opucukbaligi

opucukbaligi
şu anda çevrimdışı
durum: en sevdiğin şarkının 2 dk 31 sn. hangi enstrüman çalıyor?:)
kayıt: 15.04.2013 17:44
son giriş: 5 yıl önce
son online: 5 yıl önce
son entry: 5 yıl önce
 

son yazıları

· roman holiday

· gelis gidis

· kutlama

· mektup arkadasligi

normal hayatlar

 

olmazdı hakkaten… niye olmazdı peki? bi yığın nedeni vardı… ikimiz debiliyorduk. “olursa mahvoluruz, yazık bize, kaldıramayız, bi sürü şeyyanıp yıkılacak” dedi. “şimdi mahvolmuyoruz sanki” diyecek oldum.denmezdi ki.“fen ilerledi artık” dedim. “yürü gidip aldıralım duygularımızı. kelebekte okudum, beyinde aşk merkezi bulunmuş, lazer sıkıyo adamlar oraya.anında geçiyo her şey ertesi gün denize bile girebiliyosun”. devamedicektim aslında, ahmek kaya’nın yorgun demokrat bakışlarını takınıp,savaş ay’ın şiir tonlamasıyla “kafama lazer sıkar giderim” falan diyecektim. gülecektik. yüzüne o türlü bakıp o öksüz tavrımıtakınmıycaktım yani… üzülmeyelimdi. ikimizin elinden de bişey gelmezdi.sürerse daha büyük problem olurdu.. şudur budur du… ama eliylesaçlarımı taramaya başladı manyak, eli kurşun gibi ağırdı.ben bön şimdi. bön bön bakıyourum… pause… madem beni durdurdu o bişeysöylesin diye bakıyorum. yani herhalde öyle bakıyorum. nasıl olduğunubilemiyorum ki. elleriyle durdurdu her şeyi. bazen çok ders çalıştığım gecelerin ertesinde, sabah okula giderken, dün gece hangi dersi çalıştığımı, neyin sınavına gireceğimi hatırlamaya uğraşırdım. ama olmazdı. soru kağıdını elime alıncaya kadar, beynim olan durukluğuyla kafasına göre takılır, benim bilemediğim başka yerlerde kendini gezdirirdi. ondan oldu yine. her şey kesildi...yanağımdan kendi gözyaşlarını sildi. sonra yeniden yüzünü yüzüme örttü. “bi daha birbirimizi görmeyelim” böyle bi cümle yüzüyor aramızda. ama hangimizi naklından geçiyo acaba. benimki durduğuna göre. o düşünüyor olmalı.biliyorum, şimdi yüzlerimiz ayrıldığında, gözleri dolu dolu öyle diyecek. ama yüzünü ayırmadan bana “sakın gitme ” dedi. ondan sonra akan konuşmadan birkaç sözcük algılayabildim… görüşmemek olmazdı.tersine her dakika görüşelimdi. aşk anca öyle ölürdü. şimdi, her şey imkansızken, aramızdaki şey aşk şiddetinde cereyan ediyordu. aşık veysel demişti galiba “sever kavuşamazsın, aşk olur” diye. buydu işte.şimdi bitirmeyelimdi. özetle, tabi ki tam olarak kavuşamazdık ama,kavuşmuşuz, hiç ayrılmıycakmışız gibi yapıp mevcut aşkı hızla yaşamak suretiyle vakitlice öldürebilir, birbirimiz tüketir ve “normal hayatlarımıza” dönebilirdik.bir an“normal hayat” dediği öbür çocuk için üzüldüm. sonra sırasıyla kendime ve o’na, derken o’nun hiç tanımadığı, vaktiyle benim “normal hayatım”olmak isteyen başka bir kıza üzüldüm. ardından, benim “normal hayatı”olmak için çırpındığım bir başka kız çocuğu, elinde gözlerinin rengindeki masmavi bi bayrakla katıldı hüzünler resmi geçidine. bando,sezen aksu’nun delirmeden önceki halinden aşk şarkıları çaldı. sonunda,hayatın bütünüyle anormal bir şey olduğuna karar verdim sonraki günlerde, vurduk patladı, bando çaldı biz oynadık. şehvet tribününü selamladık, bazen susup birbirimizin gözlerinde uçuşan sırları keşfettik, uyuduk, içtik, küçük sevgi notları yazdık, şarkılar tuttuk.normal hayat cepten aradı bazen, hüzün başka bir paralelden dinleyip saatine baktı. bir ara, çok mutlu bi anımda o’na “belki de öldüremeyiz”dediğimi hatırlıyorum. olur a, belki o aşkı öldürmeyi beceremezdik. nitekim koca amerika saddam’ı o meş’um suikastleriyle haklayamıyordu. keza kaddafi… “biz de beceremeyiz belki” . güldü. aslında bende gülsün diye söylemiştim ama gülmekle yetindiğinde, gözlerinden “defin ruhsatı”için gerekli belgeleri birer ikişer toplamaya başladığını okudum. bir gece … 23 nisan şiiri ezberlemiş anaokulu öğrencisi minik bir kız gibi,tedirgin… sigara bile içmeye çalıştı. öksürmesi bitince söyler belki diye bekledim. yok ama söyleyemedi. ezberini unuttu… çok sevimli…ellerini tutup “sen küçüksün, çabuk çıkarsın, istersen cinayeti sen üstlen ” diye açılış yaptım. o kadar ama. sonra bön ben. pause… onunsa bütün tedirginliği bitti. bir sürü konuştu. kendimi çok zorladım, ama söylediği hiç bir şeyi anlamadım. bir ara tuvalete gittiğinde masadaki cep telefonunun ekranında “normal hayat” yanıp söndü. dönüşünde telefonunu çantasına koyarken eğilip yanağımdan öptü. “bir şey söylemiycek misin ” dedi. elimle okey işareti yapıp “operasyon başarılıydı” gibisinden bir şeyler geveledim. “belki her katil gibi cinayet mahalline geri döneriz bi gün” dedi. hayat, ancak normale dönebilirdi oysa...


etiketler: atilla atalay

   opucukbaligi   18.04.2013 21:46

yorumlar (0)

 

laflog

rss.xml