fenerbahce nin avrupa da basarili olabilme ihtimalini sevmek

5.

ben senin avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini sevdim

soğuk ve uluslararası
uçaklarda vazgeçtim
avrupa şampiyonluğundan
ve kamp çantamda
otlu peynir kokusuydu uefa kupam...

ben senin bir gün zaragoza'dan
frikik gölü yememe ihtimalini sevdim.

ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(saraçoğlu'nda karbonmonoksitli sonbaharlar yaşanırdı o
zaman) özlemeye başladım şampiyonlar ligini...
ve bu hasret öyle
uzun sürdü ki, uefa kupasını bile özlemeye başladım
sonra...

bizim kemalettin şentürk'lerimiz vardı...
bir de camların buğusuna 6-0 yazma imkanı...

yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda,winning eleven oynamaya başladık...
ben fener oluyordum sen manchester,
geri kalanlar da aston villa...

sarı lacivert boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
pütürlü duvarlara ve eurosporta inat bir
türkçe'yle...
ağbilerimizden öğrendik, ş harfinden
muz orta yapan ümit özat figürleri türetmeyi...

şaraçoğlu'na usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
ve kapalı mekanlarda top oynamayı öneriyordu
haber bültenleri...
oysa saraçoğlu'nda hiç top oynamadım ben.
disiplin kurulunda tartışılan bir pozisyonum olmadı benim...
(sınıfça gidilen pikniklerde ofsayt kokan karşı
karşıyaları saymazsak...)

alkmaar'da usul usul gol yağıyordu... ve belli bir
saatten sonra top oynamamayı öneriyordu haber
bültenleri...
oysa hiç gol pozisyonum olmadı benim...
ve hiçbir karşı karşıya pozisyonda geçmedi adım...
sağlı sollu bindirmelerin ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
sadece...

sana tezahüratlar biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
sen yoktun.. ben, senin avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini
seviyordum, suni teneffüs saatlerinde...

kafileyi taşıyan uçak
seni hep zamansız, amansızca bir deplasman griliğine
götürüyordu... ben, senin benimle bağdat
caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum...

ben senin avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini seviyordum.

yaz sıcağı sahaya çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
gevrekliğini... sonra anelka oluyordum,
kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü...
ne yana baksam henry ve zidane 'dan sanıyordum muz
ortalarını ümit özat'ın... alex oluyordum bir
süre... yanımızdan geçen çikolata renkli topçularla yarışıyordum,
arkam aurelio'nun garantisinde...
tuncay oluyordum... bir kanattan bir başka kanata...
gole yaklaştıkça büyüyordum...

fenerbahçe marşını başına koyuyordum şarkılarımın
listesinin... korkuyordum... sonra iniyordum uçaktan...
hava limanından bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
koşuyordum...

çünkü sonunda oğuz oluyordum
aykut kokuyordum sonunda...

soğuk ve uluslararası uçaklarda vazgeçtim,
fenerli olmaktan...
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu uefa kupam...

ben seni birgün madrid'deki bir spor salonunda...
ben seni (sadece uefa'da final oynayanların bildiği)
üstü 15 dakikada kapanabilen bir stadda...
ben seni, milano'ya mistik ve demli bir çay
kıvamında bakan san siro'nun herhangi bir tribün
damında...
ben seni herhangi bir ingiliz takımının tıklım
tıklım stadında izleyebilme ihtimalini sevdim...

ben senin,
avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini sevdim !

   gobal   16.06.2007 07:08
   #471339

başlığın devamı

 
reklamı kapat

yazdır