getirmelerini ister züleyha gelir ve firavun “züleyha’ya bize bir şey söylemeyecek misin ?” diye söyler. firavun soruyu birkaç kez tekrarlar. züleyha “ yusuf masum, onu isteyen bendim.” der. böylece yusuf’un suçsuzluğu kesinleşmiş olur. daha sonra firavun yusuf’u mısır’a aziz yapar ve züleyha ile evlendirir. *


ek olarak: zeliha (züleyha), yusuf'a olan aşkından perişandır, güzelliğini kaybetmiştir ve tüm servetini yusuf'tan haber getirenlere dağıtmıştır ki hikayenin sonunda yusuf ile karşılaşırlar.


nihayet sultan yusuf''un atı zeliha'nın yanına yakalşınca durur. zeliha:

─ "ey yusuf ! bir çift sözüm var sana." dediğinde yusuf;

─ "ne istiyosun nene ?" der. zeliha da;

─ beni tanımadın mı ey yusuf? ben zeliha'yım !

yusuf;

─ e... ne istiyorsun?

─ ey yusuf! beni almanı istiyorum.

─ e canım! senin yaşın yetmiş işin bitmiş, ben seni ne edeyim?

─ "ya ..! öyle mi yusuf? sen şu kamçını uzat da son sözümü öyle söyleyeyim." dediğinde, yusuf peygamber o tatlı tebessümüyle, kamçıyı zeliha''ya doğru uzatır. nasıl ki zeliha''nın parmakları kamçıya değer, o anda yusuf peygamber;

─ "yandım allah!" diye kamçıyı fırlatır elinden.

zeliha;

─ "ya yusuf ..! benim yıllarca yandığım aşk ateşine, sen bir an bile dayanamıyorsun." der . çünkü o an zeliha''nın aşkı, cereyan geçer gibi, kamçıdan geçip yusuf''u yakmıştır .

işte bu sırada cebrail (a.s) inerek ;

─ "ey yusuf! allah sana ve zeliha'ya selam ediyor. peygamberim yusuf, eğer zeliha'yı eş olarak kabul eder alırsa, biz azimüşşan da onu eski haline getiririz. hatta eskisinden de güzel ederiz buyurdu." der.

bu emir üzerine, orada hemen nikâhları kıyılır kıyılmaz, zeliha eski halindeki canlar yakan güzelliğine tekrar döner. hatta eskisinden de güzel olur. *

   neararsanbulunurderdedevadangayri   30.12.2007 16:48
   #794471
3.

nazan bekiroğlu'nun yusuf ile züleyha(kalbin üzerinde titreyen hüzün)isimli eserinden;

"...oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.

çünkü ışığın kaynağı tektir ve kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?

her aşk o’na çıkar sonunda, o’ndan başkasını sevmek imkânsız gibidir. seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir, bilmese de bu böyledir.

bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek. istese de insan o’ndan özgeyi sevme şansı yok. şans sözcüğü yok lügatlerde bundan böyle. o’ndan özgeyi sevme ihtimali yok. ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark sadece bilmenin bilincinden ibaret.

küçük bir biliş farkı.
mülk gibi aşk da allah’tan.
ruhun da o, kalbin de o, aklın da o.
tenin de o, canın da o, cismin de o.

ve aradan perdeleri kaldırarak o’nu bilmek olarak tanımlanan şey, bu seyr ü sefer, sadece o’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.

sevginin yanılgısı yok. yanlış olan neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek. hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek. bilmemek yanlış kılar sevgiyi.

züleyha ki yûsuf’u sevdi. ibtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi. sonra aşkın kaynağını bildi, yûsuf’u değil, yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini fark etti. yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız ona secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi sonra nurun züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti. biri sûretten nura yükselirken diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.

işte bütün hikâye: kim düştü kuyuya, yûsuf mu, yakub mu, züleyha mı? zindan kimin kader, yûsuf’un mu, yakub’un mu, yoksa züleyha’nın mı? yûsuf, yakub ve züleyha yok aslında. hepsi bir, hepsi o bir, hepsi tek bir.

söylenmemiş mesnevi kalmadı yer yüzünde. her yûsuf u züleyha, bir öncekinin hem aynı hem başkası. bu nasıl mazmun diyor ya, kalbi dipsiz derinliklerde çoğalan fuzuli, farsça divan’ının önsözünde, yani ki mukaddime’sinde. hiç kullanılmamış, diye kaldırıp atıyor ya bir imgeyi uykusuz kaldığı gecelerin sabaha değdiği yerde. sonra aynı gecelerin aynı sabahlara değdiği yerde, bu kez, bu nasıl mazmun, diye yırtıyor ya kullanılmış olan bir başka mazmunu. hem bilinen hem bilinmeyen, hem kullanılmış bir imge hem kullanılmamış bir imge; böyle olmalı ki sözün hükmü tam olsun. eski zincire bağlanan bir halka, ama yeni, böyle olsun ki zincir kuvvetli olsun."

   cenin   16.09.2008 13:58
   #1031796
4.

okunacaksa nazan bekiroglu'ndan okunması gerekır.

   ikikalasbihevesmishersey   25.02.2009 15:42
   #1213602
5.

kuran-ı kerim de okuduğum kadarıyla tek taraflı bir aşktır. züleyha yardımcıları olan hz. yusuf'a kendini sunmuştur. hz. yusuf ise iffetinden ve harama bakmamasından dolayı bu teklifi reddetmiştir. sanki ferhat ile şirin gibi tutkulu aşkmış gibi anlatılıp duruyor millet. ne alaka?


züleyha'nın eşi hz. yusuf'un gömleği yırtılmış halini görünce hz. yusuf'un bir fenalık yaptığını düşündü fakat gömleğin önden değil de arkadan yırtılmış olması hz. yusuf'un züleyha'nın teklifine kaçarak yanıt verdiğini göstermiştir. böylelikle züleyha'nın eşi hz. yusuf'u affetmiştir.

züleyha hakkında ortaya birçok dedikodu atılmıştır ve züleyha kendini haklı çıkarmak için halktan kadınları kendi evinde ağırlamıştır. kadınlar hz. yusuf'u gördüklerinde yakışıklığından öyle etkilenmişlerdi ki onun insan değil melek olduğunu düşündüler.

   jokerstyle   25.02.2009 16:09 ~ 16:12
   #1213637
6.

yusuf'un elleri bir salkım üzüm, bir ak zambak ,şakağında yusuf'un eli
kimi parmakları elif,tırnakları karanfil, kimi parmakları kalem,tırnakları gül

elleri yusuf'un, elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,
incecik bıyıklarının üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,
gül yağıyla ovalarken sakalını bir sümbül çelengi.
siyah,simsiyah saçlarınıngecesine düşerken yusuf'un elleri,bir nar çiçeği.

bir nar çiçeğini ezebilir mi benim yusuf'um
yusuf'un elleri yoksa ben de yokum

yusuf'un elleri,alnında bir esmer kelebek,
yusuf'un eli şahdamarında,züleyha'ya yakın ölüm
dudaklarının üzerinde duraklıyorsa bir an,
züleyha'nın kalbi demektir yusuf'un elleri

çenesine dayalıysa yusuf'un elleri,
züleyha'nın kalbinde demektir yusuf'un eli
kaç zamanı araladı yusuf'un elleri
kaç zamandır yed-i beyza yusuf'un eli

yanağında gezinirken,bir demet nergis,bir sap suçiçeği yusuf'un elleri
bir yasemin dalı,dizinin üzerinde unutulmuşsa yusuf'un sağ eli
bir yusuf çiçeği, yusuf'un sol eli

   thelili   07.07.2009 17:20
   #1480473
7.

<bkz: nur ile levo>

   vae victis   07.07.2009 17:36
   #1480492
8.

----- züleyha'nın yusuf tarafından görülmek istenmesi ----

görmekten sonra görülmek, aşkın ikinci kademesiydi.
züleyha her şeyde yusuf'u görmeye başladıktan sonra, yusuf tarafından da görülmek ve bilinmek istedi. yusuf, dedi, bil beni, gör beni. öyle ki var olduğumu bileyim, tamamla varlığımın kendi varlığımdaki bilincini.

yerinden kalktı züleyha, endam aynalarının önünden geçti. sonra bir suret aynası aldı eline.

uzun uzun baktı kendisine. içinde bir engin denizin dalgaları mavi bir gemiyi havalandırdı.

mısır'ın bütün tanrıları ey, diye geçirdi içinden, ve mısır'ın en büyük tanrısı olan tanrım, esirgeme bağışını benden. esirgeme ki ben bir hazineyim, görüleyim, bilineyim. ille yusuf görsün beni.

ömrünü ayaklarımın altına atacak yiğitler çoktur mısır ülkesinde ama ille yusuf, ille kölem olan yusuf görsün beni.

efendiyi seven köle efendidir, kölesini seven efendi köledir. tutsaklığın pazarına düştüm madem ki, zincirim aşktandır diye, yusuf'a satsınlar beni...

nazan bekiroğlu

   cenin   22.02.2010 04:12
   #1953917
9.

"yusuf" dedi züleyha.
"sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim."

"yusuf" dedi züleyha.
"tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi akmasam sana, ölürdüm, aktım, yine öldüm.kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil, taşarak ve coşarak ölmeyi istedim. hükmümün "yusuf" olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim.ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim."

"yusuf" dedi züleyha.
"bütün bir hayat, kınanma, horlanma, yitirme, her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım.bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü, yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir züleyha kalbi olacağım.sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz. ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım."

"yusuf" dedi züleyha.
"aşk zorlu bir sınav, ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim?
hayır işte..
yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim ve şer gibi görünsem de göreceksin, yitirdiğin ne varsa, benim sana açtığım kuyuda, hayrın olacağım sonunda.."

"yusuf" dedi züleyha.
"sen gel kaderim ol demem.bak alnına, iki kaşının ortasına.orada benim mührüm var.alnımın yazısı olduğun kadar alnına da yazıyım.

değil mi ki sen yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin.

ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader.

"senin kaderin benim tecellim."
kaderimde zindan varsa, yusufluğum su götürmez benim.."

<bkz: nazan bekiroğlu>

   king of the tawn   23.03.2010 11:24 ~ 30.03.2010 15:04
   #1991938
10.

cenab-ı hak, yusuf aleyhisselama bilgelik, güzellik, belagat, basiret, hikmet, sabır,bağışlayıcılık ve bunun gibi esmasının aynası pek çok sıfatı vermişti. bütün bunlar kelamullahı tebliğ için ona verilmişti ve o bunlarla kavmini doğru yola iletebilmişti.

züleyha yıllar yılı ağlamaktan gözleri görmez olmuş, bütün servetini yitirmiş ve yaşlanmış olduğu halde, binbir pişmanlık içinde, iman ve tövbe ettiği bir anda allah ona yusuf aleyhisselamla evlenmeyi nasip etti.

bu öyle boş bir aşk hikayesi değil. eğer öyle olsaydı kuran-ı kerimde yer almazdı.

" eğer seven aşık ise görüneni değil, aslında var olanı sever " yani sevdiğimiz her şeyi ve herkesi yaradan allah (onların hepsinin esas sahibi olduğu için) aslında sevgiyi esas hak edendir ve müminlerin kalbine sevgiyi onu sevsinler diye yerleştirmiştir. züleyhanın yusuf'a (a.s.) olan aşkı, onu allah namına sevmeyi öğrendiği anda başlamıştır.

yusuf suresi 3. ayette cenab-ı hak şöyle buyuruyor:

" ey muhammed biz, sana bu sureyi vahyimizde kıssaların en güzelini anlatacağız. halbuki daha önce, bundan bihaberdin"

7. ayette ise:

" yemin ederim yusuf ve kardeşlerinin kıssalarında soranlar için allahu tealanın kudret ve hikmetine deliller vardır"

boş bir hikaye değildir yani. çok hikmetleri vardır.

24. ayette şöyle buyuruyor:

"züleyha, yemin ederim ki, yusuf'a cidden kasdetmişti. şayet rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı, belki yusuf da ona kasdetmiş olurdu. işte biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu defedelim diye bürhan gösterdik. zira o, bizim taatimiz için halis kılınmış kullarımızdandı."

33. ayette ise:
yusuf aleyhisselam: " ya rab! (eğer isteklerine boyun eğmezsem beni atmakla tehtid ettiği) zindan bu kadınların beni davet ettikleri şeyden daha sevgilidir. şayet onların şerrini benden döndürmezsen, onlara meyleder cahillerden olurum(öyle olmaktan korkuyorum)"dedi.

bu iki ayet ve bunların ikisinin arasında geçen "ellerini kesen kadınlar" mevzusunda allah bize iffetimizi nasıl korumamız gerektiğini yusuf aleyhisselamın örneği ile tarif ediyor.

bununla ilgili şöyle bir kıssa da var:

seyyide bir hanımefendi, yoksul ve yardıma muhtaç bir durumdayken bir bakkal dükkanına giriyor ve dükkan sahibinden bir miktar erzakı hesaba yazarak vermesini istiyor. bakkal sahibi de para almadan veremeyeceğini ama eğer isterse bir şartla bedava bile verebileceğini söylüyor. o seyyide hanımdan ilişki talep ediyor.
hanımefendi de ona şu cevabı veriyor "olur, bu işi kimsenin görmeyeceği bir yerde halledelim". bakkal bunu duyunca hemen dükkanın kepenklerini kapatıyor ve arka tarafa geçiyor. " burası müsait. kimse yok. gel yanıma" seyyide hanım soruyor " gerçekten de kimse yok mu burada? peki ya allah? ya onun melaikeleri?" bu sözleri işiten bakkal gaflet uykusundan uyanıyor. tövbe istiğfar ederek o seyyide hanımdan özür diliyor. helalliğini aldıktan sonra gönül rızasıyla ona ve evladına karşılık beklemeksizin yardımcı oluyor.

züleyha kapıları yusuf aleyhisselamın üstüne kilitleyip onu ilişkiye zorlamak isterken yusuf aleyhisselamın şöyle buyurduğu rivayet edilir:

" arzu ile aşkı birbirine karıştırma"

arzu başka şey, sevgi başka şey, gerçek sevgi yani aşk ise kaynağını allah aşkından alan, bambaşka ve bitmek tükenmek bilmeyen bir şey.
allah namına sevmeyen adam karısını aldatabilir. kısa bir zamanlık zevk uğruna ailesini, yuvasını dağıtabilir ama allah namına seven adam ise züleyha gibi yaşlanıp beli bükülmüş, gözleri görmez olmuş bir kadını bile ahiretlik eşi olarak kabul edip onu sevebilir.
ayette de anlatıldığı gibi... soranlar için çok ibretler var...

   kabaadam   29.04.2010 23:47
   #2044989
11.

"zaman geldi, zaman geçti.

züleyha efendi, yusuf köleydi.ama züleyha bir kadın, yusuf bir erkek şimdi.

kim kaderin züleyha'yı köle etmek için önce yusuf'u pazarlara düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki?yusuf'un gelişi ahir ise evvelin yittiğinden kim sözedebilirdi?değil mi ki evvel olan bazen ahir gelirdi."

*

   gibicibicis   09.03.2011 21:36 ~ 21:51
   #2316510
12.

"yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar"

   laa boheme   09.03.2011 22:29
   #2316538
13.

----- spoiler -----
tufandan kurtulmak icin kendi derinligine akan bir irmak gibi; akmasam sana olurdum yusuf, aktim yine oldum. kendi olumumun seklini secmem ozgurlugumse susarak olmeyi degil soyleyerek olmeyi sectim. tortulanarak ve bulanarak degil, tasarak ve cosarak olmeyi sectim. hukmumun yusuf oldugu yerde olumlu oldugumu bildim. ve yine dirilecek olmanin emniyetiyle olumlu olusumu cok sevdim.

yusuf, dedi zuleyha, ask zorlu bir sinav, ben bu sinavi bastan ve gonullu mu kaybettim? hayir iste! yitirmis gozuksem de kazancimsin sen benim. ve ser gibi gorunsem de goreceksin, yitirdigin ne varsa benim sana actigim kuyuda, hayrin olacagim sonunda.

yusuf, dedi zuleyha sana gel kaderim ol demem. o kadar ki, guldeki sevda, coldeki ates kadar kadersin bana.

degil mi ki sen yusuf guzelisin, ve degilmi ki ben tecelli etmesem eksik kalir sana dair kader. senin kaderin benim tecellim, kaderinde zindan varsa yusuflugum su goturmez benim
----- spoiler -----

   gibicibicis   11.03.2011 14:05
   #2317097
14.

iyi ki varlar; olmasalardı millet leyla vü mecnun'la idare edecekti. acılı aşkın başı romeo ve jüliet'e gider o da ayrı konu..

   zelisa   13.11.2011 01:13 ~ 01:13
   #2454061
 
reklamı kapat

yazdır