auf der anderen seite

19.

senaryo ve yönetmenliğinde fatih akın imzası taşıyan, 2007 yılında gösterime giren ve cannes film festivalinde akın'a "en iyi senaryo" ödülünü kazandıran film.

başrolde nurgül yeşilçay(ayten-gül) ve baki davrak(nejat) olsa da özellikle tuncel kurtiz'in(ali) oyunculuğu ile film, filmin içine çekiyor izleyeni. ve elbette, nursel köse(yeter) ve hanna schygulla(susanne) atlanmaması gereken isimlerden.

filmde ilişkiler üzerinde çok durmuş fatih akın, iyi de yapmış. karakterleri ve diyalogları öyle oturtmuş ki, izlerken filmi ve karakterleri özümseyebiliyor, hem de sanki hayattan gerçek bir kesit izlediğinizi düşündürüyor. film her ne kadar sonu ve anlatmaya çalıştığı siyasi düşünce ile eleştirilse de -farklı düşüncelerin varlığını görmezden geldiğimiz sürece iyileşme olmayacağından- bu eleştiriler çok etkili değil.

***

fatih akın'ın tüm filmlerinde görülen anarşizm provokasyonu bu filmde biraz daha etkisini gösteriyor. bir cümle ya da bir görüntüyle desteklediği siyasi düşünceyi ortaya çıkaran yönetmen, bu film için özel bir açılım yaparak. konuyu tam olarak bunun üzerine kurulmuş gibi. devlet politilarının (türkiye-almanya) insanların yaşamları üzerine etkileri, ilişkilere politika engeli ve her şeye rağmen insanların birbirinden bağımsızlaştırılmasına isyanı net olarak görebiliyoruz. nerede büyürsen büyü ve yaşadığın topraklar ne olursa olsun, sevgiye engel olamadığının göstergesi. belki de filmin ödül almasındaki en büyük sebep budur.

filmde farklı zamanların iç içe geçmiş kurgusu etkileyici. fatih akın, filmlerinin bir başka klişesi de bu sanırım. temmuz'da (im juli) ve kısa ve acısız (kurz und schmerzlos) filmlerinde de aynı kurguyu kurguyu görmek mümkün. demek ki bu yönetmen başarısını, film senaryosuna borçlu ve yaşamın kıyısında filmi ile bu başarısının meyvesini almış durumda.

   jeu   13.09.2010 21:36
   #2167118

başlığın devamı

 
reklamı kapat

yazdır