tirmali yorum

8.

ne günlerdi..
bilen bilir bursa çocuk esirgeme (sonradan yetiştirme yurdu olan bina) .kurumunun arka bahcesi çekirge yamaçlarına bakar.
oradaki her cocuk arka taraftan cekirgelerin saldırısına uğrayacağı korkusu yaşar.

yüksek tel örgülü kalın taş duvarın üstünden taş atan "dışardan" öğrenciler olur.
bayram ve ramazanlarda içeriye poşetler atar bazı hayır severler..
içinde kullanılmış elbise ayakkabı olur.. belki kaç gece o poşetlerden ağlayan bebek,
kapıları açılıp kapanan oyuncak araba, yatırdığında gözleri kapanan düzelttiğinde o masmavi cam gözleri açılan uzun kirpikli bebekler hayal eder çocuklar.

siyah beyaz televizyona takılan göz koruyucu çerçeveyi istemeden kırdıktan sonra yenilen dayak ve yedirilmeyen öğünlerdir belkide kaçma planları yapmaya neden olan..
her bayram en güzel çocuk benim edasıyla süslenip püslenip harçlık beklemek ziyaretcilerden,çorap hediye edenlere gıcık olmak.
ablam benim güzeldir..güzelde bir cocuk olmuştur.. yeşil kocaman gözleri.. sarı gür sacları..
bense esmer ve bir erkek gibiydim..bizi ayırmasalar diye dua ederdim..

görevlilere isminin yanına anne diye eklemek zorundasınızdır bayan olanlara..
ayşe anne, hatice anne vs.vs gibi. ve sadece müdür'dür müdür baba.

ve orospu çocukluğu bir küfür değil sadece durum tespitidir orada.

bütün anneler despot,bütün babalar kötü kalpli sanırsınız.

ve bir gün büyüdüğümde kot pantolon giyecek, saçlarımı erkek gibi kestirip bakkaldan sarı gazoz alacaktım.

bir yıl içinde bir çok müsamere yaptırılır.yıl başlarında kutlama yapmak günahtır. onun yerine hz. isanın doğumu olduğu için ruhuna fatiha okuttururlar. ben hiç okumadım.
ellerimi gök yüzüne açıp onlarca cocuğun arasında, içimden yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl..herkese kutlu olsun şarkısını söylerdim.
bir gün allah beni taş edecekti..
etmedi.
müdürün oğlunun mobiletini calıp tüm gece şehrin sokaklarında ince bir kazakla dolaştıktan ertesi gün taş kesmişti her yanım ama o sayılmazdı 13.yaşımda.
her yanımın tutulmuş olmasına istinaden, yediğim dayak masaj gibi gelmiş ve beni çok mutlu etmişti.
13 yaşımdayken ayırmışlardı 1 yıldır bizi.
o ara olmuşum behçet hastalığını.

kovulmak.. ve ablamı bulmaktı tüm yaramazlıklarımın asıl nedeni.

uyuyan çocukların yataklarına su dökmek..
ayaklarını ranzaya bağlamak..

öldürmeyen bir zatürrenin ardından..gözler hafif hafif açılanda hayal gibi gelen müdür babanın sesi demişti "hadi gözün aydın ablan geri geliyor"

bahtsızlık mı kadersizlik mi adını koyamadık..
alan aile boşanmış..
geri postalamışlar kızı..

iyi oldu. oh oldu.

her fırsatta tomurcuk memeleri ellemeye kalkan erkek kız demeden kucağına oturttuğu çocukları bedenine bastıran sakallı hademe yi elektrik çarpıp öldürmeden önceki gece hayata karıştık..
şanslıydık..

beraberdik ve ayrılmadık.

ikimize ait bir oda, pembe ve sarı renkli iki yatak.
yumurtanın sarısını yeme denilerek enseye patlatılan bir tokat olmadan ilk kahvaltı..
canım benim, tamam kızım..
ah yavrum..

nede yabancı, nede ilginç ne de sıcak ifadeler..

liseye başlamak..

gelişi güzel kırpılmış saçları ilk kez bir kuaför salonu görüp düzelttirmek.. kafandaki sirkelerden utanmak.
ilk kez regli görüp korkudan ağlamak. ve dünyanın en yakışıklı erkeğini görmek 14 yaşında.

elini uzattı..
-ben gökay, elbisen cok güzel..memnun oldum.

sonsuz bir utanç. elimi uzattım..
memnun olduk bu tanışmadan..

burcun ne?
en sevdiğin ders hangisi..
...

bir kedi bulup eve getirende.. hiç kızmayan bir melek kadın ile aynı evde..
kedim elini tırmalamasına rağmen..

-biz onun tırnaklarını keseriz.. diyerek izin versin diye gözlerinin içine bakmakta iki sulu koca göz..

-tamam yavrum.. ama bi hastalık olmasın veteriner hekime götürelim

bu huysuz kedi tırmalanmadık yer bırakmadı..
hala elimin üstünde taşırım imzasını .

-sen kedilerden anlıyorsun..demesiydi belki de beni cesaretlendiren..
daha ne isteyebilir ki insan, ablam ve kedim.. birde bir melek kadın.

ona anne demeliydik..

bir sabah aniden anne deyiverdik..
acaip geldi.. alışamadık..
o çok sevindi.

genç kızlık günlerinde modaydı taşlanmış kot ve konverse ayakkabı.
arkadan kuyruk bıraktıran amerikan sac modeli..
dersane de tanıdım onu, kemal'di ismi, rize'li..

onu görmek içindi acemi çabalarım.. her gece yatmadan önce kurduğum hayallerim..
kemal'di ismi.. başımı kaldırıp bakamadığım gözleri bir yaprak kadar ürkek ve yeşildi. 3 yaş da büyüktü.

"meçhul aşık" rumuzuyla sırasına bırakılan pulsuz mektuplarım..
aslında hic ona ulaşmamıştı..

"benden hoşlanıyorsun galiba"
"hayır. seni seviyorum."
"üzgünüm...ablanla çıkıyorum"

yeşilcam filmlerindeki ağlayarak koşma sahnelerine hak verip..uygulamak.

45 gün sonra kapandığı odadan.. üniversite sınavı bugün haydi kalk..

hüsranla sonuçlanan bir deneyim..
kötü bir puan.

umutları bir sonraki yıla bağlayamayacak kadar berbat.

tırmala...dur..

işte hayat.

   tirmali yorum   05.12.2008 12:04 ~ 12.01.2009 16:30
   #1103198

başlığın devamı

 
reklamı kapat

yazdır