lou reed

4.

lewis allen «lou» reed (d. 2 mart 1942, abd) abd’li rock and roll şarkıcısı ve güftecisi, brooklyn doğumludur. bir çok lise grubuyla birlikte çaldıktan sonra reed ilk albüm çalışmasını 1957 yılında shades’le gerçekleştirdi. ‘so blue’ parçası zamanın önemli dj’lerinden murray the k tarafından çalınmış olsa da yine o zaman çıkan pek çok single gibi yok olup gitmiştir.

syracuse üniversitesi’nden mezun olduktan sonra lou reed, pickwick records’ta şarkı sözü yazarı olarak işe başladı. yazdığı şarkılardan özellikle «the ostrich» şirket çalışanlarını çok etkiledi ve sonuç olarak reed; primitives adlı grubu kurarak «the ostrich»i single olarak piyasaya sürdü. grupta velvet underground’un ilk oluşumu da adlandırabilmemize sebep olan john cale’de bulunmaktaydı. grubun çalışmaları 1966 - 1970 yılları arasında gerçekleşmiş, lou reed bu dönemde müzikal kariyerinin yönünü de çizmiştir. şarkılarının bir çok kısmında r&b ezgilerini bulundururken şarkı sözlerinde de modern şehir yaşamına parmak basıyordu.

reed’in gruptan ayrılması; primitives’in yaratıcılık açısından boşluk yaşamasına sebep oldu. aynı şey lou reed için de geçerliydi; «lou reed»i piyasaya sürmeden önceki iki yılı müzik dışında işler aramakla geçirdi. londra’da, steve howe ve yes’ten rick wakeman gibi ingiliz sanatçılarla kaydedilen albümde aslında velvet underground için tasarlanmış başarılı parçalar bulunuyordu fakat belirsiz bir prodüksiyon olduğu için albüm adını duyuramadı. bununla birlikte tots’la birlikte çıktıkları turnede başarılarını ispatlayabildiler. velvet underground’un uzun süre destekçilerinden biri olan david bowie, çöküşe geçmiş olan transformer’a destek çıkmıştı.

bu yaşanan karmaşık duruma rağmen bir klasik haline gelen ‘walk on the wild side»da albümde bulunuyordu. parça çok başarılı bulundu ve 1973 yılında ingiltere müzik listelerinde ilk 10’a, amerika müzik listelerinde ise ilk 20’ye girdi. fakat bu popülerlik anlayışına reed karşı çıkıp, berlin’e karanlık dünyasına geri döndü. sado-masoşizm ve nihilizm konularının işlendiği kurslara katılarak edindiği ticari başarıyı bir kenara itip çok az çağdaşının cesaret edebildiği bir tavır sergileyerek hayranlarının karşısına geçti. reed için bu dönem kişisel bir parodiye dönüştü. bu sırada diğer grup elemanları da gitarist dick wagner ve steve hunter çevresinde toplandı. canlı kayıtlar, rock n roll animal ve sally can’t dance’le birlikte solisti olmayan bir grubun amacını ve ulaşabildiği yeri göstermiş oldular. ikinci bir şansı elde eden reed, herhangi bir makama sahip olmayan ve yalın bir albüm olan metal machine music’i double albüm olarak piyasaya sürdü.

albüm farklı çevrelerden farklı tepkiler aldı. avant-garde birliğin elit bölümü tarafından büyük övgüyle karşılanırken, bir diğer kısım ise reed’in tabiriyle bir anlaşmanın çabuk verilen bu son kararını büyük bir hasar olarak değerlendirdi. metal machine music’i reed’in sakin çalışmlarından biri olan «coney ısland baby» takip etti. bu, reed’in o zamana kadar çıkarmış olduğu en sade ve yalın çalışmaydı rock’n roll heart’la özelliğini kaybeden doğal çekiciliğini tekrar elde etti. bu arada varisi olarak nitelendirilen ‘street hassle’la birlikte takrar canlanan gücünü de gösterdi lou reed. bu aynı zamanda reed’in, new york alt kültürlerine olan ilgisinin tekrar su yüzüne çıkıyor olması demekti. ‘dirt’ ve ‘ı wanna be black’ sanatçının solo çalışmalarında rastlanmayan sıcaklığı tekrar su yüzüne çıkarmış oldu. daha sonra piyasaya çıkan çalışmalardan olan ‘the bells’ ve ‘growing up ın public’le lou reed, verimli bir birliktelik olarak nitelendirilen robert quien ile birlikte daha zekice işler peşinde olan bir yorumcu olarak 80’lere daha güçlü bir giriş yaptı.

bir başka amaca yönelik çalışma ise «the blue mask» oldu. bu çalışma, «legendary hearts» ve «mistrial»da bulunan kısa ve güçlü materyallerin bir örneği niteliğindeydi. bu materyaller ise sanatsal açıdan büyük bir başarı olarak kabul edilen ‘new york’un doğuşunun habercisiydi. bu çalışmada artık sound kemiğe dayanmıştı ve adeta lou reed’in karanlık dünyasının nabzını ölçüyordu. şarkı sözleri pesimist ve iyimserlikten oldukça uzaktı, bu tekrar başarıyı yakalamış bir ressamın bu başarıyı elinde tutabilmesi için belki de yapması gereken sevimlilik oyunlarını oynaması yerine ölüm resimlerini çekinmeden yapması gibiydi. ‘new york’ çok görkemli bir geri dönüştü reed için, ve bu görkemli geri dönüşün en önemli getirilerinden biri de dinleyenlerin lou reed’in eski çalışmalarını da merak etmelerine sebep olmasıydı.

‘songs for drealla’ andy warhol’un mezartaşına lou reed’in john cale’le birlikte yazdıkları parçaydı. bu kazanılan tempo ünlü şarkı sözü yazarı doc pomus’un ölümünden etkilenerek yazılan ‘magic and loss’ albümüne de taşındı. iki albümde dramatik jenarasyonun farklı bir yüzünü gösteriyordu. 1993 yılında lou reed, velvet underground’un tekrar oluşumu için arkadaşlarına katıldı. kısa bir birlikteliğin ardından reed, tekrar solo çalışmalarına geri döndü. bu geri dönüşümün sonucunda büyük bir açık yüreklilikle yazdığı ki bunda da laurie anderson’la olan birlikteliği de söz konusu olabilecek «set the twilight reeling» piyasaya çıktı. anderson aynı zamanda 1997 yılında london’s royal festival hall’ı desteklemek için piyasaya çıkan «perfect day»i seslendiren sanatçılardan biri oldu. 1996 yılında ise london’s royal festival hall’da verilen konser «perfect night» belgeseli piyasaya çıktı. «ecstasy» albümü ise yine pek çok çevre tarafından farklı yorumlandı. bir takım çevre albümün çok başarılı olduğunu kabul ederken bir kısım ise yarım bırakılmış olduğunu iddia etti.

lou reed’in daha sonra yaptığı çalışmaların hepsi eleştirmenler tarafından dikkatlice incelendi; yaşlı, genç bir çok çevre tarafından büyük ilgiyle beklendi. bütün bunların yanı sıra lou reed’in gelmiş geçmiş en önemli şarkı söz yazarı ve bestecilerinden biri olduğu kabul edilmiş, aynı zamanda bir çok yeni kuşak grubun veya sanatçının ilham kaynağı olduğu da kabul edilmiştir.

*

   slytanic   23.08.2009 18:02
   #1555231

başlığın devamı

 
reklamı kapat

yazdır