zeitgeist the movie

1.

bi' takım insanların -ki zerre hazzetmem bunlardan- uyandırma servisi, bilinçlendirici dev eser olarak tanımladıkları bu film, izlediğim zaman bana çok da bir şey ifade etmemiştir ey romalı! ya amerikalı olsam, ingiliz olsam bu filmi izlediğimde kendimi tibet'te bir budist tapınağına kapatır, turuncunun beni otuz saniyede delirtmesi özelliğinde kaybolur giderdim belki.
fakat dostum, amerikalı değilim ki ben! kime neyi anlatıyorsun.
bu bir tanım olmadı diye haykıranlara gelsin bu tanım: zeitgeist the movie, büyük güç amerika'nın beslendiği din, ekonomi, terör, sömürge kavramlarına yeniden bir bakış.
üç bölümden oluşmakta. birinci bölüm, isa'nın hristiyanlığın maskesini düşürmek üzerine, ikinci bölüm 11 eylül saldırılarına dair, kimilerine göre komplo teorileri, kimilerine göre saklanan gerçekler ve teröre bakış açıları üzerine, üçüncü bölüm ki en faideli kısım: amerika'yı amerika yapan, ekonomik olgular hakkında kimilerine göre komplo teorisi kimilerine göre saklanan gerçekler üzerine.
ha film izlensin, çokça izlensin. ama şunu da yapma canımın içi. bu film gerçek anlamda amerika'nın keşfi değildir. fakat, para üstü verirken bile devreleri yanabilen bir amerikalı için çok faideli bir eser olabilir. orası su götürmez.

   beynim_zonkluyor   26.09.2008 05:24
   #1040918
2.

şuradan türkçe altyazılısı izlenebilir:
http://www.turan-dursun.com/...id=36&p2015_articleid=1

   maltepe man   08.10.2008 12:59
   #1050351
3.

içinde harika bir televizyon eleştirisi barındırıyor. gerçi orda bunu seslendiren hatipten dinlemedikçe kimse için etkili olmayacaktır eminim ama yine de bir kısmının tercümesini derledim sizin için. (çeviri bana ait değil, altyazılısından birebir aldım. arada atladığım cümleler olabilir çünkü hiç kontrol etmedim. tamamını izleyin derim hala)
filmin sonlarına doğru:

"çünkü sizin tek gerçeğiniz bu ekranda gördükleriniz. şu an dışarda bu ekranda gördükleri şeyler hariç hiç bir şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor. bu ekran ilahi bir vahiy gibi. bu ekran başkanlar, papalar, başbakanlar yaratıyor ya da yok ediyor. bu ekran bu inançsız dünyadaki lanet olası en büyük güç. ve eğer yanlış ellere geçerse olacakların tek sorumlusu biziz. ve bu inançsız dünyadaki en büyük şirket en muhteşem lanet olası propaganda gücünü kontrol ettiğinde bu ekranda gerçek diye ne bok sunulacağını kim bilebilir? şimdi beni dinleyin, beni dinleyin! televizyon gerçek değildir. televizyon lanet olası bir lunaparktır. televizyon bir sirktir, bir karnavaldır, akrobatlar takımıdır, masalcılardır, dansçılardır, aslan terbiyecileridir, hokkabazlardır ve futbolculardır! biz eğlence dünyasındayız. ama sizler sabahtan akşama kadar her dinden insan tv başına oturuyorsunuz. bildiğiniz tek şey biziz. burada döndürdüğümüz illüzyonlara inanmaya başladınız ve televizyonun gerçek, kendi hayatınızın hayal olduğuna inanmaya başladınız. televizyon ne derse onu yapıyorsunuz. onun gösterdiği gibi giyiniyorsunuz, onun gösterdiklerini yiyorsunuz. çocuklarınızı onun istediği gibi yetiştiriyorsunuz, hatta onun dediği gibi düşünüyorsunuz. bu tamamen saçmalık! sizi manyaklar! tanrı aşkına, sizler gerçeksiniz! hayali olan biziz!"

   maltepe man   08.10.2008 17:42 ~ 17:43
   #1050663
4.

kesinlikle izlenilmesi gereken bir film.
"herşeyi aydınlattığı, geriye fikri hür, vicdanı hür" bir insan bıraktığı için değil; en azından algılarınızın kapısını biraz da olsa araladığı için herkes mutlaka izlemeli, izletmeli.

birinci bölüm zaten bu tip komplo teorilerine aşina olanların pek de yabancısı olmadığı bir konuydu. dolayısıyla oldukça eğlenceli olsa da bir süre sonra "e hadi, sadede gel" dedirtiyor. (dedirten film, ahah)
ellerindeki dökümanların çokluğundan mıdır, yoksa herkesi bilgiye boğmak istediklerinden midir bilinmez; birinci bölümde bazı şeyleri birbirine karıştırmışlar. bu da konuya aşina olanları ve olayın aslını bilenleri (ahah, bu da ben oluyorum, negzel) filmdeki gerçeklik duygusundan uzaklaştırıyor. buna rağmen altını çizdikleri konuların önemli bir kısmında haklılar. ele alış biçimleri herkesin anlayabileceği kadar basit ve etkileyici.

ikinci bölüm hemen herkesin üzerinde bir kaç şey bildiği bir konu. yeni olarak söylenmiş hiç bir şey yok. buna rağmen etkileyici ve güzel.

malesef son bölüme geldiğimizde ise önceki bölümlerde izlenen herşeyi unutturacak kadar abartılı bir tablo ile karşılaşıyoruz. her olayın sebebini bir kaç aileye bağlamak "dünyanın efendisi masonlar, dünyanın efendisi illimunati, dünyanın efendisi x" teorilerinden pek de farklı değil. bir süre sonra "aydınlatıcı bir film" yerine "yet another conspiracy theory" izlediğinizi düşünmeye başlıyorsunuz.

tüm bunlara rağmen mutlaka izlenmeli, izletilmeli.

   exnihilo   09.10.2008 12:17 ~ 12:18
   #1051419
5.

bu güne kadar yapılmış en gerçekçi yapım,hiçbir film,belgesel insanlığı aydınlatmak için bu kadar gerçekçi olmamıştır.

   basur cicegi   19.02.2009 01:37
   #1203926
6.

'i am the human being, god damn it.. my life has value!!!' sözünün ardından kalp atışları hızlanıyor insanın.sonra bir anda aklının bir köşesinde saklanan başka bir şey ortaya çıkıyor:

you are not a beautiful and unique snowflake
you are the same decaying
organic matter as everything else
we are all a part of the same compost heap
we are the all-singing,
all-dancing crap of the world
you are not your bank account,
you are not the clothes you wear
you are not the contents of your wallet
you are not your bowel cancer
you are not your grande latte
you are not the car you drive
you are not your fucking khakis

you have to give up

asla diğer 11 eylül belgeselleriyle karıştırılmaması gereken,bildiklerinizi yüzünüze daha ayrı bir çarparak bazı şeylerin farkına varmanız gerektiğine sizi 'gerçekten' inandıran belgesel. artisliğin hiç lüzumu yok,ben bunu biliyorum, yok şu bölümü gereksiz, aman bunlardan bana ne ki, müslümanlık süper über din bak bulaşılamamış vs şekilde gereksiz yere şekilden şekile girmek yerine,hepsini bir bütün olarak görmeye çalışmak daha mantıklı geliyor kulağa.
hem ayrıca kime göre neye göre demek istiyorum istemeden de olsa. herkes okadar bilgili olmayabilir,kimisi sizce gereksiz olan yerlerde hayatının anlamını dahi bulabilir.

kısacası tez zamanda izlenilmesi gereken belgesel.


not: uludag sozlukteki entrymin birebir aynısıdır. hatta kopyalamak ve yapıştırmak suretiyle zaman kazanılmıştır.
listemde başa oturan bu belgesel hala yerini korumaktadır ondandır ki ilk izlediğimde yazdıklarım kelimesi kelimesine hala geçerlidir ve bu yüzden direk kopyalanmıştır,zamandan kazanım yalandır.

   super telecombat   20.02.2009 17:07
   #1206710
7.

<bkz: zeitgeist addendum>

   trileptal   20.02.2009 17:14
   #1206741
8.

kokmuş, çürümüş amerikan geçmişi ve politikası üzerine deyişler silsilesi.

   archilla   04.03.2009 01:35
   #1227590
9.

haftasonu habertürk'te tam sayfa haberi çıkmış, geçen hafta da cc turk'te mustafa sandal aracılığıyla 5n1k'da "hafifçe" irdelenmiş eserdir.

kurgu değildir.

   memory shell   09.03.2009 19:56
   #1240735
10.

amerikayı yönetenlarin başkanlar olmadığını ve arka planda bütün dünyanın amına koyan çakal kralların olduğunu gözümüze sokan ve sırf bu yönüyle başyapıt diyebileceğim bir belgesel.
anlatmak istediği şeyler bana biraz fazla fantastik* de gelse saygıyı hakediyor.
şiddetle tavsiye edilir.

   the last tiger   31.07.2009 23:14 ~ 23:17
   #1516841
11.

azcık dikkatlensek bizim de farkedebileceğimiz ufak ama önemli ayrıntıları gözümüze sokuyor. yani yapımcı burda diyor ki; aslında olay çok basit, sen sadece gözünü açmaya bak.

   lascaux   31.07.2009 23:19
   #1516857
12.

oyun içinde oyun da olabilir, bilmiyorum.
rockefeller'ın hükümranlığını bize reddettirmeye çalışırken doğu felsefeleri gibi başka şeyler de empoze etmeye çalışıyor olabilir. birçok yerinde, sri chinmoy ghose ve jiddu krishnamurti gibi "sevgi içimizde" düşünce sisteminin önemli adamlarından alıntılar var.. hatta addendum filmi jiddu krishnamurti'nin konuşmasıyla başlıyor.
herşey mümkün.

ve bu septisizmle fazla yaşamam, biliyorum.

   lascaux   01.08.2009 00:10 ~ 00:14
   #1516951
13.

not: eksi vereceksin bak ama yazıyorum ve bunu da eksi verme diye yazmıyorum.

yeni dünya düzeninin farklı bir söylemi. ama aynısı. üstelik komünizmden araklarla oluşturulmuş yeni bir güç sendromu.

elemanlar belgeselde iki saat abd para sistemi ve dönüşümünün yanlışlığı ve olumsuzlukları ve paranın gereksizliğinden, kaynakların sonsuzluğundan bahsediyor. iyi güzel. bak sevindirik olduk. yerine neyi koyuyorsun? onun cevabı yok.

kaynak çok ve paraya ihtiyaç yok, deniyor. paranın yerine neyi koyuyorsun. önermen nedir? alışveriş, tüketim, al sat, paylaş nasıl olacak? cevap yok. demek ki senin de gizli bir mevzun var. o zaman de hayde be!

   orabura   01.08.2009 00:17
   #1516962
14.

narcoleptic'le yapılmış güvercinleşmeden (narcoleptic'den izin alınmıştır):


narcoleptic - söylediklerinde haklısın.

orabura - bence cvbı onlar da bilmiyor.
bu sadece bir bilinçaltı çalışması.
çünkü kaynakları hala gücü elinde bulunduranlar kullanmak istiyor. bence tabi. yani sana söylüyor ki çok tüketme falan ama sen bunu, vatandaşa ne söylüyorsun? sanayicilere söylesene. en çok tüketimi onlar yapıyor ve dengeyi bozan onlar. benim akıttığım sudan elektirikten ne ola ki kardeş. ayda on lira su parası veriyorum. aha ha ha hahaaa...

narcoleptic - bilinçaltı çalışması derken?

orabura - istenen ve oluşturulmaya çalışılan şey senin onaylaman. yani sana baştan kendini ve salaklıklarını boşluklarını anlatarak evet lan gerçek, dedirtiyor. ve sen baştan evet diyorsun. baştan evet dedikten sonra gelecek her şeye bir evet gözüyle bakarsın. bu çok bilindik bir psikolojidir. sende iletişimlerinde dikkat et. ikna etmek istediğin insana ilk başta bir evet dedirt. sonrasında söylediğin her şeye evet gözüyle bakar. en azından soruları kesersin.

abd filmleri de bunun üzerine kuruludur. o teknolojik filmlere bir baksana lütfen. o terimlerin hangisini gerçekten dosdoğru anlıyorsun? o sana uzayda böyle böyle olur diyor. sonraları baktığında ulan ne kadar saçma uzayda ses çıkar mı, diyorsun. ama uzay mekikleri uzayda sesli ve efektli savaşır. buna inandırır. amaç inandırmaktır.

bu da öyle bir iş. bilmem anlatabildim mi?

   orabura   01.08.2009 00:54
   #1517014
15.

düşündüklerimizi, anladıklarımızı,
nereden geldiğimizi ve bundan sonra ne yapacağımızı daha derin araştırdıkça bize ne kadar çok yalan söylendiğini göreceksiniz.

dünyadaki her kurum tarafından kandırıldık.

bir dakika durun ve dini kurumların neden bu dünya üzerinde işlerine karışılmayan tek kurum olduklarını düşünün.dini kurumlar dünyadaki pisliğin merkezidir.dini kurumların hepsi; devletinizi ve hükümetinizi kuran, size bu yozlaşmış eğitim sistemini getiren ve uluslararası banka kartellerini kuran bir avuç insan tarafından oluşturuldu.

çünkü siz ve aileniz, efendilerinizin umrunda değilsiniz! onların umursadıkları tek şey her zaman olduğu gibi sadece bu koca dünyaya hükmetmek.

bizler; gerçeklerden uzaklaştırılıp evrendeki ilahi bir gücün varlığına, tanrı denen adama inandırıldık.
tanrının ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum.kendinizi gerçeği görmek için hazırlayıp; sonu nereye varırsa varsın, ucu kime dokunursa dokunsun, gerçekten madalyonun öteki yüzüne bakmak isterseniz, yolun bir yerinde ilahi adalete kafa tuttuğunuzu fark edersiniz.

kendinizi ne kadar çok eğitirseniz, çevrenizdeki olayları o kadar iyi kavrarsınız. herşey daha açık gözükür ve etrafınızdaki yalanları görmeye başlarsınız. gerçeği bilmeniz gerekiyor, gerçeği aramanız gerekiyor.gerçek, sizi özgür kılacak.

gerçeği otorite olarak kabul etmek yerine
otoriteyi gerçek kabul edenler için bu çok zor olmalı.
g.massey (mısır bilimci)

artık bazılarımızın bu gerçeğe uyanmasının vakti geldi.anlamanız gereken şey; imparatorluklar kurmak isteyen bazı insanlar, feth etmeye çalıştıkları insanları yönlendirerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyorlar.
kendi kendinize, neden tüm insanlık baştan aşağı dev bir medya kağıtla kuşatılmış diye sorabilirsiniz.
ya da a.b.d hükümeti, devlet okulları sistemini finanse etmeye başladığından beri neden amerikan eğitim sisteminin giderek kalitesizleştiğini düşünebilirsiniz.

a.b.d hükümeti, elde etmek istediği kadar ödüyor.devletin finanse ettiği eğitim kurumalarına baktığınızda
ve bu eğitim kurumlarında eğitilen öğrencileri, onlara verilen eğitimi gördüğümüzde; mantığımız kavrıyor ki bu okullarda devre dışı bırakılanlar her neyse eyaletin ve federal hükümetin işine gelmiyor, zaten bu yüzden ki değiştiriyorlar.

devlet ne sipariş ediyorsa onu elde ediyor. çocuklarınızın eğitilmesini istemiyorlar. çok fazla düşünmenizi istemiyorlar. bu yüzden abd ve tüm dünya gün geçtikçe eğlenceyle, medyayla, televizyon programlarıyla, lunaparklarla, uyuşturucuyla, alkolle ve aktivitelerin her çeşidiyle dolu hale geldi. insanların zihnini meşgul tutmak için.

yani çok fazla düşünmeniz, önemli insanların işine gelmiyor. uyanmanız ve anlamanız gerek ki; hayatınızı yönlendiren insanlar var ve siz bunun farkında bile değilsiniz.

başımız belada!
çünkü siz ve diğer 62 milyon amerikalı şu an beni dinliyor. çünkü %3'ten daha azınız kitap okuyor.
çünkü %15'ten daha azınız gazete okuyor. çünkü sizin tek gerçeğiniz bu televizyon ekranında gördükleriniz.
şu an dışarda, bu ekranda gördükleri haricinde hiç bir şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor.
bu ekran ilahi bir vahiy gibi.
bu ekran başkanlar, papalar, başbakanlar yaratıyor ya da yok ediyor.
bu ekran, bu inançsız dünyadaki en muhteşem lanet olası güç.
ve eğer yanlış ellere geçerse de olacakların tek sorumlusu biziz.
ve bu inançsız dünyaki en büyük şirket,
en muhteşem lanet olası propaganda, gücünü kontrol ettiğinde; bu ekranda gerçek diye ne bok sunulacağını kim bilebilir!

şimdi beni dinleyin... beni dinleyin:
televizyon gerçek değildir. televizyon lanet olası bir lunaparktır. televizyon bir sirktir, bir karnavaldır, gezici akrobatlar takımıdır, masalcılardır, dansçılardır, şarkıcılardır, hokkabazlardır, aslan terbiyecileridir ve futbolculardır. biz eğlence dünyasındayız.

ama sizler; sabahtan akşama kadar, her yaştan, her renkten,

her dinden insan bu lanet televizyonun başına oturuyorsunuz. bildiğiniz tek şey biziz. burada döndürdüğümüz ilizyonlara inanmaya başladınız, ve televizyondakilerin gerçek, kendi hayatlarınızın ise hayali olduğunu düşünmeye başladınız.

televizyon ne derse onu yapıyorsunuz.onun gösterdiği gibi giyiniyorsunuz, onun gösterdiklerini yiyorsunuz.
çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz, hatta onun istediği gibi düşünüyorsunuz...
bu tamamen saçmalık, sizi manyaklar! tanrı aşkına, sizler gerçeksiniz, hayali olan biziz!

perdenin arkasındaki adamların istediği en son şey; bilinçlenmiş ve düşünme yetisine sahip bir toplum.
bu yüzden ki sürekli olarak düzmece bir yaşam, din, medya ve eğitim yoluyla bizlere sunuluyor.
ilginizi dağıtmak ve sizi herşeyden habersiz bırakmak istiyorlar.
ve gerçekten de bu işi iyi yapıyorlar.


n. rockefeller ve aaron russo'nun diyaloğu,
n. rockefeller: bir olay olacak aaron ve o olaydan sonra afganistan'a gireceğiz. bu sayede hazar denizi'ne boru hattı döşeyebileceğiz.

ırak'a girip; oradaki petrolü alacağız ve orta doğuda bir üs inşaa edeceğiz ve oradan da venezuella'ya gidip chavez'den kurtulacağız. ilk ikisini bitirdiler ama chavez'i daha bitirmediler.

ve şöyle dedi: "asla bulamayacakları biri için, mağaraları araştıran adamlar göreceksin."
teröre karşı verdiğimiz savaş ve aslında gerçek bir düşman olmaması konusunda konuşup gülüyordu.
bu savaşın nasıl asla kazanılamayacak bir savaş haline getirildiğini anlatıyordı.
bunun sonu olmayan bir savaş olduğunu, bu şekilde insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığını söylüyordu.

aaron :
ben de şöyle dedim: "insanları bu savaşın gerçek oluğuna nasıl inandıracaksınız?"

o da (yani n.rockefeller) : "medyayla... medya herkesi bunun gerçek olduğuna inandırabilir." dedi.
ve devam etti: "bir şeyler hakkında konuşmaya devam edersen ve aynı şeyleri tekrar tekrar söylersen, insanlar sonunda buna inanacaktır." dedi.

biliyorsunuz; 1913 yılında federal rezerv'i yalanlarla kurdular.

sonra 11 eylül'ü yarattılar, ki bu başka bir yalandı. 11 eylül sayesinde teröre karşı savaş başladı ve birden ırak'a gittik. bu da başka bir yalandı. ve şimdi de aynı şeyi iran'a yapacaklar. oradan oraya, oradan oraya, oradan da oraya geçip duruyorlar.

ben de sordum: bunu neden yapıyorsunu? buradaki amaç ne? buradaki bütün paraya sahipsiniz; hem de istemeyeceğiniz kadar, bütün güce sahipsiniz. insanların canını yakıyorsunuz. bu kötü birşey.

ve bana şöyle dedi: n.r :
"insanları neden umursuyorsun ki?"
kendini ve aileni düşün yeter.

ve sonra söyle dedim: aaron says:
tamam da asıl amaç ne?

şöyle dedi n.r :
asıl amaç dünyadaki herkes çip takmak, rfıd çipi yerleştirmek. (inplant çip)
***
perdenin arkasındakiler bunu biliyorlar. ayrıca biliyorlar ki; eğer insanlar doğaya bağlı oldukları gerçeğini anlarlarsa ve içlerindeki gücün farkına varırlarsa... yarattıkları ve soyup soğana çevirdikleri tüm bu zeitgeist (yalan dünya), kağıttan evler gibi yıkılacak.

içinde yaşadığımız bu sistem; bizim güçsüz olduğumuzu, zayıf olduğumuzu, toplumun kötü
olduğunu suç içinde yüzdüğünü dayatır durur. hepsi büyük bir yalan!

biz güçlüyüz, güzeliz, harikuladeyiz.
gerçekte kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi anlamamamız için hiç bir neden yok.sıradan bir birey, güçlü olamaz diye bir şey yok. bizler inanılmaz güçlü varlıklarız.

bizlere; kültürümüzde; bireysel farklılıkların karşısında durmayı öğrettiler hep. bir insana bakıyoruz ve ona hemen bir yafta yapıştırıyoruz. neşeli, aptal, yaşlı, genç, zengin, fakir... ve bu ayrımı yaptıktan sonra, onları kategorilere ayırıyoruz.ve o şekilde davranıyoruz.

ve sonra baktığımızda; sadace ayırdığımız şekilde duran, bizden ayrı bir çok insan görüyoruz.

gerçeği anlamanın en dramatik yönlerinden biri de; başka bir insanlar bir şeyler paylaşmak ve ansızın ortak yönlerinizin olduğunu görmek, sizden farklı olmadığını anlamaktır.

anlamanız gereken gerçek; senin içindeki cevher de, benim içimdeki cevher de aynı, tek.
anlamamız gereken, bir başkası yok. aslında herkes tek.

misal ben richard albert olarak doğmadım. ben sadece bir
insan olarak doğdum ve bütün bu.
"ben kimim?" , "iyi miyim, kötü müyüm?" , "başarabilir miyim?,
başaramaz mıyım?" safhasını sonradan öğrendim.
hepsi bu yolculuk boyunca öğrenildi.

sevginin gücü, güce olan sevgiyi yendiğinde,
dünya barışı tanıyacak.
(sri chinmoy ghose [hint şair]

ne ırkçılık, ne cinsel ve dinsel istismar ne de aşırı milliyetçi hareket eskisi gibi işlememeye başladı.
dünya tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti. ve bu bilinç farketti ki, savaş içindeki bir organizma kendini yok eder.

bill hicks eskiden şovlarını şöyle bitirirdi: hayat; lunaparkta bir gezinti gibidir.
ve gezintiye başladığında onun gerçek olduğunu düşünürsün, çünkü zihinlerimiz bu kadar güçlüdür. gezinti bir yukarı, bir aşağı devam eder, döner, döner... seni heyecanlandırır, ürpertir ve parlak renklerle doludur. ve bir süre çok gürültülü ve çok eğlenceli olur.

bu gezintide uzun süre kalanlar sorular sormaya başlarlar: bu gerçek mi? yoksa sadece bir gezinti mi?

ve aradan cevabı hatırlayan insanlar geriye dönüp şöyle derler:
hey, merak etme, korkma sakın. çünkü bu sadece bir gezinti. ve biz bu insanları öldürdük. sussun! susturun şunu. ben bu gezintiye çok yatırım yaptım!
şu çatılmış kaşlarıma bakın.
şu büyük banka hesabıma bakın.
bu gerçek olmalı. (bunlar gerçek olmalı)

bu sadece bir gezinti. ama bunu bize anlatmaya çalışan bütün iyi adamları öldürdük. hiç farkettiniz mi bunu? ve şeytanın fitne tohumları ekmesine izin verdik.

ama önemli değil, çünkü bu sadece bir gezinti. ve bunu istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
bu sadece seçim meselesi:

çaba yok, çalışmak yok, iş yok, para kazanmak yok. şimdi seçim yapın...
korku ve sevgi arasında...*

   sycorax   18.10.2009 13:19 ~ 13:21
   #1678907
16.

güzel hikayeleri, güzel hikayelerle pekiştirerek anlatmışlar.

   edward   19.10.2009 21:22
   #1681923
17.

şahsıma bir kaç kere "ben söyleyince deli / allahsız / komünist / komplo teorisi manyağı muamelesi yapıyorsunuz; o adamlar söyleyince indirip izliyorsunuz. fark ingilizce'de mi? aksanlı da olsa, ben de ingilizce söylerdim bunları" cümlelerini kurdurtmuş belgesel.

üçüncüsü çıkıyormuş: <bkz: zeitgeist: moving forward>

   hosgor   08.10.2010 15:08
   #2200198
18.

bununla aydınlandığını iddia edenler bi zahmet ölsün lütfen. tamam, ilki güzeldi, en azından konu hakkında hiç bir bilgisi olmayan, eco okumaya üşenenler için hoş bilgiler vardı. ama zeitgeist addendum nedir allasen? güzelim ilk filmin de içine ettiler o ikinci filmle. the venus project'miş! he canım he, zaten hepsi dediğiniz kadar kolaydı.
yalnız sitelerindeki ev çizimleri çok iyi, bi tane yaptırıcam sdıfsudfds

   nicholai alexandrovic hel   08.10.2010 15:13
   #2200201
19.

ilk bölümü insanı dinden çıkartabilir. inançlı bir kimseyseniz ikinci bölüme geçmeden bir kelime-i şahadet getirip işinizi ertuğrul sağlama alın derim ben.*

   mad of god   21.02.2011 09:30
   #2306287
 
reklamı kapat

yazdır