otobus soforlerinin kendi aralarinda cilvelesmesi

1.

otobüsü olan şehirde yaşamak güzel birşey. her gün "acaba kentkart' ı doldurdum mu?", "buseferki de mi dolu gelecek?" ve "benim kalkmam lazım son otobüse beş dakika kaldı" benzeri heyecanların yanında ardarda üç vizeden çıkıp, üstüne bir saat fatura kuyruğunda bekledikten sonra muhtemelen az önce kekli börekli altın gününden dönen teyzeye ver vermek gibi küçük mutluluklar sık yaşayabildiğimiz şeyler değil takdir edersiniz ki..

otobüs şöförlerine de ayrı bir sempatim var. yaptıkları iş çok zor hergün onca yol, insan.. canları sıkılıyor adamların. o yüzden de kendilerince küçük oyunlar oynuyorlar, lise kıyafetiyle binsen bile öğrenci pasosu sorarak gizem yaratıyorlar, düğmeye beş saniye geç basarsan kapıyı açmayarak yolcuya hayat dersi veriyorlar filan. en güzeli de başka bir otobüs gördükleri anda sevinçten ne yapacaklarını şaşırmaları. o dakikadan sonra şakalar, espriler, maymunluklar gırla. hani tepede eşşek kadar "şöförle münasebete girmek tehlikeli ve yasaktır (otomatik kapı çarpar valla)!" yazmasa gidip şap diye öpücem yanaklarından, o derece çocuksu bir sevinç içindeler.

sadece benim yaşadığım şehrin şöförleri mi böyle oynak bilemiyorum ama bu gülmeyen, konuşmaya erinen homur simpsınlar kendileriyle aynı ya da aksi istikamete giden bir başka otobüs gördüklerinde çılgına dönüyorlar. hele de tanıdık bir şöförle rastlaşmışsa oy oy can teslim ediyor adam. kornaya abanan mı dersin, koltuğunda oturup kalkmak suretiyle debelenen mi ararsın? bugün bir tanesi önündeki kağıttan uçak yapıp yolladı öbür şöföre. lisede misin bey amca, sahil boyunda sefada mısın nerdesin? biz böyle cilveleşmedik ergenlikte yau. hoşlandığım çocuga kağıttan bir tuzluk yapıp vermişliğim yok. çok kıskanıyorum bunları. beri yandan ufaktan gıcık da oluyorum sakallı bıyıklı adamları ergen kız telaşında görünce. bir şehiriçi otobüs yolculuğu için bu kadar duygu beslemek bünyeme ağır geliyor artık.

discovery otobüs şöförlerini doğal ortamlarında çekmeyi hiç düşünmüş müdür acaba? çünkü adeta bir pastoral senfoni, bir üveyik kuşunun eşini görünce öttürdüğü ıslık tadında bu cilveleşmeler. birbirlerini gördüklerinde neden bu kadar sevindiklerini bir anlasam o vakit david lynch filmlerine başlıycam zaten. olmuşumdur o saatten sonra. boş bir günümde şöförler odası'na gidip bu soruyu kendilerine sormak istiyorum ama bir çeşit orjiyle karşılaşırım, mezdeke eşliğinde göbek atıp birbirlerini alınlarından öpmelerine tanık olurum korkusundan yeltenemiyorum.

   sincity   15.04.2010 22:53
   #2024143

başlığın devamı

 
reklamı kapat

yazdır